Linux ise saldırı geldiği an kendini kasıp işlemciyi bile yakabilir ve direk kaynak kodlarını dışarı verip dışardan girişi sağlar.
Bir Türk "Hacker"

Ben Devrime İnanıyorum

Yorum Yap »

Hemen korkmayın, kızıllar gelmiyor. Ama düzeni hepimiz görüyoruz. Başka başka inançlar yüzünden dünyanın nasıl acılarla boğuştuğuna bakın. Kapitalizm’in insanlığı getirdiği yere bakın, burnumuzun dibinde milyonlarca insan öldü, bir o kadarı evsiz, bir o kadar çocuk her gün su diye çamurlu yağmur sularını içiyor. Afrika neredeyse bu dünyadan değil.

İçinde herhangi bir dine dair ufacık bir kırıntı olan insan, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyor olmalı. Bütün dinler özünde birer devrim değil mi? Bu dünyanın, bu düzenin yanlış olduğunu anlamak için dahi olmaya gerek yok. Bütün evren insanlığı bir tümör gibi atmak için fırsat bekliyor.

Çok garip birşey söylemiyorum, insanın bir an, belki bir saniye “ben” dememesi yeter devrimi anlaması için. Bizim için çok kolay üstelik. Sahip çıkamadığımız, dünyanın en haklı, kanlı kapitalizme ve emperyalizme karşı kazanılmış tek devrimine sahibiz. Bu devrimin mimarı der ki  “Büyük devrimlere ihtiyacın kalmayacak kadar devrimci kal, yeter”. İşte bir anlığına ben dememek bu.

Ben devrime inanıyorum, bu dünya ile ilgili en şanlı inanç olduğunu biliyorum. Yeni bir dünyanın mümkün olduğuna inanan gençler, babaları, dedeleri yaşında adamlar tarafından katledildi. Aynı adamlar kendi hastalıklı inançları için kimseye acımıyorlar. Bu düzenin değişmesi gerektiğini dile getiren kimseye acımıyorlar, çok korkuyorlar.

Düşünün ki, Anadolusunuz. Kucağınızda yaşayan insanlar, köylüler, balıkçılar, işçiler, çocuklar var. Büyük insanlar geliyor, toplu tüfekli gemileriyle, kuşatıyor, dağlarını dövüyor, nehirlerini kana buluyor. Ve senin insancıkların bir gün kalkıyor, uyanıyor ve kalan herşeyiyle seni savunuyor. Bu savaşta kim tanrının, kim şeytanın yanında? O koca koca adamlar bir tek bu topraklarda kaybetti, heryerde kazandılar.

Bizim bitmemiş devrimimiz var, herkesden daha yakınız bu dünyayı değiştirmeye. Biz yapmazsak, günün birinde evren yapacak. Ben devrime inanıyorum, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyorum.

 
icon for podpress  devrim: Play Now | Play in Popup | Download

Çevreci Hosting

3 Yorum »

Doctus olarak yeni bir hizmete giriştik. Buradan duyurmasam olmazdı, biraz da reklam yapalım.

Hosting hizmeti, vermeye başladık. Hedef kitlemiz en ucuz hostingi alıp çöp sitelere çeviren webmaster alemi değil, Blog yazarları.

Bir çok blog yazarı wordpress.com veya blogger gibi ücretsiz servisleri kullanıyor. Bu tarz takılan arkadaşların bloglarını kendi alanadlarına taşıyoruz örneğin. Bunun değişik faydaları olacak, öncelikle sizinle aynı yerden bu hizmeti alan birileri yüzünden blogunuz kapanmayacak. Sonra kendi alanadınız ve sitenize tam kontrol hakkına sahip olacaksınız. Ücretsiz servislerde kendi alanadınız kullanabiliyorsunuz belki ama gene de bir çok özellikten faydalanamıyorsunuz.

Yukarıda anlattığım bir blogu olanlar için geçerli daha çok, pek yakında yeni bir blog açmak isteyenler için de benzeri bir paket hazırlayacağız.

