<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
>

<channel>
	<title>Tansu Günay is a false positive</title>
	<atom:link href="http://sesliblog.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://sesliblog.com</link>
	<description>Yanlış pozitif bir web günlüğü</description>
	<lastBuildDate>Wed, 13 Jul 2011 07:21:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
	<copyright>2006-2007 </copyright>
	<managingEditor>tansugunay@gmail.com (Tansu Günay is a false positive)</managingEditor>
	<webMaster>tansugunay@gmail.com (Tansu Günay is a false positive)</webMaster>
	<image>
		<url>http://sesliblog.com/wp-content/plugins/podpress/images/powered_by_podpress.jpg</url>
		<title>Tansu Günay is a false positive</title>
		<link>http://sesliblog.com</link>
		<width>144</width>
		<height>144</height>
	</image>
	<itunes:subtitle></itunes:subtitle>
	<itunes:summary>Yarı kişisel web günlüğü</itunes:summary>
	<itunes:keywords></itunes:keywords>
	<itunes:category text="Society &#38; Culture" />
	<itunes:author>Tansu Günay is a false positive</itunes:author>
	<itunes:owner>
		<itunes:name>Tansu Günay is a false positive</itunes:name>
		<itunes:email>tansugunay@gmail.com</itunes:email>
	</itunes:owner>
	<itunes:block>no</itunes:block>
	<itunes:explicit>no</itunes:explicit>
	<itunes:image href="http://sesliblog.com/wp-content/plugins/podpress/images/powered_by_podpress_large.jpg" />
		<item>
		<title>Datça&#8217;yı Karşılarken</title>
		<link>http://sesliblog.com/datcayi-karsilarken/</link>
		<comments>http://sesliblog.com/datcayi-karsilarken/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 09:02:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tansu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[datça]]></category>
		<category><![CDATA[eski datça]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sesliblog.com/?p=602</guid>
		<description><![CDATA[Bundan yaklaşık üç sene önce, 2008 Ağustosunda Datça ile ilgili bir yazı yazmışım. Biraz evvel Google&#8217;da sörf yaparken rastladım. Yazıyı yazdığımı da yazıdaki duygularımı da unutmuşum. Ama bir kaç ay önce İstanbul ile ilgili yazdığım yazıyı da, o duygularımı da çok iyi hatırlıyorum. Doğup büyüdüğü yerden gitmesi insanın, sevenlerini, sevdiklerini, ölenlerini, öleceklerini bırakması. Hatta bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan yaklaşık üç sene önce, 2008 Ağustosunda <a title="Datça" href="http://sesliblog.com/datcayi-ugurlarken/">Datça</a> ile ilgili bir yazı yazmışım. Biraz evvel Google&#8217;da sörf yaparken rastladım. Yazıyı yazdığımı da yazıdaki duygularımı da unutmuşum. Ama bir kaç ay önce İstanbul ile ilgili yazdığım yazıyı da, o duygularımı da çok iyi hatırlıyorum. Doğup büyüdüğü yerden gitmesi insanın, sevenlerini, sevdiklerini, ölenlerini, öleceklerini bırakması. Hatta bir parçasını bırakması, anneannesinin dizine başını koymuş uyuklarken pencereden giren serin rüzgarı, çırpı bacaklı arkadaşları, ilk aşkı, ilk suçu, ilk bir sürü şeyi bırakması. Çok zordu.</p>
<p>Ama insan iyiliğe, daha güzele kolay alışıyor. İki ay önce yanıbaşımızdaki otoyoldan geçen araba ve kamyon seserinden uyuyamazken, bugün sessizliğin de uyku kaçırabildiğini görüyoruz. Gece yarısına doğru karnımız kazınınca, internete sarılıp yemek siparişi vermek, yerini bir avuç zeytine bıraktı. Bir çok meyve ve sebzeye para vermiyoruz ve acaba ilaçlı mıdır, zehirli midir diye düşünmeden yiyebiliyoruz. Kafamıza estiğinde dünyanın en güzel denizlerinden birine girmek gibi bir lüksümüz var artık, mayolarımız yanımızda yaşıyoruz. Kafayı boş şeylere takma devri de kapandı. İhtiyacın olan bir şeyi alman gerektiğinde, hangisini alsam, ucuzunu mu pahalısını, bilindiğini mi bilinmediğini mi diye düşünmüyoruz, alternatifsizliğin dayanılmaz rahatlığındayız.</p>
