Sanıyorum blogdan ilk defa bir yazıyı sildim. Geçen hafta yazdığım, bir Digiturk çalışanının kaba saba e-postası hakkında yazdığı yazı ve dolayısıyla altındaki yorumlar artık yok.
Bu blogda yazılarımı bile düzenlemiyorum halbuki, bazen heyecanla yazdığım bir yazıda imla hatası varsa uyarıyorlar. Onları bile düzeltmiyorum. Çünkü yazı düzeltmek, yazı silmek gibi şeyler bana pek demokratik (sen ne anlarsın demokrasiden faşo) bir yaklaşım gibi gelmiyor. Düşünün ben siyasi bir yazıda çok büyük bir hata yaptım, veya faka bastım. Karşı düşünceden arkadaşlar bunu değerlendiğinde “haydeyin, tükkan benim” diyebilirim. Veya şunun yapıldığını çokça görüyorum, örneğin adam blogunda yazmış: “Ve Mustafa Kemal kurtuluş savaşını anafartalar’da kazanmış oldu”. Altına hemen bir yorum gelmiş, “Çanakkale savaşı kurtuluş savaşında değil len, dıngıl.” Bizim blogcu da hemen olayı toparlıyor, “özür dilerim, düzeltiyorum yanlışı.” halbuki, cahil olduğun bir konuda yazmışın, açmışsın google’ı yazmışsın işte, neyi topluyorsun daha… Bunu istemiyorum, bu sebeple de yazıları bir şekilde değiştirmemeye gayret ediyorum.
Sildiğim yazıya gelince, kesinlikle içime sinmeyen bir siliş oldu. Ben o adamın adı aratıldığında o yazının herkesçe okunmasını çok isterdim. Mevzuyu hatırlamayanlar için, internette bir siteden, Youtube benzeri bir sitede yayınlanan maçları veren bir webmaster’a, Digiturk’un “fraud” müdürü, mahalle ağzıyla bir e-posta atmıştı. Bu arkadaş bu postayı popüler bir forumda paylaşınca bana da olayı buraya aktarmak ve malum Digiturk çalışanının yanlışını sergilemek düştü.
Aslında olayda, youtube benzeri sitenin dışında bir suçlu asla yok. Yeni kanuna göre, başka bir sunucuda barındırılan içeriğe, yasadışı da olsa link verebilirsiniz. Sizi bağlamaz. O yüzden bu webmaster arkadaş, tam da Digiturk çalışanın yapmak istediği plana düşmüş oldu. Mahalle ağzıyla yazılmış, direk alır sopayı gelir döverim tadında bir mesajdan çekinilmiş oldu. Halbuki, kanunen bir şey yapabilecek olsa çoktan yapardı, o postayı belki tırsar da kaldırır diye attı.
Bana gelince de, bu webmaster arkadaşı Digiturk avukatları arayıp daha da bir korkutmuşlar belli ki, benden rica etti kaldırmamı. Yazımın kaynağı da bu arkadaş olduğu için kaldırdım.
Ama söylemezsem uykum kaçar, Digiturk’de çalışan büyük bir hödük var:)


Eylül 24th, 2008 at 22:52
tepedeki cümlelere bakıyorum da bilog filan, aşmışsın:)
Eylül 25th, 2008 at 08:01
Ehehehe, bundan sonra o kısımda bazı “büyüklerimizin” ve büyüklerimizin, dillere pelesenk olmuş sözlerini yayınlayacağım.
Eylül 26th, 2008 at 21:04
Siyasetten başka bir işin varmıydı acaba ?? gerçekten merak ediyorum.. mesleğin ne ?
Eylül 27th, 2008 at 15:27
Konuyla ilgisini anlamadım ama, turizm.
Ekim 26th, 2008 at 15:36
o dümbük başımıza çok iş açacak gibi görünüyor.
Ekim 26th, 2008 at 23:27
[...] tüm yazıları buluyor ve onu yazan bloggerı çeşitli şekillerde tehtit ediyor (Örnek hikayeyi okuyabilirsiniz). Digitürk için inanılmaz bir itibar [...]