Sat sat bitmiyor, ne kominist bir ülkeymişiz?
Kemal Ağa

İran İncirlik Üssünü Vurursa…

2 Yorum »

İran günün birinde İncirlik üssünü vurursa şaşırmayalım. Çok büyük ihtimalle durup duruken vurmayacaktır.

İHA’nın bugün geçtiği bir haberde “Yarı resmi Fars ajansının haberine göre, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in danışmanı Mücteba Zolnur, “Eğer Amerika veya İsrail ateş açar ya da ülkemize füze atarsa, İran silahlı kuvvetleri İsrail’in kalbini ve bölgedeki 32 Amerikan üssünü hedefleyecektir” dediği yer alıyor.

Amerika İran’a girer mi dersiniz? Bir kısım giremez diyor, doğru olabilir. Ama Amerika İran’a saldırabilir. Çünkü Amerika’nın teoride İran’a saldırması ile Irak’a veya başka bir bölge ülkesine saldırması açısından fark yok. Çevre üslerinden füze yollayacak. Muhtemel kaybı göze alır mı, evet alır. İran da diyor ki, eğer bana saldırırsa ben de üslerini vururum.

İran menzili içerisinde bulunan ve en fazla nükleer bombanın barındırıldığı üs olduğu söylenen İncirlik de, en göz önündeki hedeflerinden biri. İncirlik halkı telaş içindeymiş, beldeyi terkedenler varmış.

Türkiye’de son günlerde yaşanan her gelişme, Amerika’nın İran’a saldırma planın bir parçası olabilir. Türk halkının İran “belasına” karşı tavır alınması isteniyor olabilir. CHP milletvekili, meclise dört kere önerge veriyor İncirlik ve Atom bombası ihtimali incelensin diye, gündeme bile alınmıyor. İncirliğe gidiyor, içeri almıyorlar.  Daha dün TSK binbaşısını yatırıp kelepçelemedi mi Amerikan cavuşu?

Ha verdiysek oraları Amerika’ya, şaşıralım da, vermediysek ya da öyle sanıyorsak, kendimizi durup dururken İran ile nükleer bir savaşın ortasında bulursak…

Gene de şaşıralım biz, di mi?

Bugün Kaybettiğimizi Anladım

16 Yorum »

Bugün, 12 Eylül döneminin çok sert devrimcilerinden, gözaltı, işkence ve yıllarca hapis görmüş bir büyüğüme rastladım.

“Tansu” dedi. “Bunlar bu suçları gerçekten işlemiş, üzerine giderek çok iyi yapıyorlar”.

Bir anda, karşımdaki kim olursa olsun bu konuda söyleyecek binlerce şeyim olmasına rağmen, kalakaldım. Ağzımdan bilmiyorum der gibi bir bükülme çıktı sadece.

O an kaybettiğimizi anladım, davayı, vatanı veya bir ideolojiyi değil.

O an, neden bir devrim daha yapılamadı anladım.

O an yapılan devrim neden başarısız oldu anladım.

Size anlatabilir miyim, bilmiyorum.

En vahşi idareleri gören insanların, balyozun en büyüğünü tepelerine yiyenlerin bunu diyebilmesi, bu operasyonda alınanların suçlu olduklarını ve iyi yapıldığını söyleyebilmesi ne demek?

Bu insanların yaptığı, bilinen bir eylem yokken, sadece sözde eylem planları varken, ki bunlar da henüz iddia bile değilken, bütün bu nazi uygulamalarını eskinin darbe yemiş devrimcileri bugünün mecburi liberalleri hoş görebiliyorlarsa, ben neden devrim yapılamadığını anlıyorum. Çünkü gerçek devrimciler ölürken, siz kitap bu konuda ne diyor diye bakıyordunuz. Şimdi de aynı kitap size, marksizim çöktü, liberal olacaksınız diyor. Siz nazi uygulmasını hoş görebiliyorsunuz. Kime yapıldığı umurumda değil, suçlu veya suçsuz.

Çok ama çok sıkkın canım şimdi. Bunları kimden duysam koymazdı da, bana ne yapsak boş olduğunu anlatacak kişilerden duymak çok ağır oldu.

Fethullahın köpeği olarak yaşamaktansa, Ergenekoncu faşist olmayı yeğlerdim ben onların yerinde olsam.

Eşşekliğin büyüğü de, eşşeği eşşek gibi sırtında taşımakmış derler.