<p>Endişelerimiz de değişti, eve yılan girmesin, gece bahçeye domuz girdiğinde mümkünse karşılaşmayalım gibi korkular peydah oldu. Gece yatarken yastığın, pikenin altını kontrol etmek, ayakkabıları giyerken içine bakmak, bir kanalizasyon sistemi olmadığını sık sık hatırlamak gibi endişelerimiz var.</p>
<p>Ama <a title="Datça" href="http://datcablog.com" target="_blank">burada olmak</a> çok güzel, o kadar güzel ki Can Baba&#8217;nın şiirlerinden alıntı yapmaya gerek kalmıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sesliblog.com/datcayi-karsilarken/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benden Bu Kadar İstanbul</title>
		<link>http://sesliblog.com/benden-bu-kadar-istanbul/</link>
		<comments>http://sesliblog.com/benden-bu-kadar-istanbul/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 May 2011 21:47:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Tansu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sesliblog.com/?p=601</guid>
		<description><![CDATA[Annem ve babam İstanbul&#8217;da doğmuşlar. Annemin baba tarafının İstanbul&#8217;dan öncesi bilinemeyecek kadar gerilerde. Babamın babasının kütüğü de, hayatımda bir kere gördüğüm Kapadokya olduğu için, soranlara Nevşehir&#8217;liyim diyorum. Ben ise Kanlıca&#8217;da doğdum, kütüğüm hala orada. Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında, başka başka programlardan görmeye alıştığımız bir grup insan, İstanbul&#8217;dan önce yaşadıkları, doğdukları şehirleri övüyorlardı. Dizi oyuncusu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Annem ve babam İstanbul&#8217;da doğmuşlar. Annemin baba tarafının İstanbul&#8217;dan öncesi bilinemeyecek kadar gerilerde. Babamın babasının kütüğü de, hayatımda bir kere gördüğüm Kapadokya olduğu için, soranlara Nevşehir&#8217;liyim diyorum. Ben ise Kanlıca&#8217;da doğdum, kütüğüm hala orada.<br />
Geçtiğimiz günlerde bir televizyon programında, başka başka programlardan görmeye alıştığımız bir grup insan, İstanbul&#8217;dan önce yaşadıkları, doğdukları şehirleri övüyorlardı. Dizi oyuncusu, yarışma sunucusu ve programa katılan sıradan insanlar, geldikleri şehirlerde ne kadar mutlu ve huzurlu olduklarını anlattılar. Örneğin, sarışın bir dizi oyuncusu, İzmir&#8217;de mini etekle dolaştığı ve kimsenin laf atmadığı, taciz etmediğini söyledi. Tunceli&#8217;li bir izleyici, Tunceli&#8217;de çocukların gece onbir onikiye kadar sokakta oynayabildiğini, bir başka katılımcı Bursa&#8217;da gece yarısından sonra ıssız sokaklardan güvenle geçebildiğini anlattı.<br />
Hayatımda ilk defa bir programa telefonla bağlanmak ve çok ağır laflar etmek istedim. Çünkü tüm bu insanların, geldikleri şehirler hakkında yaptıkları güzellemeler bana çocukluğumun İstanbul&#8217;unu anımsattı. Daha onların İstanbul&#8217;lu olmadıkları zamanı. Arayıp şöyle demek istedim: &#8220;Geldiğiniz şehirler sizin gibi vandalları İstanbul&#8217;a postaladıkları için, artık huzurlular.&#8221;<br />
Ben çocukken yaz geceleri ikiye üçe kadar sokakta oynardık. Herkes, bir bahar akşamı annesi meyva soyarken, başını dizlerine koyduğu o anı huzur olarak hatırlar belki, ama benim hatıralarımda o anı destekleyen, pencereden giren Kanlıca rüzgarının etkisi bambaşkadır. Bugün kim oniki yaşındaki çocuğunun, bisikletle Şile&#8217;ye gitmesine izin verir?</p>
<p>Velhasıl ben artık İstanbul&#8217;da olmak istemiyorum. Hatta İstanbul&#8217;u bir daha görmek de istemiyorum. Mümkün olsa, İstanbul&#8217;dan haber de gelmesin isterdim. Artık gidiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sesliblog.com/benden-bu-kadar-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Renkler</title>