Ayrıca, bu benim favorim, Doctus Hosting çevreci :) Gülmeyin, sitelere girenler yüzünden eşşek kadar karbon emsiyon açığa çıkıyor. İnanmayabilirsiniz ama Doctus.org yüzünden ciddi vicdan azabı duyuyorum. Bir ayda hayvan gibi bandwith tüketiyo. Velhasıl bu zararlı etkileri en aza indirmek adına Doctus hosting üzerinde barındırılan her site için ağaç dikiyoruz.

Hostingi test etmek isteyenler sesliblog’a bakabilir. Veya ağır ziyaretçi altında ne yapıyor derseniz doctus.org’a bakabilirsiniz.

Reklamları izlediniz.

Bu Bir Rüya Olmalı

Yorum Yap »

Ecnebilerin bir lafı vardır; “too good to be true”, işte bu derece gerçek olamayacak kadar iyi bir haber aldım bugün. Hürriyet’i açtım ve bu haberi gördüm, hem de Ayşe Ar(sız)man yazmış. Dubai’de Tike açılıyormuş.

Bu Ayşe Arman’ın bizlere dişçisine verdiğini müjdelemesinden bile daha iyi bir haber.

Dubai’de Tike, Dubai’de bir kebapçı.

Bu gelinebilecek son nokta olmalı kebap dünyasında. Sen kalk Dubai’de kebapçı aç, olacak şey mi?

Ayşe Arman artık zor gelirmiş Türkiye’ye, kebabını da bulmuşmuş ya orada. Güzel haber bu işte…

Şimdi tek eksik kaldı, Hürriyet gazetesinin köşe yazılarını yazarlara yazdırma rüyası. Ayşe Arman Dubai’de yeterince kalırsa bu da mümkün.

Çocuk Terörist Olur Mu?

1 Yorum »

Bu sorunun cevabı koşuldan koşula değişebilir. Örneğin askersiniz, takımınız açıklık bir alanda keskin nişancı ateşine maruz kaldı. Saklanacak yer yok, teçhizatınız var ama keskin nişancıyı göremiyorsunuz. Çünkü küçük bir çocuk ve 35 santimlik bir çalının içine gizlenebilmiş. Ama askerleriniz birer birer düşüyor. Ne yaparsınız? Elbette gerekenin ne olduğu açık.

Bir diğer örnek, terörü destekleyen bir gösteri. Müdahale edeceksiniz, su, plastik mermi veya gerçek mermi. Durum neyi gerektiriyorsa onunla müdahale edeceksiniz ama önlerde yaşı 7 ile 14 arası bir çok çocuk var. Canlı kalkan.

Bunu, haklı bir savaş verdiklerine inandığım Filistin de yapardı. Arafat’ı bunu yaptığı ve yaptırdığı için hiç bir zaman sevmedim. Özgürlük uğruna savaştığınızı iddia edeceksiniz ama 8 yaşında bir çocuğa gidip ön saflarda ölmesi için telkinde bulunacaksınız. Ki dünya sesinizi duysun. Filistin’de bu okullarda öğretilirdi çocuklara, gidin şehit olun. Cennetten arsa.

Belki o çocuk aklı erdiğinde İsrail’i haklı bulacak. Buydu özgürlükten anladıkları. Yenilmek diye bir şeyin olduğunu da kabul etmek gerekir bazen. Büyüme özgürlüğünü elinden aldığın çocuğun ilerde ne olacağını bilemezsin. Che mi olur, Atatürk mü?

Şimdi, tam da Kürt soykırımı diye bir saçmalığın paralelinde, bizden çocuk öldürmemizi istiyorlar, bekliyorlar. Bunu nasıl istediklerini bilemezsiniz. Düşünün, Apo’nun saçları kesildi diye yapılan gösteride, 7-8 yaşında bir çocuk Türk polisi tarafından vuruldu. Bu senaryo en az 1 Milyar eder, bu senaryoyu öyle çok istiyorlar ki.

Bu senaryo tutar mı? Söylediğimiz herşeye “paranoyak bunlar” diyerek bizi ezen dıngıl liberallere göre muhtemelen gene saçmalıyorumdur. 15 yıldır yaptığımız tüm paranoyaklıklar tuttu ne hikmetse. Biraz evvel Nihat Genç nefis bir laf etti: “Liberaller batıdan yedikleri fırçaları bize gelip demokrasi, özgürlük diye anlatıyorlar” dedi. Kısacası bu senaryo tutar, hem de tam vaktidir.

