Durmak Yok, Vurguna Devam

Kategorilenmemiş 2 Yorum »

Dileğim üzerine AKP kapatılmadı.

Bu aslında çok önemli bir olaydır. Hayır AKP’nin kapatılması veya kapatılmamasından bahsetmiyorum. 11 mahkeme üyesinden 7’si kapatılmasın deseydi ve öyle kapatılmasaydı, tamam sorun yok derdim. Aynı şekilde kapatılması da benim için fazla önem teşkil etmiyordu.

Ancak, savcının ” Laiklik karşıtı fiillerin odağı” haline geldiği iddiasıyla açtığı davada, Anayasa mahkemesi şu kararı vermiştir: Evet, ülkeyi ezici bir üstünlükle yöneten AKP Laiklik karşıtlarının odağıdır. Ancak günümüz Türkiye’sinde bu bir sorun değildir.

11 üyeden 10′u, bu iddiayı doğru bulmuştur ama AKP’yi kapatmamıştır.

Bu, Atatürkçü düşüncenin çöküşü, Türkiye Cumhuriyetinin Türkiye Ilımlı İslam Cumhuriyeti oluşunun belgesidir.

Bundan sonra, Türkiye’de tarikatların devletin her alanında kadrolaşmasından, ülkeyi şeyhlerin cemaatlerin yönetmesinden, Türkiye’nin tüm dünyada bir islam devleti olarak anılmasından rahatsız olacaklar ve bunu değiştirmek isteyenler olacaksa, bu kişiler bugün belgelenen yeni Cumhuriyete göre “terörist” sayılacaklardır. Bu sebeple dernek veya parti kurmakla yorulmasınlar, eline silah alıp dağa çıkmaları gerekmektedir.

Tekrar ediyorum, bugün alınan karar bir uyarı, AKP’nin çizgisini değiştirtecek bir ceza değildir. Bu laiklik olmadan da yaşayabiliriz savının halka benimsetilmesidir.

Atatürkçü düşünce çökmüştür.

Şeriat

Kategorilenmemiş 8 Yorum »

Gallup’un araştırmasına göre Türkiye’nin %74′ü şeriat istiyormuş.

Araştırmayı yüzeysel bir biçimde inceledim, şeriat olsa şu sorun ortadan kalkar mı gibi sorularla ortaya Türkiye’nin şeriat istediğini çıkartmış, yurdum gerizekalı medyasının üzerine yeni gelin gibi atlayacağı hesaplanmış, şahane polemik bir araştırma. Yapanları ve emeği geçenleri tebrik ederim.

Mesela, şeriat olsa yolsuzluklar azalır mı sorusuna “evet” diye cevap veren %70 lik kesim şeriat istiyor olmuş.

Neyse ki şeriat tehlikesi yok ülkemde yoksa bu araştırma sorun çıkartabilirdi.

Araştırmadan bir ilginç sonuç da, “Hükümete sonsuz güç verir” olmuş. Manidar tabi. Salaklaştıkça şeriat daha bir fazla güç veriyordur halk üzerinde, eminim.

Peki kalan %26 ne istiyor? Bu araştırmaya göre muhtemelen darbe istiyordur.

Sıradaki Nobel Bana Gelsin

Kategorilenmemiş 5 Yorum »

Sonraki senin olsun.

Liberalleri anlamaya çalışıyorum, zira sözlük anlamı olarak aslen benim olduğumu sandığım şey liberal. Neyse ki aptallar gibi birşeyleri okuduktan sonra “aaa ben şuymuşum” deme huyum olmadığından ve çevre liberallerin ne kadar alık olduklarını gördüğümden, kendime liberal demiyorum. Evet anlamaya çalışıyorum ama, açtım yeşil gazeteyi ne kadar Ahmet Altan yazısı varsa okudum, kırık kalplerin Gabo taklitçisi yazarı kedi olalı bir fare tutmuş gibi. Kitaplarının aksine yazılarının çoğu özgün göründüler bana.

Çok özgürlükçü pek bir demokrat, soyadından yazar kişi eğer ki yazılarının altına yorum yapılabilme özelliğini koyabilecek kadar açık olabilseydi, tek tek tüm yazılarına bir kulp takabilirdim. E burayı bulup da okuma şansı da olmadığına göre, burada da tek tek uğraşamam. ancak sona doğru bir yazısında şöyle kaçırmış:

Üç günden beri sorduğum ve bir türlü kimseden cevabını alamadığım soruyu bir daha sorayım.
Zamanında Susurluk’a karşı çıkan gazetelerle yazarlar şimdi neden Ergenekon’u savunuyorlar?
Susurluk’un varlığı konusunda onları ikna eden kanıt neydi ki o kanıtı Ergenekon için bulamıyorlar?