		<link>http://sesliblog.com/renkler/</link>
		<comments>http://sesliblog.com/renkler/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 23:36:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cohiba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[arafat]]></category>
		<category><![CDATA[filistin]]></category>
		<category><![CDATA[gazze]]></category>
		<category><![CDATA[israil]]></category>
		<category><![CDATA[twitter]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım türker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sesliblog.com/?p=596</guid>
		<description><![CDATA[Twitter denen illete bulaştım bulaşalı, blogu boşverip meramımı konstantre bir şekilde o platforma kusmaya başladım. Bu platformda nedense karşılıklı yazışma imkanı da var. Ancak karakter sınırı olduğundan, derdini tam ve doğru anlatabilmek için kısa mesajlaşma sektöründe kendine hatırı sayılır bir yer edinmiş olman gerekiyor. Ben ise telefonla gelen kısa mesajlara dahi (ki 160 karakter) alışamamış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Twitter denen illete bulaştım bulaşalı, blogu boşverip meramımı konstantre bir şekilde o platforma kusmaya başladım. Bu platformda nedense karşılıklı yazışma imkanı da var. Ancak karakter sınırı olduğundan, derdini tam ve doğru anlatabilmek için kısa mesajlaşma sektöründe kendine hatırı sayılır bir yer edinmiş olman gerekiyor. Ben ise telefonla gelen kısa mesajlara dahi (ki 160 karakter) alışamamış biri olarak, twitter&#8217;da salaklaşıyorum. Neyse bundan sonra uzun yazacaklarımı, eskisi gibi burada yazıp tweetleyivericem.</p>
<p>Şimdi başlayalım, twitter&#8217;da karşılıklı takipleştiğimiz bir arkadaşım olan <a href="http://twitter.com/hakdogan75" target="_blank">hakdogan75</a>&#8216;in bazı sorularına ve serzenişlerine yanıt vereceğim. Olay sabah sularında, Radikal yazarı, pek de yıldızımın barışık olmadığı, <a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&amp;ArticleID=1001207&amp;Date=09.06.2010&amp;CategoryID=42" target="_blank">Yıldırım Türker&#8217;in yazısın</a>ı tweetlememle başladı. Yıldırım Türker hükümetin İsrail&#8217;e boşuna horozlandığından, hali hazırda tonlarca silahı İsrail&#8217;den aldığımızdan bahsetmiş. Elbette TSK&#8217;nın da silah alımında parmağı var. Ayrıca bu liste silahla başlayıp, elli farklı devlet ihalesi ve yüzlerce çeşit gıda maddesiyle devam edebilir. 75 milyonluk nüfüsümüz ve sıfıra yaklaşan (bu da TSK&#8217;nın suçu olabilir) üretimimizle İsrail için çok çok yolunacak tüyü olan bir kazız.</p>
<p>Herneyse, benim bu yazıyı tweetlememle birlikte hakdogan75 arkadaşım, aynı yazıda TSK&#8217;ya ve Genelkurmaya dokundurma olduğunu belirtti. Bu İsrail sorununa derinden bakmamız gerektiğini, bu ilişkilerin merkezinde Genelkurmay ve askeri bürokrasi olduğunu da görmem gerektiğini belirtti. Yanlış anladıysam, twitter&#8217;ın 140 karakterinden ötürüdür, özür dilerim.</p>
<p>Şimdi öncelikle şunu bilelim, ben kesinlikle siyah &#8211; beyaz birisi değilim, ara renklere de inanırım. Yıldırım Türker&#8217;in bir fikrine katılırken, başka bir fikrine katılmayabilirim. Aynı şekilde AKP&#8217;nin de bir icraatının vatana ihanet olduğunu düşünürken, bir başka icraatını destekleyebilirim. Hatta TSK için bile yanar döner olabilirim. Belki size inandırıcı gelmeyebilir ama ben hayatınızda tanıyabileceğiniz en TSK karşıtı inanlardan biriyimdir. 45 gün boyunca, televizyonlarda 12 Eylül dönemi işkenceleri adı altında gösterilen muamelelere maruz kalmışlığım var TsK bünyesinde. Ama TSK&#8217;nın faydalarını, sağladığı yararı görmeyecek de değilim.</p>
