Dünkü veya bugünkü Vatan gazetesinde yer alan haberde böyle diyor. Bush yönetiminin en önemli 3 isminin katılımıyla gerçekleşen toplantıdan İran’a saldırı kararı çıktı. Çok gizli toplantının içeriğini The Guardian ele geçirmiş.

Bu haberde bir gariplik yok. Amerika gene dünyanın polisliğine soyunacak, 2008′de olmazsa 2018′de yapacak bunu. İran, Amerikan askerlerini görünce donlarını siperlerde unutarak Amerikan bayrağı sallayacak kadar “çakma” bir millet olmadığından (büyük sözüme töğbe) son yılların en kanlı görüntülerini seyredeceğiz. CNN veya El Cezire gecenin bir yarısı Tahran’ın bombalandığı haberini geçecek, canlı yayında füzelere bakacağız, hangi çocuğun üstüne düşeceğini fazla düşünmeden. Çaylarımızı o akşam bir kere daha demleyeceğiz. San yat hanım ben biraz daha bakayım şu bombalara diyeceğiz. Sabah kalkar kalkmaz, acaba kaçırdığım bir şey olmuş mu diye TV’ye veya internete saldıracağız. Lost seyretmek gibi.

Ve sonuçta Amerika İran’ı da özgürleştirecek. Kendinden 5000 sene önce kurulmuş, kendinden yüzbinlerce kat daha fazla kültürel ve tarihsel mirasa sahip bir milleti gene özgürleştirecek. Çocuklar ölecek, çocuklar sakat kalacak ve muhtemelen bu seferki savaş nükleer geçeceğinden deforme çocuklar doğacak.

Maçası yemez Amerika’nın İran’a girmeye diyenler, az sonra Türkiye’ye girmeye de maçası yemez demeye başlayacaklar. Ne salakça ki Amerika büyük ortadoğu projesi kapsamında ilk Türkiye’ye girmişti. Silah gücü ile halledecekleri ülkeler bittiğinde, bizim gibi sosyal güç ile halledilebilecek ülkeler de bitmiş olacak. Türk insanının çok büyük bir kısmı, bir Amerikan şirketini daha fazla zenginleştirmeye uğraştığından bu cümlelerin hiçbir anlamı olmayacak onlar için.

İlk İngilizce okuduğum romandı, Cry, The Beloved Country. Ağla, Sevgili Ülkem, Alan Paton 1948 yılında yayınlamıştı. Afrika’nın geleceğine dair önemli bir ipucunu daha kitabın başlığında veriyordu. Aslında okumanıza bile gerek yok. Ağla, Sevgili Yurdum ve Afrika. Gayet açık değil mi? En azından bir kaç Afrika ile alakalı Amerikan filmi bile izlediyseniz çok şey ifade ediyor.

Artık Afrika için her şey geride kaldı. Çünkü “Ağla, Sevgili Yurdum” diye haykıran Paton’u duymadılar. Yasaktı. Kitap Amerika’da yayınlandı. Muhtemelen hiçbir zaman Ağla, Sevgili Yurdum diye haykırmak zorunda kalmayacak insanların topraklarında. Çünkü ağlatanlar onlardı. Avrupa’dan gelip, şimdi büyük bir milliyetçilikle savundukları toprakların ilk sahiplerini (ki o insanlar sahip kelimesini bilmezlerdi) ağlatan, oradan çıkıp Afrika’yı, uzakdoğuyu ağlatan, şimdi de ortadoğu’yu ağlatan insanlar.

Biz de geç kaldık Ağla Sevgili Yurdum demek için, bize gülmeyi öğrettiler. Artık sadece kendimiz için ağlıyoruz, aşkımız için ağlıyoruz, Barış Akarsu için. Yurdumuz için ağlayacak bir şey bulamıyoruz.

İran da ağlayacak. Irak gibi. Ve Seyirci kalan, hatta destekleyen tüm milletler sıra onlara hiçbir zaman gelmeyecek zannediyorlarsa tüm bu savaşlardan ceset olarak çıkan çocuklar gülüyorlar.

Ağla, sevgili yurdum, bizim korkumuzun varisi olan doğmamış çocuk için.
Bölüm 12