İlk soruyu pek anlamadım, dedim ya özgünleşmiş bu gazetede diye. Susurluk’a karşı çıkanlar Ergenekonu’u savunuyorlarmış da, kim bunlar. Bir sonraki cümleden çözümlediğim kadarıyla, Susurluk olayının üstüne gidip çözülmesini sağlamak isteyenler, şimdi Ergenekon adlı soruşturmaya neden karşı çıkıyorlar? Baykal’a diyor herhalde.

İkinci soruda ise, Susurluk’un varlığına inanıyodunuz da, Ergenekon’a niye inanmıyorsunuz (O kadar uğraştık ama aaaaaaa) diyor.

Şimdi dediğine göre bunlar en büyük kozları yazarın. E gördüğüm kadarıyla, koltuğunun altında yeşil gazeteyle dolaşan eski devrimcilerden, bu fikir liderliğine inana ve destekleyenlere de liberal deniyor, her ne kadar doğrusu dingil olsa da.

Ey üç vakte kadar nobeli alacak olan çakma beyin ve destekçileri, gerçekten mi böyle düşünüyorsunuz? Hayır burdaki çözümlemeyi,  Ahmet altan denen eziğin (babasından mütevellit ezik) cevabını vermeyeceğim. Ortalama bir zekaya sahip ve 12 yaşını geçmiş herkes bu soruların maksadını ve doğru cevabını çok iyi anlar. Benim merak ettiğim, tıpkı AKP’ye oy verdiğiniz gibi buna da mı inanıyorsunuz, böyle mi düşünüyorsunuz? Nasıl bir salaksınız? Taraf denen saçmalığı kaç salak okuyor çok merak ediyorum (tiraj değil, toplam okunma sayısı değişkendir).

Cabo Verde By Shaman

Kategorilenmemiş 3 Yorum »

Bir haftalık küçük bir kaçamaktan sonra yeniden İstanbul ve yoğun trafiğine kavuştum, pek bir mutluyum…

Bizim Shaman tayfası geçen sene Bodrum Port Yalıkavak’da, yani Yalıkavak içerisinde bulunan marinada bir beach club (Türkçesi yok mu bu Bodrum’un?), yani eskiden plaj dediğimiz şeyden açmışlardı, Cabo Verde By Shaman. Ben uzun süredir Bodrum’dan haz etmediğim için geçen sene gidemedim. Bu sene yoğun baskı sebebiyle, asıl tatil öncesi bir prova mahiyetinde kalktık Yalıkavak’a gittik.

Bundan 5-6 sene önce bir kez daha Yalıkavak’a gitmeye kalkmıştım, 3 gün Yalıkavak Jandarma karakolunda misafir edilip İstanbul’a geri yollanmıştım. Bir daha da Bodrum’a gitmedim, sonra anlatırım.

Bu sefer gideceğimiz mekanın tanıdık olması, tanıdıkların tanıdıkları vasıtasıyla güzel bir butik otelde yer ayırtılmış olması gibi artı puanlarla oyuna başladığım için, içimde güzel hislerle yola çıktım. Sırf Susurluk’ta tost yiyebilmek için uçakla değil, otobüsle yola çıktık. Yoksa benim uçaktan korkmam gibi bir durum söz konusu değil. Efendim, akşam başladığımız yol, sabahın ilk saatleriyle Yalıkavak’da sonlandı ve kendimizi şu meşhur marinaya ve plaja atalım dedik.

Marinalar beni pek açmaz aslında, yani acayip zengin adamlar çekmişler kocaman teknelerini kocaman fiyatlı iskelelere, benim ne işim olur? Benim öyle teknem olsa karaya uğrar mıyım? Ben o kadar zengin miyim, olabilir miyim? Acaba öyle bir tekne alabilecek kadar para kazanınca, onunla gezecek vakit olmuyor da, lüksünden bir marinaya çekip yazlık olarak mı kullanmak gerekiyor bilemiyorum. Neyse efendim marinaya girer girmez kahvaltı olayını aradan çıkartıp, bizimkilerin plaja gitmeye karar verdik. Bir kafeye oturduk, ve poğaça çay vs kısa bir kahvaltı ettik. Dakika bir gol bir, bir adet poğaça (Bildiğiniz pastahane poğaçası, peynirli) 7 YTL çay 5 YTL. Çay da bildiğimiz çay bu arada. Neyse korkmayın, sabahın köründe abuk subuk bir yer bulmuşuz hepsi böyle değilmiş.