<p>İsrail konusu da böyledir benim için. İsrail kan üzerinden varlığını sürdüren, katil ve hukuk tanımaz bir devlet olabilir. Ancak bu İsrail&#8217;in büyük bir devlet olmasını değiştirmez, değiştirmiyor. Devletlerin büyüklüğü, icraat ve diğer devletlerle olan ilişkileriyle ortaya çıkar. Demeçleriyle, hele hele arkasında duramadıkları demeçleriyle değil. İsrail&#8217;e savaş açmak hariç, elimizden gelen ne varsa yapmalıyız. Ambargo uygulamalıyız, boykot etmeliyiz, kınamalıyız, elçimizi çekmeliyiz, elçisini göndermeliyiz, aklınıza gelen ne protesto varsa uygulamalıyız. Bunlardan en basitini bile yapamadığımızda, İsrail ile Türkiye arasındaki fark ortaya çıkıyor.</p>
<p>İsrail gelmeyin diyor, vururum. Vuruyor. Türkiye Başbakanı &#8220;çok kötü olur haa&#8221; derken, bir yandan asla ve asla İsrail&#8217;e karşı kullanamayacağımız mermileri satın alıyor, mayınlı arazileri İsrail&#8217;e bağışlıyor.Benim Başbakanım İsrail&#8217;i eleştirdiğinde, külhanbeyliği ortaya çıkıyor (kimileri sevse de) ama uygulama yok, İsrail bunun karşılığında senin elçini itin kıçına sokup çıkarıyor. Hatta bunu yaparken de asla bel altı vurmuyor, çıkıp &#8220;sen kendi Kürt sorununa bak, orda kaç insanın kanı var?&#8221; demiyor.</p>
<p>TSK&#8217;nın getirildiği konumda, hükümetin İsrail için alacağı yaptırımlar karşısında sesi çıkabilir mi sizce?</p>
<p>Velhasıl, İsrail ile ilişkilerimizde AKP&#8217;yi aşan mevkiler var elbette. AKP sadece fırsat bı fırsat oy avcılığı yapıyor, tıpkı türban sorunu gibi. Sahi ne oldu o sorun? İşte ona ne olduysa, İsrail sorunu da o olacak.</p>
<p>Benim yanar döner düşüncem ise, AKP ile aynı aslında. Kimileri AKP&#8217;yi İsrail karşısında büyük kahraman ilan etmeye kalkışsa da, AKP&#8217;nin amacı ve de uygulaması İsrail ile iyi geçinmek, bence de doğrusu bu. Filistin&#8217;in erkekleri ve de Arafat, ilkokul çocuklarını o savaşın ön saflarına, devlet politikası ile ittiğinde, benim için tarihten kazınmaları faydalı ırklar arasına girdiler. İsteyen yardım götürsün, isteyen gitsin savaşsın. Benim için daha önemli gündemler var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sesliblog.com/renkler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Helal Etmiyorum!</title>
		<link>http://sesliblog.com/helal-etmiyorum/</link>
		<comments>http://sesliblog.com/helal-etmiyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 May 2010 10:48:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cohiba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[chp]]></category>
		<category><![CDATA[deniz baykal]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıçdaroğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sesliblog.com/?p=594</guid>
		<description><![CDATA[Baykal kendine yakışan bir şekilde noktaladı. Hayır, onuruyla istifa etti veya kendini feda etti demiyorum. Kendine yakışanı yaptı ve böylesi çirkin bir olayın faturasını bile CHP&#8217;ye kesip gitti. CHP&#8217;nin başkanı olduğu andan itibaren, kendini CHP&#8217;nin üstünde gören Deniz Baykal, seks skandalıyla siyaset hayatını bitiren bir kişi görünümünü CHP ile özdeşleştirdi. Baykal gitmiştir, gitmemiştir veya kaset [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Baykal kendine yakışan bir şekilde noktaladı. Hayır, onuruyla istifa etti veya kendini feda etti demiyorum. Kendine yakışanı yaptı ve böylesi çirkin bir olayın faturasını bile CHP&#8217;ye kesip gitti. CHP&#8217;nin başkanı olduğu andan itibaren, kendini CHP&#8217;nin üstünde gören Deniz Baykal, seks skandalıyla siyaset hayatını bitiren bir kişi görünümünü CHP ile özdeşleştirdi.</p>
