Bir haftalık küçük bir kaçamaktan sonra yeniden İstanbul ve yoğun trafiğine kavuştum, pek bir mutluyum…
Bizim Shaman tayfası geçen sene Bodrum Port Yalıkavak’da, yani Yalıkavak içerisinde bulunan marinada bir beach club (Türkçesi yok mu bu Bodrum’un?), yani eskiden plaj dediğimiz şeyden açmışlardı, Cabo Verde By Shaman. Ben uzun süredir Bodrum’dan haz etmediğim için geçen sene gidemedim. Bu sene yoğun baskı sebebiyle, asıl tatil öncesi bir prova mahiyetinde kalktık Yalıkavak’a gittik.
Bundan 5-6 sene önce bir kez daha Yalıkavak’a gitmeye kalkmıştım, 3 gün Yalıkavak Jandarma karakolunda misafir edilip İstanbul’a geri yollanmıştım. Bir daha da Bodrum’a gitmedim, sonra anlatırım.
Bu sefer gideceğimiz mekanın tanıdık olması, tanıdıkların tanıdıkları vasıtasıyla güzel bir butik otelde yer ayırtılmış olması gibi artı puanlarla oyuna başladığım için, içimde güzel hislerle yola çıktım. Sırf Susurluk’ta tost yiyebilmek için uçakla değil, otobüsle yola çıktık. Yoksa benim uçaktan korkmam gibi bir durum söz konusu değil. Efendim, akşam başladığımız yol, sabahın ilk saatleriyle Yalıkavak’da sonlandı ve kendimizi şu meşhur marinaya ve plaja atalım dedik.
Marinalar beni pek açmaz aslında, yani acayip zengin adamlar çekmişler kocaman teknelerini kocaman fiyatlı iskelelere, benim ne işim olur? Benim öyle teknem olsa karaya uğrar mıyım? Ben o kadar zengin miyim, olabilir miyim? Acaba öyle bir tekne alabilecek kadar para kazanınca, onunla gezecek vakit olmuyor da, lüksünden bir marinaya çekip yazlık olarak mı kullanmak gerekiyor bilemiyorum. Neyse efendim marinaya girer girmez kahvaltı olayını aradan çıkartıp, bizimkilerin plaja gitmeye karar verdik. Bir kafeye oturduk, ve poğaça çay vs kısa bir kahvaltı ettik. Dakika bir gol bir, bir adet poğaça (Bildiğiniz pastahane poğaçası, peynirli) 7 YTL çay 5 YTL. Çay da bildiğimiz çay bu arada. Neyse korkmayın, sabahın köründe abuk subuk bir yer bulmuşuz hepsi böyle değilmiş.
Midemize oturan kahvaltıdan sonra kalktık “beach”e gittik. Marina’nın içinde olmasına rağmen, denize girdiğiniz yer marina’nın dışında. Yani marina içinde plaj olur mu derseniz, evet olmaz.Zaten Cabo Verde de aslında marinanın içinde değil. Yani gönül rahatlığıyla yüzülebiliyor, baştan belirteyim.
Bizim çocuklar, bu mekana öyle bir menü hazırlamışlar ki, samimiyetle söylüyorum Yalıkavak marinası içerisindeki hiç bir restorant bu menüyle ne fiyat ne de kalite açısından boy ölçüşebilir. Yukarıdaki kötü örnek gibi direk fiyat vermek istemiyorum ama fiyatlar gayet normal diyebilirim. Üstelik diğer “beach”ler gibi giriş ücreti veya ödemeniz zorunlu bir başka fiyat yok. Zaten bizimkiler de menünün birinci sınıf bir restorant ayarında olduğunun gayet farkındalar ki, beach gece de açık ve yemek servisi devam ediyor.
Deniz ürünleri dört dörtlük, yiyeceğiniz deniz ürünlü yemekler herhangi bir balıkçı restoranında yediğiniz fiyatlarda ve çok kaliteli. Benim denediğim soğuklar arasında vişneli yaprak sarma vardı ki, parmaklar da kolaylıkla karışabilir yerken. Kavun dolması, ne duymuş ne yemiştim, harika. Bunlar gibi başka yerde bulamayacağınız bir çok değişik yemek mevcut. Yolunuz düşerse tereddüt etmeyin.

Ayrıca, akşamları canlı müzik. Biz oradayken Amerikalı, Polonyalı, Barbados’lu gibi değişik ülkelerden oluşan bir caz orkestrası vardı. Bir gece sonra da Kübalı bir grup sahne alacaktı ama yetişemedik. Canlı müzik vesilesiyle barı da tanımış olduk. “Frozen” denen meyve, buz ve votka karışımlı kokteyller fazla alkole kaçmak istemeyenler için ideal, bunun yanında çok şahane Mojito yapıyorlar denemeden geçmeyin. Müzik elbette harikulade, boşuna “By Shaman” dememişler.
Velhasıl bizimkiler yıllar önce İstanbul gecelerine Shaman ile getirdikleri yeni soluğu, Yalıkavak’a taşımışlar. Hıncal Uluç’a ithafen, gidin görün diyorum
Ben üç gün boyunca minderlerde yan gelip yattım, bıraksalar yaz sonuna kadar da yatardım.
Recent Comments