Deveye Diken, Ankara’ya ?
Hakaret saydığımız bir kelime vardır. Cinsel ilişkide, erkeğe düşen kısmın argosu. “Öküzün trene baktığı gibi bakmak” değil, “kıçını devirip uyumak” hiç değil, sevgiyle uzaktan yakından alaka bizim köyden değil! Anladınız siz onu, derler ya “ebeni s..”
Peki neden büyük çoğunlukla sevdiğimiz kişilerle yaptığımız bir şeyi, gerekli gereksiz bir küfür olarak kullanırız? Bunca yıldır bunca erkek, severek ve isteyerek bu eylemde bulunurken, en çok da onlar bu kelimeyi küfür olarak kullanıyorlar. Bir de her erkeğin kendi performansını bulunmaz hint kumaşı sanmasını işin içine katarsak, iyiden iyiye içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Örneğin, işyerinde arkadaşınız çay getiriken sizin üzerinize döktü, spontane olarak şöyle deriz: “Hay senin yapacağın işi s..yim”. Lan hani süperdin yatakta? Adamın yaptığı işi beğenmeyip hakaret ediyorsun, ama o müthiş performansınla ödüllendiriyorsun.
Bir diğer ilginç durum da, bu kelimenin ifade ettiği eylemin, olması gerektiği yerden ziyade dilimize vurması, sözel anlamda daha çok şey ifade etmesidir. Birisi gelip, “bacını s..yim” dediğinde ve bunu gerçek anlamda yapmadığında, sadece dile getirdiğinde delleniriz. Adamı döveriz, vururuz kırarız. Cinayet sebebi bile sayılır. E bacılarımız bakire mi ölüyor? Eninde sonunda biri veya birileri bunu yapmıyor mu bacılarımıza? Sen bunu gerçekten yapana laf etmiyorsun da, bunu çok da hevesli olmayan bir temenni biçiminde dile getiren adama ne kızıyorsun?
Askerlik yapan herkes bilir. Bu eylemin dile nasıl vurduğunun kabesidir askerlik. Dediklerine inansan, sanırsın ki herkes heran her yerde birileriyle sevişip duruyor. Askerlikde çokça söylenen ve artık söylene söylene mi gerçek olmuş yoksa cidden hayatın bir parçası mı olduğunu anlamadığım bir söz de “s..en yaranır” dır. Askerliğini üst olarak yapan herkes bunu çok iyi bilir. Önceleri herkese arkadaş gözüyle bakarsınız. “Hadi kardeş şu yaprakları bi toplayalım şurdan” veya ” Arkadaşlar saat 8 oldu, haydi uyanalım” gibi nazik yaklaşırsınız ama bu durum zamanla yerini ” 5 dakikanız var, yapraklar toplandı toplandı. Yoksa istikamet Zonguldak asfaltı” ve “Kalkın hüleaayn” gibi nazik olmayan ama sonuca yönelik cümlelere bırakır.
Velhasıl efendim, birini döversiniz, maçta yenersiniz, terfi edersiniz, birine veya birşeye kendinizi “üstün” kıldığınız her anı, hani o bir tek gerçek anlamında beceremediğiniz kelime ile ifade edersiniz. Üstelik bu eylem, güzel bir eylemken.
Peki bunları neden anlatıyorum? Hayatımıza veya geçimimize bir faydası var mı? Bunca yıldır bu kelimeyi böyle kullanmasaydık süper cinsel yaşamlarımız mı olacaktı? cinsel yaşamlarımız süper olsaydı bu kelimeyi böyle anlamsızca çarçur etmeyecek miydik? Karşımızda mağdur ve ezik olan veya böyle olmasını temenni ettiğimiz kişilere karşı kullandığımız bu kelime yoksa bilinçaltımızda bir şevkat göstergesi mi? Yani halı saha maçında yendiğimiz rakibe, “nası s..tik ama” dediğimizde, bu bir teselli armağını mı acaba?
Neden deveye diken de insana s…en? Neden?
Önümüzdeki yerel seçimlerde bunu Ankara halkına soracağım. Neden?
Hayret! Yorum yazan olmamış.
Heralde, galuba, sanırsam; bu eylemin küfür olarak kullanılmasında sebep karşı tarafı alt etme hazzının kişisel bir tatmin unsuru olarak düşünülmesi.
Bence küfür kişinin acziyetin dışavurumu. Düştüğü durum karşısında çaresi olmayan kişinin yenilmiş benliği tatmini.
Bazen bir nevi terapi olduğu da düşünülebilir ama karşında muhtap olarak bir insan olmadığı zaman.
Deve, insan meselesinde de farklı bir boyutu var. Zalim, mağdur durumu.
Her insan güzellikten, iyilikten anlamaz; kendisine yumuşak başlı, nazik davranan insanları biçare görür ve taleplerini yerine getirmez. Ama karşıdaki insan fiili veya sosyal bir güç sahibiyse o zaman o gücün kullanılmasının verdiği korkuyla nezaket beklenmez her talep şartsız şurtsuz yerine getirilir. O söz de bunun mecazi genellemesidir. Kibar şeklini düşünürsek, merhametten maraz doğar diye kullanılabilir.
Saygılar.
Hayret! Bu kadar güncel ve yaygın bir konuda yorum yazan olmamış.
Heralde, galuba, sanırsam; bu eylemin küfür olarak kullanılmasında sebep karşı tarafı alt etme hazzının kişisel bir tatmin unsuru olarak düşünülmesi.
Bence küfür kişinin acziyetin dışavurumu. Düştüğü durum karşısında çaresi olmayan kişinin yenilmiş benliği tatmini.
Bazen bir nevi terapi olduğu da düşünülebilir ama karşında muhtap olarak bir insan olmadığı zaman.
Deve, insan meselesinde de farklı bir boyutu var. Zalim, mağdur durumu.
Her insan güzellikten, iyilikten anlamaz; kendisine yumuşak başlı, nazik davranan insanları biçare görür ve taleplerini yerine getirmez. Ama karşıdaki insan fiili veya sosyal bir güç sahibiyse o zaman o gücün kullanılmasının verdiği korkuyla nezaket beklenmez her talep şartsız şurtsuz yerine getirilir. O söz de bunun mecazi genellemesidir. Kibar şeklini düşünürsek, merhametten maraz doğar diye kullanılabilir.
Saygılar.
Yok be dostum! Tarihi eser merakı, köy hayatına özlem falan değil.
Bir zamanlar “kazak erkeği” tabiri vardı (o da yanlış kullanılan) ondan sonra “çocuklar duymasın adlı dizi ile bu tabir yerini “taş fırın erkeği”ne bıraktı. Bildin mi? Hah işte o meseleden bahsediyorum.
Dediğim dedik, çaldığım düdük misali evde esip kükreyen, çoluğa, çocuğa özellikle karıya höt dedi mi evi yerinden oynatan erkekler için kullanılırdı.
Taş fırın erkeği; çorabını çıkardığı gibi duvara yapıştıran, su getir, yemeğim nerde, pijamalarım, terliğim, erkeğim ben, diye esip kükrerdi hani. Ev işi mi?