Geleneksel Tuncay Özkan’a Sorular Yazısı

2 Yorum »

Beni artık az çok tanıyanların bile, bana Tuncay Özkan destekçisi muamalesi yaptığını esefle izliyor ve üzülüyorum.  Halbuki en şatafatlı döneminde kendisi hakkındaki şüphelerimi dile getirmiş, içten içe de keşke dediği gibi biri olsa, keşke dediklerini yapabilse diye de duacı olmuşumdur.

Bir şekilde kendisi hakkındaki şüphelerimden doğan sorulara bir türlü cevap alamadığım Tuncay Bey’e gene bir kaç sorum var. (bu arada destekçileri de verse cevapları bana yeter ama…)

1. Kaç kişi kalındı? Sitede hala bir milyon 300 bin kişi görünüyor ama artık öyle olmadığı çok açık ve net.. Lütfen gerçek rakamı, çifte kayıtlar ve fethullahçı kayıtları da çıkartıp kamuoyuna açıklayınız.

2. Bu kadar kişiyi sitesine, derneğine, partisine vesaire üye etmiş bir “ulusalcı” olarak, son dönemdeki olaylara neden sesiniz çıkmıyor? Yoksa kanalınızın satışıyla ilgili bir anlaşma mı yapıldı?

3. Parti kuruyorsunuz ve iktidara talipsiniz.

3.a, Başarısız olmuş bir fikir lideri olarak, neden yıllardır eleştirdiğiniz dinozorlar gibi yola devam etmekte kararlısınız? İstifa edip, yerinize daha temiz birini getirmeniz gerekmez mi?

3.b, Düşmanlarınız ve sürekli karşınızda olanlar yüzünden kanalı batma noktasına getirip, “düşmana” sattınız. Yarın bir gün olur a iktidar olursanız, aynı düşmanlar ve karşınızda olanlar gene olacağına göre, başarısız olup vatanı da düşmana bırakabilir misiniz?

4. Her yerde görüyorum yeni kanalınızın açıldığını ama üçüncü sınıf popçu kliplerinden başka bir şey göremedim ben. Hayırdır?

Bokatanyan

1 Yorum »


Sonradan “olma” bir Agos gazetesi çalışanı, iş ve hayat ortağına bok atmakla suçlanıyor. Mecaz değil, sahici bir şekilde bu civanyan, yaptığı dışkıları bir kavanozda biriktirmek suretiyle çoğaltıp karısının ve birlikte kitap yazmışlığı olduğu için iş ortağının üzerine atıyor. Mevzu taamüden bok atma olarak literatüre geçebilir.

Olaylar burada bitmiyor. Bu dartanyan Agos gazetesinde çalışmaya devam ediyor. Gazetenin kadın çalışanları, hemcinslerine böyle bir harekette bulanan zat ile aynı yerde çalışmaktan rahatsızlık duyduklarından olay çıkartıyorlar. son derece tarafsız ve liberal gazetenin yönetimi, bu konu bizi bağlamaz diyor ve Hrant’ın rantı yavaştan kesilmek üzereyken böylesi bir rating unsurunu elbette gazeteden dışlamıyorlar.

Kadın kısmı işte, bırakmıyor işin peşini imza topluyor ediyor, uğraşıyor. Takmışlar adamcağıza bir kere illa attıracaklar. Velhasıl bir kampanya başlatıyorlar ancak, insanlar bu kampanyayı imzalarken ilgili metinde dingilyanın gazeteden atılması ile alakalı bir içerik bulunmuyor. Ne zaman ki yeterli imza toplanıyor, kadınlarımız metine atılma taleplerini de ekliyorlar.

İşte Ermeni soykırımı dediğimiz olay da, böylece tüm dünyada kabul gören bir gerçek haline geliyor.

Olağan Şüpheliler

Yorum Yap »

Bryan Singer’in yönettiği Christopher McQuarrie’nin yazdığı 1995 yapımı Amerikan filmi, Oscar da kazanmıştır. Konusu kısaca şöyle:
Beş adet yetenekli ama büyük işlere imza atmamış suçlu aynı hücreye eften püften bir sebepten atılır ve serbest bırakılır. Elbette bu beş kişi aynı hücrede zaman geçirdikten sonra büyük suçlar işlerler.
Bugün öğrendiğim bir şeyden sonra aklıma bu film geldi. Tabi örnekler pek doğru değil, çünkü filmdekiler suçlu. Sinan Aygün’ün gözaltında oturduğu yerde “beni zorla Başbakan yapacaklar” diye tekrarladığını duydum.

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in