Bundan yaklaşık üç sene önce, 2008 Ağustosunda Datça ile ilgili bir yazı yazmışım. Biraz evvel Google’da sörf yaparken rastladım. Yazıyı yazdığımı da yazıdaki duygularımı da unutmuşum. Ama bir kaç ay önce İstanbul ile ilgili yazdığım yazıyı da, o duygularımı da çok iyi hatırlıyorum. Doğup büyüdüğü yerden gitmesi insanın, sevenlerini, sevdiklerini, ölenlerini, öleceklerini bırakması. Hatta bir [...]
Annem ve babam İstanbul’da doğmuşlar. Annemin baba tarafının İstanbul’dan öncesi bilinemeyecek kadar gerilerde. Babamın babasının kütüğü de, hayatımda bir kere gördüğüm Kapadokya olduğu için, soranlara Nevşehir’liyim diyorum. Ben ise Kanlıca’da doğdum, kütüğüm hala orada. Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında, başka başka programlardan görmeye alıştığımız bir grup insan, İstanbul’dan önce yaşadıkları, doğdukları şehirleri övüyorlardı. Dizi oyuncusu, [...]
Twitter denen illete bulaştım bulaşalı, blogu boşverip meramımı konstantre bir şekilde o platforma kusmaya başladım. Bu platformda nedense karşılıklı yazışma imkanı da var. Ancak karakter sınırı olduğundan, derdini tam ve doğru anlatabilmek için kısa mesajlaşma sektöründe kendine hatırı sayılır bir yer edinmiş olman gerekiyor. Ben ise telefonla gelen kısa mesajlara dahi (ki 160 karakter) alışamamış [...]
Baykal kendine yakışan bir şekilde noktaladı. Hayır, onuruyla istifa etti veya kendini feda etti demiyorum. Kendine yakışanı yaptı ve böylesi çirkin bir olayın faturasını bile CHP’ye kesip gitti. CHP’nin başkanı olduğu andan itibaren, kendini CHP’nin üstünde gören Deniz Baykal, seks skandalıyla siyaset hayatını bitiren bir kişi görünümünü CHP ile özdeşleştirdi. Baykal gitmiştir, gitmemiştir veya kaset [...]
Ölmek istedim bir türlü ölmedim… İlham Behlül Pektaş ne güzel söylemiş. Amir Ateş bestelemiş, Zeki Müren de söylemiş. Aşağıdaki diyalog, Türk Sanat Müziğinin günümüzdeki iki güzide temsilcisinin bir araya geldiğinde yapabildiği tartışmadan ibarettir. Tartışmanın sonunda ise, tüm fikir adamlarına örnek teşkil edebilecek bir biçimde uzlaşıyorlar. Habertürk’ü bu çok faydalı münazarayı televizyonlarında yayınladıkları için teşekkür ediyorum. [...]
Bir zamanlar ağızdan ağıza anlatılan, internette şehir efsanesi durumunda gezinen bir hikaye vardı. Dünya genelinde insanlar komadan çıktıklarında, refleks olarak kafalarını tutarlarmış. Yerinde mi değil mi bakmak için. Ancak iş Türklere geldiğinde, komadan uyanan babayiğit hemen cinsel organını kontrol edermiş. Ne kadar yanlış ne kadar doğru bilemiyorum. Kontrolsuz güç, güç değildir düstürüyla milletimizdeki libido oranını [...]
Sabah sabah ne kadar sosyal terane varsa, hepsinden tanıdık tanımadık bilimum internet böceği veryansın ediyor. Vay İclal Aydın merhume Jacqueline Du Pre’yi bilmiyormuş, Tuna’nın yeni sevgilisi sanmış. Halbuki kendimize dönüp sormamız gereken soru Tuna nereden biliyor Jacqueline Du Pre’yi olmalıydı. Hatta ileri gideyim, biz neden İclal Aydın’ı tanıyoruz? Yahu, salla merhumeyi, Ruhi Su’yu Neşet Ertaş’ı [...]
Doğrusu “koyunun olmadığı yerde..” diye başlar bu atasözümüzün ancak ben, koyunun olmadığı yerlerde mutlu olabildiğim için tersine çeviriverdim. Koyun bulunmayan memleketlerde, sakalından ötürü keçiye çelebi muamalesi yaparlarmış. Benim demek istediğim ise, keçinin olmadığı yerde koyunu adam sanan memleketler. Şimdi koyunlara da ayrımcılık yapıyorum gibi oldu ya, neyse. Bizim ülkede büyük ve küçük baş hayvanlara yapılanlar [...]
Ara verdiğim dönemleri böyle böyle telafi edeceğiz. Açılımla başlayalım… Bir kere açılım bize ters geldi. Şimdi biz, öz be öz Türk ırkının en güzel örneği, ülkenin sahipleri olaraktan açılım yapmaya kalktık. Yani adına ne derseniz deyin, Başbakan olun “Kürt açılımı” deyin mesela. Bu durumda ne oluyor, biz ülke sahibi Türkler açılım yapıyoruz, yani açılma eylemi [...]
Varan Turizm ile yaptığım seyahat sırasında dizüstü bilgisayarım çalındı. Ve ben, dizüstü bilgisayarlar için ayrı bir yönetmelik olması gerektiğini farkettim. Zira diğer değerli eşyalardan ufak bazı farklar içeriyor dizüstüler. Örneğin otobüse binerken, en sevdiğiniz hırkanızı bagaja verebilirsiniz. Ve ya maddi değeri yüksek bir kitabı bavulunuza koyar, bagaja yollarsınız. Ama dizüstü bilgisayarlar için bu geçerli değil. [...]