<p>Baykal gitmiştir, gitmemiştir veya kaset gerçektir, yalandır beni ilgilendirmez. Biz neden eleştiriyorduk Baykal&#8217;ı, onu analiz edelim istifanın ardından, ve henüz dönmemişken.</p>
<p>Baykal kendini CHP&#8217;nin üstünde görür. Önüne çıkan rakiplerini, o veya bu şekilde alaşağı eder ki demokratik bir ortamda yarışmak zorunda kalmasın bunlarla. CHP, Baykal merkezli bir tek adam partisidir. Tıpkı AKP gibi. İstifanın ardından bunun ne kadar doğru olduğunu gözlerimizle gördük. Ne mi gördük, istifanın hemen ardından, 15 gün sonraki genel kurultayda aday olabilecek kişilere, mezar soyguncusu dendi. Yani, Baykal varken aday olamazsın, yokken hiç olamazsın. İşte günümüz CHP&#8217;sinin vizyonu budur.</p>
<p>Bu afişler ve sloganlar beni hep düşündürür. Sloganında &#8220;dürüst&#8221; yazan adam için acaba dürüst değil mi ki diye düşünürüm. Baykal&#8217;ın seçim afişlerindeki sloganına bakalım. &#8220;O hep sizi düşünüyor&#8221;. Halbuki dün, istifadan hemen sonra gördük ki, Baykal sadece kendini düşünüyor. Bırakın seni beni, CHP&#8217;lileri düşünmeyi, partisini bile düşünmüyor.  Neden mi? İki örnek vereceğim. Sözkonusu kaset için, yatak odamıza giren kameralar, kişilik haklarının ihlali, mahremiyet vesairedemiyor mu Baykal? Ancak tam istifa ederken şöyle diyor: Bu sadece bana değil, Cumhuriyet Halk Partisine yapılmış bir komplodur. Sayın Baykal kasedi seyretmemiş herhalde. Bu doğrudan ve açıkça Baykal&#8217;a yapılmış bir komplodur. Ancak Baykal, giderayak bu faturayı partisine de keserek, belki de komplocuların beceremediğini kendisi yapmıştır.</p>
<p>Halbuki şöyle yapsaydı, çıkıp az ve öz olarak: &#8220;bu şahsıma yapılmış bir komplodur. Kişisel meselemdir, başkan olduğum sürece partime zarar verebileceğinden ötürü istifa ediyorum. Kişisel imkanlarımla bu komployla mücadele edip sonuçlandıracağım. O vakte kadar sağlıcakla kalın. &#8221; deseydi. Daha iyi olmaz mıydı?</p>
<p>Kendini düşündüğüne bir diğer örnek de, arkasından bir tane doğru dürüst insan yetiştirmemiş olmasıdır. Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu dediğinizi duyar gibiyim, onu sona sakladım. Evet Baykal, yarın bir gün ölürsem, başıma bir iş gelirse arkamdan CHP&#8217;yi kim yönetir acaba diye  kaygı duymamış bir insandır. Ben bile, ölürsem kalırsam Doctus&#8217;a ne olur, kim bakar diye düşündüm ve çevreme güvenilir insanlar topladım. Ki ben gidersem, Doctus kalsın. Ancak görüyoruz ki, Baykal&#8217;ın ardında Önder Sav var, Canan Arıtman var, Sevigen var. Yani keşke Baykal olsaydı diyeceğimiz kişiler var sadece.</p>
<p>Analize dönelim. Baykal hakkını helal etti, ve herkesden de hakkını helal etmesini istedi. Ölmüş olsaydı hakkımı helal ederdim ancak şimdi bir iki dakika duracağım.  Eğrisiyle doğrusuyla parti yönetti, eleştirdim ettim. Baykal&#8217;a verdiğim bir oy vardı, onu da helal eder miyim? Ederdim etmesine ama şimdi değil. Henüz değil.</p>
<p>Eğer ki istifaya sebep olan komplo kasedi, Baykal ile herhangi bir &#8220;insan&#8221; arasında geçseydi, benim için hiç bir değişiklik olmazdı. Özel hayat der geçerdim. Ancak, CHP&#8217;ye kitap satıcısı olarak giren, zamanla kalem müdürü, yardımcı gibi görevlere yükselen ve de sonunda milletvekili olmuş biriyle ise bu skandal. Tıpkı Baykal&#8217;ın diğer parti içi yakınları gibi, Baykal&#8217;la aynı kökendense ırk açısından, Baykal&#8217;ın bana bir hesap vermesini beklerim. Ya bana der ki, bu kaset, bu komplo düzmecedir, yalandır, ya da der ki ve de ispatlar ki bu sadece aşktır, mevzubahis hanımın yükselmesinde benle girdiği ilişkinin bir alakası yoktur. O zaman helal ederim hakkımı. Şimdilik hakkımı helal etmiyorum.</p>
