Bilog Yazmayın, bilog! Tutmaz Karadeniz'de
Ismayıl Dürrük

Hafıza Kaybı

2 Yorum »

Oral Çalışlar bugünkü yazısında Boğaziçi Üniversitesindeki türban gerginliğinden bahsetmiş. Bugüne kadar kendi içinde bu sorunu halleden üniversite, yeni rektörle birlikte gerilmiş.

Halbuki Boğaziçi Üniversitesi’nin “özgürlükçü” bir geleneği varmış. Daha da güzeli şöyle demiş; “1968 gençlik hareketleri içinde o zamanki adı Robert Kolej olan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri etkin şekilde yer aldılar”.

Oral Bey herhalde şaşırdı. Boğaziçi Üniversitesi 68 hareketlerinde eylem yaptı. Yaptı ama, öğrencilere otopark açılsın diye yaptı. Deniz’le katıldığı işgallerde bir tane Boğaziçili var mıymış acaba, iyi bir düşünsün derim.

Boğaziçinden bu gibi konularda pek performans beklememekde fayda var… Şimdi saydıracak bana mezunları, kalpler kırılacak…

Bu Ne Perhiz, Bu Ne Izdırab?

2 Yorum »

Bir Deniz Feneri’dir gidiyor. Suratındaki arsız sırıtmayla, nasılsa bize de bir faydası dokunur niyetiyle bu derneğe bağış yapanları “tenzih” ederek, “cenneten arsa kapma” veya “dindar dernektir verelim” diye bağış yapanlara enlemesine giren bu fenerden Allah bin kere razı olsun diyorum. Tabii halen, o ne bitmez tükenmez umuttur, bir umutla aklanacağını düşünenlere de ayrıca “selam” olsun.

Şahsen ne fenere ne de herhangi bir “dini” kurum ve kuruluşa (cami önü dilencileri dahil) tek kuruş kaptırmamış bir vatandaş olarak, hayatımda ilk defa, sağda solda gördüğümde “aha AKP’li” önyargısına sahip olduğum şu arsız sırıtmayı rabbim bana da nasip etti sonunda. Hani elinde tuzluk her hıyara giden adamın, dindar versiyonuna giren bu kazık beni ziyadesiyle memnun ve mesut etti. Bilmeden bir hakkım geçtiyse bu derneğe helali hoş olsun.

Basın savcısının eline teslim bu yolsuzluk davasından çıkan herhangi bir sonucun, maraba nezdinde ağaya bir zeval getirmeyeceğinden eminim. Ha Doğan medyası yeni gelin gibi peşinde midir olayın? Değildir. Bir bloga yapmıştım ilk günlerinde bir yorum, körler sağırlar birbirini ağırlar. Özkök yönetimindeki uzlaşmaya ramak kalmış olması lazım hesaplarıma göre.

Ancak, kısa vadeli geriye dönük olarak ve de an itibariyle, Deniz Feneri üzerinden AKP’ye haldır huldur girişen Doğan medyası acaba samimi mi? Evet bana göre uzlaşacaklar ortak paydada (USD), ama yanlıyorum diyelim. Doğan medyası samimi mi, yada ne samimisi elbette değil, gerçekten karşısındakini yıpratmak için mi yapıyor bu saldırıyı? Bakalım:

Doğan medyasının  Deniz Feneri’ne ve hükümete en fazla abanan organı, Vatan Gazetesi. Gene Fener ile ilgili bir haber, RTÜK şeysi televizyona çıkıp halkı kandırmış (bir yaşıma daha girdim). Elindeki belge, söylediği belge değilmiş (bana ne?).

Ancak haberin hemen üstünde, Doğan medyasına çatır çatır parasını ödeyerekten verilen reklama dikkat çekmek istiyorum. Kimse Yok Mu (bir müddet “mu” yu birleşik yazmışlardı) Derneği.

Samanyolu TV’den.

Avrupadaki vatandaşlardan para topluyor.

Bizim mazlumlara dağıtıyor.