Lafın özü, çocuk terörist olmaz. Bir teröristin atı ne kadar teröristse, çocuk da o kadar teröristtir.

Mustafa Filmi

3 Yorum »

Yazmamak istiyorum, yazmamak istiyorum, nereye baksam bir tartışma. Dündar’ın ağlak beyaanatları, kökten Kemalistlerin “ayıp ettin Can oğlum” açıklamaları beni iyiden iyiye gerdi.

Son noktayı koyalım.

Atatürk eleştirilebilir. Bunun aksini ancak kökten Kemalist, zamanın kötü şartlarını görmüş kişiler iddia edebilirler. İslam eleştirilemez diyen yobazla aynı kefeye koymak gerekir.

Can Dündar bir işadamıdır. Kim ne derse desin, medyada bunca güce sahip bir insan, istemeseydi şu sponsorluk mevzusunu çıkartmazdı filmden bir hafta önce.

Atatürk bir dehadır. Hatta Türk milleti gibi, deha çıkartma konusunda hayli sıkıntılı bir toplumun çıkardığı ender ve dünya çapında geçerli bir dehasıdır.

Dehalar da eleştirilebilir.

Dehalar, deha oldukları konu ile ilgili eleştirilirler. Diğer özellikleri ile de eleştirilebilirler ancak adama salak derler. Örneğin, Mozart bir dehadır. Mozart’ın müziğini maçası kesen eleştirir. Orkestra yönetimini eleştirir. Ama biri çıkar da bunların hiçbirini yapmadan, “Mozart çok terbiyesiz bir insandı, insanların arasında hiç çekinmeden gaz çıkartırdı”, gibi bir tema ile filmini yapıp, insanların gözünde Mozart’ı sağda solda kıçını tutamayan bir insanmış izlenimi yaratacak bir biçimde, yaptığı senfonilere 3, operalara 5 dakika ayırarak bir film yaparsa, bu adama değil belgeselci dense dense angut denir, salak denir, vizyonsuz hödük denir.
Mozart’ı araştırıp bunu anladıysan, senin kültürüne edeyim ben diyen bile çıkabilir.

Hah! Dündar kardeşimiz, Mustafa filmiyle kim ne derse desin, bunu yapmıştır.

Atatürk gibi bir dehanın çocukluğundan ölümüne belgeselini çekiyorsan ve filmden çıkanların beyninde Mustafa Kemal’in “Bağımsızlık benim karakterimdir” cümlesi yankılanmıyorsa, hatta filmden çıkanlar “ne içermiş be”, “o kadar sigaraya bünye mi dayanır”, “amma karı düşkünüymüş” gibi yüzeysel ve gerçek veya yalan (farketmez) izlenimlerle çıkıyorlarsa, ben o belgeseli yapanın, sanatına “tükürme” hakkımı saklı tutarım. Çünkü bu belgesi böyle çeken şahış, ya onca araştırmanın ardından bunları görmüştür, vizyonu bu kadardır ya da art niyetlidir.

Mustafa Kemal’in ülke yöneticiliği eleştirilirken “diktatör” tanımlaması yapılması ise, diktatörün anlamını bilen birinin yaptığını varsayarsak, tamamen vatan hainliğine girer. Mustafa Kemal, günümüzde dikatatör denilebilecek davranışlarda bulunmuş mudur? Evet belki günümüzde bunları yapan birine diktatör denilebilir (ki denmiyor), ama böyle tanımlamaları yaparken, zamanın şartlarını ve konjonktürünü de hesaba katmak gerekir.

Aynı dönemde diğer ülkelere bakmak gerekir.

Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir diyen, saltanatı kaldıran, kadınlara haklarını veren ve daha bir çok demokrasi ilkine imza atmış bir lideri diktatörlükle suçlamak aymazlıktır, art niyetliliktir.

Bu bağlamda, Mustafa filmini çeken Dündar kardeşimizin art niyetli olmadığını var sayıyorum. Herhalde koskoca belgeselci, Atatürk’e art niyet besleyecek değil. Demek ki anladığı bu kadarmış.

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in