<p>Gelelim CHP&#8217;ye kimin başkan olacağına. Yukarda da dediğim gibi, Baykal hazretleri kendisinden sonrası için düzgün birini bırakmadığından, yetiştirmediğinden, çevresinde düzgün insan barındırmadığından, gene yine yeniden en iyisi Baykal&#8217;ın ta kendisi olacaktır.  Kılıçdaroğlu mu?</p>
<p>Bu konuda söyleyeceklerim bazılarımızı üzebilir, bu yüzden iki cümleyle kısaca açıklamak istiyorum. Kılıçdaroğlu Kürttür. CHP geleneğinde, bir Kürt genel başkan olamaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sesliblog.com/helal-etmiyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzlaşma</title>
		<link>http://sesliblog.com/uzlasma/</link>
		<comments>http://sesliblog.com/uzlasma/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2010 09:04:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cohiba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[gülben ergen]]></category>
		<category><![CDATA[haberturk]]></category>
		<category><![CDATA[hülya avşar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sesliblog.com/?p=592</guid>
		<description><![CDATA[Ölmek istedim bir türlü ölmedim&#8230; İlham Behlül Pektaş ne güzel söylemiş. Amir Ateş bestelemiş, Zeki Müren de söylemiş. Aşağıdaki diyalog, Türk Sanat Müziğinin günümüzdeki iki güzide temsilcisinin bir araya geldiğinde yapabildiği tartışmadan ibarettir. Tartışmanın sonunda ise, tüm fikir adamlarına örnek teşkil edebilecek bir biçimde uzlaşıyorlar. Habertürk&#8217;ü bu çok faydalı münazarayı televizyonlarında yayınladıkları için teşekkür ediyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ölmek istedim bir türlü ölmedim&#8230;</p>
<p>İlham Behlül Pektaş ne güzel  söylemiş. Amir Ateş bestelemiş, Zeki Müren de söylemiş.</p>
<p>Aşağıdaki  diyalog, Türk Sanat Müziğinin günümüzdeki iki güzide temsilcisinin bir  araya geldiğinde yapabildiği tartışmadan ibarettir. Tartışmanın sonunda ise, tüm fikir adamlarına örnek teşkil edebilecek bir biçimde uzlaşıyorlar. Habertürk&#8217;ü bu çok faydalı münazarayı televizyonlarında yayınladıkları için teşekkür ediyorum.</p>
<p><a href="http://sesliblog.com/wp-content/uploads/2010/03/h1_d.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-593" title="h1_d" src="http://sesliblog.com/wp-content/uploads/2010/03/h1_d.jpg" alt="" /></a></p>
<p>Hülya Avşar: Neyimiz benzetildi?</p>
<p>Gülben Ergen: Başarı diyelim</p>
<p>Hülya Avşar: Hep benzettiler bizi</p>
<p>Gülben Ergen: Başarı ve güzellik sadece sana has bir şey değildi ama sen öyle  zannettin hep yıllarca</p>
<p>Hülya Avşar: Bu sadece bana has bir şey</p>
<p>Gülben Ergen: Sana etrafın da böyle mi söylüyor? Gerçekten en güzel kendini mi  zannediyorsun?</p>
<p>Hülya Avşar: Evet.</p>
<p>Gülben Ergen: Şaka yapıyorsun</p>
<p>Hülya Avşar: Evet, öyleyim. Sence?</p>
<p>Gülben Ergen: Mardin&#8217;de senin gibi kızlar yollarda dolaşıyor</p>
<p>Hülya Avşar: Mardin&#8217;i görmediğim için görmediğim insan hakkında konuşamam. Ben  gördüklerim arasında konuşuyorum.</p>
<p>Gülben Ergen: Nasıl en güzel benim diyebilirsin? Deli misin? Seni sadece dinleyip  teselli ediyoruz. Tamam tamam en güzel sensin.</p>
<p>Hülya Avşar: Söyle varsa başka biri. Ben peki diyeceğim. Kabul edeceğim.</p>
<p>Gülben Ergen: İsim söyleyemem ki sana. Bence çok güzel kadınlar var yani. Bizim  komşumuzun bir kızı var benden kesin güzel, senden de güzel yani.</p>
<p>Hülya Avşar: Varsa söyle, bizim bildiklerimizin arasından birini söyle</p>
<p>Gülben Ergen: Doyamıyorum sana bakmaya çok güzelsin</p>
<p>Hülya Avşar: Sen de güzelsin ama benim kızım benden güzel mesela.</p>
<p>Gülben Ergen: Aaa, kadın deli</p>