Anında hasıraltı edilmiş, ancak Deniz Feneri ile en az Almanya’daki Deniz Feneri ve Türkiye’deki Deniz Feneri dernekleri arasındaki ilişki kadar ilişkili. Yani, Barış akarsu hayranı uğrar felan, dümdüz söyleyeyim, birebir ilişkili(ydi).

Bi beş dakka daha, noooolur…

From Blog

Yazı Sildim

6 Yorum »

Sanıyorum blogdan ilk defa bir yazıyı sildim. Geçen hafta yazdığım, bir Digiturk çalışanının kaba saba e-postası hakkında yazdığı yazı ve dolayısıyla altındaki yorumlar artık yok.

Bu blogda yazılarımı bile düzenlemiyorum halbuki, bazen heyecanla yazdığım bir yazıda imla hatası varsa uyarıyorlar. Onları bile düzeltmiyorum. Çünkü yazı düzeltmek, yazı silmek gibi şeyler bana pek demokratik (sen ne anlarsın demokrasiden faşo)  bir yaklaşım gibi gelmiyor. Düşünün ben siyasi bir yazıda çok büyük bir hata yaptım, veya faka bastım. Karşı düşünceden arkadaşlar bunu değerlendiğinde “haydeyin, tükkan benim” diyebilirim. Veya şunun yapıldığını çokça görüyorum, örneğin adam blogunda yazmış: “Ve Mustafa Kemal kurtuluş savaşını anafartalar’da kazanmış oldu”. Altına hemen bir yorum gelmiş, “Çanakkale savaşı kurtuluş savaşında değil len, dıngıl.” Bizim blogcu da hemen olayı toparlıyor, “özür dilerim, düzeltiyorum yanlışı.” halbuki, cahil olduğun bir konuda yazmışın, açmışsın google’ı yazmışsın işte, neyi topluyorsun daha… Bunu istemiyorum, bu sebeple de yazıları bir şekilde değiştirmemeye gayret ediyorum.

Sildiğim yazıya gelince, kesinlikle içime sinmeyen bir siliş oldu.  Ben o adamın adı aratıldığında o yazının herkesçe okunmasını çok isterdim. Mevzuyu hatırlamayanlar için, internette bir siteden, Youtube benzeri bir sitede yayınlanan maçları veren bir webmaster’a, Digiturk’un “fraud” müdürü, mahalle ağzıyla bir e-posta atmıştı. Bu arkadaş bu postayı popüler bir forumda paylaşınca bana da olayı buraya aktarmak ve malum Digiturk çalışanının yanlışını sergilemek düştü.

Aslında olayda, youtube benzeri sitenin dışında bir suçlu asla yok. Yeni kanuna göre, başka bir sunucuda barındırılan içeriğe, yasadışı da olsa link verebilirsiniz. Sizi bağlamaz. O yüzden bu webmaster arkadaş, tam da Digiturk çalışanın yapmak istediği plana düşmüş oldu. Mahalle ağzıyla yazılmış, direk alır sopayı gelir döverim tadında bir mesajdan çekinilmiş oldu. Halbuki, kanunen bir şey yapabilecek olsa çoktan yapardı, o postayı belki tırsar da kaldırır diye attı.

Bana gelince de, bu webmaster arkadaşı Digiturk avukatları arayıp daha da bir korkutmuşlar belli ki, benden rica etti kaldırmamı. Yazımın kaynağı da bu arkadaş olduğu için kaldırdım.

Ama söylemezsem uykum kaçar, Digiturk’de çalışan büyük bir hödük var:)

Hötten Zötten Anlar Olduk Sonunda.

5 Yorum »

Evde sabit IP adresi kullanıyorum. Yani benim ADSL bağlantıma ait IP adresi, öyle modemi açıp kapayınca değişmiyor. Hep aynı. Neden derseniz bir nedeni yok, ADSL’ye başvururken içimden TTnet’e aylık 2 lira fazladan ödeyesim gelmiş. Bi türlü de değiştiremedim. Ta anasının nikahına gitmek gerekiyor.

