Sat sat bitmiyor, ne kominist bir ülkeymişiz?
Kemal Ağa

Bu İş Zor Yonca

Yorum Yapın

Ozanların ne anlattığına çok dikkat etmek gerekir. Çünkü acımaları yoktur ozanların. Ya gerçeği gözünüze sokarlar, kafanızı çevirirsiz. Gene koyarlar gözünüzün önüne, bu sefer diğer tarafa çevirirsiniz.

Ya da yalan söylerler gözünüze baka baka, alıklaşırsınız. “Kimseyi böyle sevmedim” der, inanırsınız.

Ozanın birine baldızı sormuş, “nasıl yaşıyorsunuz bu ülkede?” diye. Ozan ya, yazmış hemen:

bu iş zor, çok zor yonca
çünkü gülmeyi unutunca
taş yüreklerde kilitli duygular
kapılar açılmayınca

bu iş zor, çok zor yonca
çünkü bizler istemeyince
en çok bağıran en doğru sayılır
insanlar işitmeyince

bu iş zor yonca
çünkü insanlar günler boyunca
hiç soru sormadan durur

bu iş zor, çok zor yonca
çünkü sevmeyi bilmeyince
bahar gelir, farkedilmez olur
insanlar görmeyince

bu iş zor yonca
çünkü insanlar aylar boyunca
hiç soru sormadan durur

bu iş zor, çok zor yonca
çünkü bizler duymayınca
birinin eli herkesin cebinde
insanlar umursamayınca

bu iş zor yonca
çünkü insanlar yıllar boyunca
hiç soru sormadan durur…

Bir başka ozan aynı soruya şöyle cevap verip, baldızın şirazeyi dağıtabilir:

bir bilsen ki ne hallerdeyim
kaybolmusum nerelerdeyim
bir gun dudakta bir gun tendeyim
guzel gozlerinin meyhanesinde

Ölümü anlatır bazısı. Hep kötüdür ölüm, sondur. Filmin bittiği, ışıkların söndüğü yer. Çok az insan ölen için üzülür, ölen gibi bakmak hayata zordur. Ölenin artık söz hakkı olmaz, cevap veremez. Ölen sana sövdüyse bir vakit, bilemezsin artık neden sövmüştü. Kimileri hayatı bir şiir dizesindeymişçesine yaşar, ardından bir ozan yazar. Aynı kişidir onlar ve ölümü yenmenin tek yoludur bu. Birisinin içinde yaşamak, o olmak, sen olmak, çocuk istemek.

Siz bilmezsiniz belki ama, çok dize öldürdük biz. Hem hayatlarını dizelerde geçirenleri hem dizeleri. Bak gene ozanın biri yazmış, ikisini de öldürdük:

Henüz çocukluğumuzu bile yaşamamıştık. bir kadın eline değmemişti ellerimiz.
Bir sevgiliden mektup bile alamamıştık daha.
Bir gece sabaha karşı, pranga vurulmuş ellerimiz ve ayaklarımızla çıkarıldık idam sehpalarına.
Herkes tanıktır ki korkmadık. İçimiz titremedi hiç.
Mezar toprağı gibi taptaze, mezar taşı gibi dimdik boynumuzu uzattık yağlı kementlere.
Asıldık ey halkım, unutma bizi…

Bugün birini daha öldürüyoruz. Nedenini bilmeden zindanda çürüttüğümüz birini. Bunu da unuturuz, ozanını da. Nasıl yaşıyorsun bu ülkede diye sorsalar ona, şimdi hem de, komadayken sorsalar, hiç şüphem yok Mustafa Kemal’in hellalik için elini öpmeye gittiği annesinin sorduğu “Padişaha karşı mı geleceksin oğlum?” sorusuna verdiği cevaba benzer:

Gün nasıl doğacaksa, sen beni nasıl doğurduysan anacım.

4 Yanit Yapilmis “Bu İş Zor Yonca”

  1. ankara’ya yeni gelmişim. stajdayım. kıç kadar oda. ne ses, ne nefes… ben desen, dehşet yabaniyim her şeye ve herkese…
    açtım leptopu, bülent ortaçgil karma cd sini dinledim. en çok da bu yaşar’ın şarkısıyla ayşegül aldinç’inkini sevdim (küçük şeyler).
    bu iki şarkı bana inanılmaz moral oldu. tekrar tutundum; hatta yeniden başladım…
    uğur mumcu’ya gelince… bu halk, o’nu hak etmiyo.

  2. Elinize yüreğinize sağlık.

    Unutmayacağız dedik, unuttuk. Susmayacağız dedik,sustuk.
    Geldik bu günlere…
    Öldüremediklerini tutuklayarak yok etmeye çalışıyorlar. Ucu açık bir dava, sonsuza kadar sürecek gibi…

    Ne zaman yaptıkları Fener Olup onları yakıyor, hemen birilerini tutukluyorlar. Gündemi anında değiştiriyorlar.Çok da başarılılar bu konuda.

    Biz üye olduğumuz derneklerin aidatlarını güçlükle öderken onlara paralar torbalarla, çuvallarla geliyor. Biz birbirimizi hatta kendimizi bile eleştirirken onlar mideden ,göbekten bağlı olduklarıyla ilgili tek kelime söylemiyorlar. Biz birbirimizi tanımazken, birbirimize tepeden bakarken onlar kapı kapı dolaşıyor…

    Bu iş gerçekten zor, ama olanaksız değil.

    Atatürk temelleri çok sağlam atmış.

  3. konuyla pek alakası olmamakla birlikte…
    iran, ki düşünce ve ifade özgürlüğünün en kısıtlı olduğu ülkelerden biridir, sınır tanımayan gazeteciler örgütü tarafından “ortadoğu’nun gazeteci hapishanesi

  4. olarak adlandırıldı. “eşitlik için değişim” adında bi site var ve iran’da web blog yazarlığı bizdekinden bile gelişmiş durumda. gençler, kadınlar, öğrenciler ve işçiler söylemek istediklerini bloglar sayesinde anlatıyolar. bizdeki gibi “oje sürdüm, sevgilim beni terk etti”den çok daha önemli dertleri var onların. genellikle hükümet muhalifi bu gençlerden sadece 3′ü gözaltına alındı 2008′den bu yana.
    yani en azından blogları var bu gençlerin. ya bizim?
    ilginç yani…

Yorum Birakin

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in