Midemize oturan kahvaltıdan sonra kalktık “beach”e gittik. Marina’nın içinde olmasına rağmen, denize girdiğiniz yer marina’nın dışında. Yani marina içinde plaj olur mu derseniz, evet olmaz.Zaten Cabo Verde de aslında marinanın içinde değil. Yani gönül rahatlığıyla yüzülebiliyor, baştan belirteyim.

Bizim çocuklar, bu mekana öyle bir menü hazırlamışlar ki, samimiyetle söylüyorum Yalıkavak marinası içerisindeki hiç bir restorant bu menüyle ne fiyat ne de kalite açısından boy ölçüşebilir. Yukarıdaki kötü örnek gibi direk fiyat vermek istemiyorum ama fiyatlar gayet normal diyebilirim. Üstelik diğer “beach”ler gibi giriş ücreti veya ödemeniz zorunlu bir başka fiyat yok. Zaten bizimkiler de menünün birinci sınıf bir restorant ayarında olduğunun gayet farkındalar ki, beach gece de açık ve yemek servisi devam ediyor.

Deniz ürünleri dört dörtlük, yiyeceğiniz deniz ürünlü yemekler herhangi bir balıkçı restoranında yediğiniz fiyatlarda ve çok kaliteli. Benim denediğim soğuklar arasında vişneli yaprak sarma vardı ki, parmaklar da kolaylıkla karışabilir yerken. Kavun dolması, ne duymuş ne yemiştim, harika. Bunlar gibi başka yerde bulamayacağınız bir çok değişik yemek mevcut. Yolunuz düşerse tereddüt etmeyin.

Ayrıca, akşamları canlı müzik. Biz oradayken Amerikalı, Polonyalı, Barbados’lu gibi değişik ülkelerden oluşan bir caz orkestrası vardı. Bir gece sonra da Kübalı bir grup sahne alacaktı ama yetişemedik. Canlı müzik vesilesiyle barı da tanımış olduk. “Frozen” denen meyve, buz ve votka karışımlı kokteyller fazla alkole kaçmak istemeyenler için ideal, bunun yanında çok şahane Mojito yapıyorlar denemeden geçmeyin. Müzik elbette harikulade, boşuna “By Shaman” dememişler.

Velhasıl bizimkiler yıllar önce İstanbul gecelerine Shaman ile getirdikleri yeni soluğu, Yalıkavak’a taşımışlar. Hıncal Uluç’a ithafen, gidin görün diyorum :) Ben üç gün boyunca minderlerde yan gelip yattım, bıraksalar yaz sonuna kadar da yatardım.

Liberaller Aptal Mıdır, Faşist Midir?

Kategorilenmemiş 4 Yorum »

Adına Ergenekon denilen soruşturma kapsamında gözaltına alınanlar bırakılmaya başlandı. Tabi bazılarını mezara bıraktılar, o konuya girmek istemiyorum bile.

Hazırlanan iddianamede darbe planlarına yer verilmediği açıklandı, demek darbeyle alakalı bazı kişilerin de serbest bırakılması yakındır.


Kala kala en başta darbe planı yapmakla alakasız bir şekilde, bazı diğer suçlardan alınanlar dışında kimse kalmayacak. Onlar da hüküm giyerse ne ala, görünüşe göre 30 yıldır davaları süren eski moda “terör örgütlerine” dönecek bu iş.

Peki benim güzel yurdumun “Kurtlar Vadisi Liberalleri” kör mü yoksa salak mı? Nazi yönetimini 2008 koşullarında hiç aratmayan faşist bir düzenin çanak yalayıcıları olduklarının farkında değiller mi? Peki güzel yurdumun güzel insanları? Onlar demokrasi ve hukuk takma adıyla yapılan faşizmi görmüyorlar mı, yoksa ancak bu kadar mı görebiliyorlar?

Bir hatırlatma, faşizm vatanını ve toprağını sevenlerin tekelinde değildir. Her türlü düşünceye sahip olduğunu düşündüğünüz herkes de faşistlik yapabilir. Gözünüzü açın, Amerikan vatanperverliği yapan bir “Türk”ün faşistliği ancak köşeyi dönene kadar olur, Türkiye’yi seven Türkler faşizme başlarsa, Amerika hoca efendinize yaptığını size de yapar, aklınızda bulunsun.

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in