Neyse bundan iki yıl önce felan, birden bire internetim kesilmişti. Aradık tabi malum destek hizmetini, akşama kadar uğraştık. IP adresimi değiştirmişler, neyse ki akşama doğru biri anladı da bişeyleri “resetledi”, düzeldik cümleten.

Bu haftasonu da, evden aradılar. Birisi telefon etmiş, IP adresimizi değiştirmişler. Bilgilendirme için aramışlar, IP adresiniz şu şu oldu diye. Tamam, en azından bu sefer ne yaptıklarını biliyorlar di mi? Siz öyle sanın.

Eve geldiğimde internet yoktu. Rutin şeyleri tekrarladım. Modemi yeniden başlatma, önbelleği temizleme falan filan. Yok, internet yok. Mecburuz muhatap olacağız.

Aradım malum destek birimini. Her aramada söylenen otomatik yönergelere otomatik cevaplarımı verdim. Tamam arıza kaydı açıyoruz dediler, ki bu iyi birşey. Arıza kaydı açtıklarında arayan adam veya kadınların sesinde, beline tuhaf cihazlar takmış, bir direğin üstünde kabloları kesip biçen, ne yaptığını bilen biri havası oluyor. Halbuki daha küçükçe bir destek biriminde oturan tipler bunlar da.

Neyse kadın dedi ki, “modeminizi yeniden kurdunuz mu?” Modemi neden yeniden kuruyorum yahu, bi yığın ayar var. IP değişince modem kurmanın ne faydası olacak? Bakın orda “resetlebilen” birşey var, onu resetleyin düzelecek, iki yıl önce de olmuştu aynısı. Kadın aynı kadın, “yok modemi kurmanız gerek yeni baştan, arkasında bir düğme var, oraya iğneylen basın biraz, sıfırlanır.” İyi de sıfırlamak isteyen kim ulan? IP değişti diye modem sıfırlanmaz, siz resetleyin bişeyleri. “Yok önce bunu deneyin sonra”. Lan binbeşyüz tane ayar var hepsini gene mi yapıcam? “Evet”. Ananın…

Soktum bi 0.5 kalem modeme, sıfırladım. Kurdum murdum yok. İnternette tık yok.

Aradım gene büyük destek birimini, ama sinirliyim. Çocuk otomatik yönergeyi bana sözde yaptırırken tepem birden bir attı. Şunlara benzer birşeyleri arka arkaya giydirdim durup duruken. “Lan siz ne beceriksiz heriflersiniz, çalışan şeyle niye oynuyosunuz bilmemkaç kilometre öteden? Ben mecbur muyum sizin salaklıklarınızla uğraşmaya? Saat 11 oldu internet yok, neymiş efendim TTnet IP değiştirmiş. Edeyim sizin yapacağınız işin ta ortasına, on dakika veriyorum, o arıza kaydı alanlar bunu halletmezse, ramazan falan dinlemiyorum gidiyorum Paşabahçe’ye (yerlerini biliyorum) sopayla. 10 dakikaaa.. ÇAAAT

15 dakika sonra internet geldi…

Akşama modem yandı :):)

Seyfi Erol Google’ı Satın Almış

7 Yorum »

Haberimiz yok ulan…

Akıllı adamı salaklaştırma yeteneğine sahip HaberTürk’den müthiş bir haber. Seyfi Erol, her kimse, hayatı kolaylaştıran sayısal platform olarak tanımladığı yeni nesil arama moturunu yayına sokmuş..

Ve Habertürk’e göre bu arama motoru google’a rakip.

Tabii ki rakip, çünkü bu arama motoru bizzat google’ın kendisi.

Adamcağız, google adsense’e sahip olan herkesin kolayca ulaşabildiği, Google Adsense Arama motorunu güzelce sitesine ekleyivermiş. İşin garibi, sanıyorum ki kendisi de bir bok yediğini sanıyor :)

Al benimki daha bi kolaylaştıran simgesel platform:

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in