Yazmamak istiyorum, yazmamak istiyorum, nereye baksam bir tartışma. Dündar’ın ağlak beyaanatları, kökten Kemalistlerin “ayıp ettin Can oğlum” açıklamaları beni iyiden iyiye gerdi.

Son noktayı koyalım.

Atatürk eleştirilebilir. Bunun aksini ancak kökten Kemalist, zamanın kötü şartlarını görmüş kişiler iddia edebilirler. İslam eleştirilemez diyen yobazla aynı kefeye koymak gerekir.

Can Dündar bir işadamıdır. Kim ne derse desin, medyada bunca güce sahip bir insan, istemeseydi şu sponsorluk mevzusunu çıkartmazdı filmden bir hafta önce.

Atatürk bir dehadır. Hatta Türk milleti gibi, deha çıkartma konusunda hayli sıkıntılı bir toplumun çıkardığı ender ve dünya çapında geçerli bir dehasıdır.

Dehalar da eleştirilebilir.

Dehalar, deha oldukları konu ile ilgili eleştirilirler. Diğer özellikleri ile de eleştirilebilirler ancak adama salak derler. Örneğin, Mozart bir dehadır. Mozart’ın müziğini maçası kesen eleştirir. Orkestra yönetimini eleştirir. Ama biri çıkar da bunların hiçbirini yapmadan, “Mozart çok terbiyesiz bir insandı, insanların arasında hiç çekinmeden gaz çıkartırdı”, gibi bir tema ile filmini yapıp, insanların gözünde Mozart’ı sağda solda kıçını tutamayan bir insanmış izlenimi yaratacak bir biçimde, yaptığı senfonilere 3, operalara 5 dakika ayırarak bir film yaparsa, bu adama değil belgeselci dense dense angut denir, salak denir, vizyonsuz hödük denir.
Mozart’ı araştırıp bunu anladıysan, senin kültürüne edeyim ben diyen bile çıkabilir.

Hah! Dündar kardeşimiz, Mustafa filmiyle kim ne derse desin, bunu yapmıştır.

Atatürk gibi bir dehanın çocukluğundan ölümüne belgeselini çekiyorsan ve filmden çıkanların beyninde Mustafa Kemal’in “Bağımsızlık benim karakterimdir” cümlesi yankılanmıyorsa, hatta filmden çıkanlar “ne içermiş be”, “o kadar sigaraya bünye mi dayanır”, “amma karı düşkünüymüş” gibi yüzeysel ve gerçek veya yalan (farketmez) izlenimlerle çıkıyorlarsa, ben o belgeseli yapanın, sanatına “tükürme” hakkımı saklı tutarım. Çünkü bu belgesi böyle çeken şahış, ya onca araştırmanın ardından bunları görmüştür, vizyonu bu kadardır ya da art niyetlidir.

Mustafa Kemal’in ülke yöneticiliği eleştirilirken “diktatör” tanımlaması yapılması ise, diktatörün anlamını bilen birinin yaptığını varsayarsak, tamamen vatan hainliğine girer. Mustafa Kemal, günümüzde dikatatör denilebilecek davranışlarda bulunmuş mudur? Evet belki günümüzde bunları yapan birine diktatör denilebilir (ki denmiyor), ama böyle tanımlamaları yaparken, zamanın şartlarını ve konjonktürünü de hesaba katmak gerekir.

Aynı dönemde diğer ülkelere bakmak gerekir.

Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir diyen, saltanatı kaldıran, kadınlara haklarını veren ve daha bir çok demokrasi ilkine imza atmış bir lideri diktatörlükle suçlamak aymazlıktır, art niyetliliktir.

Bu bağlamda, Mustafa filmini çeken Dündar kardeşimizin art niyetli olmadığını var sayıyorum. Herhalde koskoca belgeselci, Atatürk’e art niyet besleyecek değil. Demek ki anladığı bu kadarmış.