An itibarı ile bu yazıya yapılmış olan 150′yi aşkın yorumu okuduğumu, en azında göz attığımı belirtmek istiyorum öncelikle. Gözüme çarpan önemli sorulara cevap vereyim.

Ortada görünmüyorum, cevap yazmıyorum diye eleştirmişler. Halbuki yazdım ama görmüyorlar, ayrıca o yazıdan sonra en az 10 adet daha yazı girdim blog’a. Kısacası saklandığım falan yok.

Ben gazeteci değilim, öyle sanmış bazıları.

Adımı sanımı gizlediğimi sanan andavallar. Yuh!!! Adım, soyadım, adresim ve hatta telefonum bile sitenin muhtelif yerlerinde mevcut. Örnek olarak sayfanın adresine bakabilirsiniz.

Küfür ve tehdit edenler! Hoşt!!!

Bunun dışında, Barış’a saygısızlık yaptığımı, hakaret ettiğimi onu sevmediğimi, aslında tanıdığımı ama yalan söylediğimi, reklam yaptığımı (Bunu yıllardır anlamıyorum) sananlar.

Sizler zaten bu yazıyı anlamamak üzere yetiştirildiniz. Sizden öyle bir talebim olmamıştı. Benim, gerek Barış Akarsu ile ilgili yazdığım gerekse diğer bazı konularda yazdığım, “malum” kitle sizsiniz ve bunun en güzel örneğini Barış Akarsu konusunda gösterdiniz. Ya okumadan, ya da okuduğunu anlamadan Ayşe Özgün seyircisi kıvamında saldırdınız. Siz gene anlamayacaksınız ki zaten benim blogum siz anlayasınız diye varolmuş bir yer değil, anlayan anlar, o yazının altında muhteşem bir örnek oldunuz. Sizi anlatıyordum, siz de geldiniz elinizde meşalelerle.

Size küçük bir tavsiye, benim Barış Akarsu’yu ölmeden önce tanımamış olmam benim kabahatim mi sizce? Buraya doğru saldırdığınız siteye iyi bakın. (barış akarsu forumu) Barış ölmeden önce kaç üyesi varmış, kaç mesaj atılmış, öldükten sonra bu rakamlar ne olmuş? Bunu bir inceleyin.

Bunlar dışında söyleyecek birşey bulamıyorum. Hiç önemli değil devam edebilirsiniz.

Yasal Uyarı: Aşağıdaki bazı yorumları okurken, kabuklu yemiş, sıvı tüketim maddeleri ve sigara tüketmeyiniz. Sitemiz boğazınıza kaçıp size zarar verecek durumlardan sorumlu tutulamaz.