<p>Hülya Avşar: Sen de güzel bir kadınsın, çok hoş bir kadınsın ama ben daha güzelim. En güzel benim</p>
<p>Gülben Ergen: Kesinlikle sen benden daha güzelsin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sesliblog.com/uzlasma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Komadan Çıkan Masum Köylü</title>
		<link>http://sesliblog.com/komadan-cikan-masum-koylu/</link>
		<comments>http://sesliblog.com/komadan-cikan-masum-koylu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2010 08:22:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cohiba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[adanalı]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[lost]]></category>
		<category><![CDATA[maraz ali]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sesliblog.com/?p=590</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar ağızdan ağıza anlatılan, internette şehir efsanesi durumunda gezinen bir hikaye vardı. Dünya genelinde insanlar komadan çıktıklarında, refleks olarak kafalarını tutarlarmış. Yerinde mi değil mi bakmak için. Ancak iş Türklere geldiğinde, komadan uyanan babayiğit hemen cinsel organını kontrol edermiş. Ne kadar yanlış ne kadar doğru bilemiyorum. Kontrolsuz güç, güç değildir düstürüyla milletimizdeki libido oranını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://sesliblog.com/wp-content/uploads/2010/03/maraz-ali.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-591" title="maraz-ali" src="http://sesliblog.com/wp-content/uploads/2010/03/maraz-ali.jpg" alt="" /></a></p>
<p>Bir zamanlar ağızdan ağıza anlatılan, internette şehir efsanesi durumunda gezinen bir hikaye vardı. Dünya genelinde insanlar komadan çıktıklarında, refleks olarak kafalarını tutarlarmış. Yerinde mi değil mi bakmak için. Ancak iş Türklere geldiğinde, komadan uyanan babayiğit hemen cinsel organını kontrol edermiş. Ne kadar yanlış ne kadar doğru bilemiyorum. Kontrolsuz güç, güç değildir düstürüyla milletimizdeki libido oranını düşündüğümde mantıklı gelmiyor değil. Fakat aynı sebepten milletimizin böyle bir hikaye uydurma olasılığı da yüksek.</p>
<p>Ancak, doğru ya da gerçek Türk insanının yapısal bir değişimde olduğu gerçek. Hürriyet gazetesinin haberine göre komadan uyanan bir genç arkadaşımız, vakit kaybetmeden Maraz Ali&#8217;yi görmek istemiş. Maraz Ali kimdir diyenler için kısaca açıklamak isterim, &#8220;İstanbul İstanbul olalı böyle kapışma görmedi&#8221; sloganıyla yayınlanan &#8220;Adanalı&#8221; adlı dizinin bir karakteri. İnsanın &#8220;de get, Adana Adana olalı böyle kapışma görmesin!&#8221;  diyesi geliyor ama ne çare?</p>
<p>Daha önce dizide ölen karakterin ardından gazeteye ölüm ilanı veren, camilerde mevlüt okutan ve ya dizideki kötü karakteri oynayan oyuncuyu sokakta sopalamaya kalkanları görüyorduk. Görüyorduk da, herhalde bir umutla &#8220;bilerek yapıyorlardır canım&#8221; ve ya &#8220;karakterin o kadar hayranı ki, kendi çapında bir seramoni yapıyordur&#8221; diyorduk. En azından bende böyle bir umut vardı. Yani hayranı olduğum bir aktör, bir çalışmasında kötü performans gösterdi diye dövmeyi anlayabilirim ama oynadığı karakterin senaryo icabı akıbeti yüzünden dövmek, olsa olsa kendi çapında yaratıcı bir eylemdir diye düşünüyordum.</p>
<p>Ancak belli ki durum gayet ciddi. Çünkü ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Belli ki bu komadan çıkma olayı, bir şekilde yaşamsal bir refleks ortaya koymayı gerektiriyor. İnsanlar kafasını tutuyor hemen, &#8220;yerinde mi lan&#8221; diye. Ya da kendisi için önemli başka bir uzvunu. Aşırı sevgiden ötürü annesinin babasını görmek isteyen, karısını sayıklayan da olabilir. Ama Komadan çıkıp bir dizi karakterine yardırmak, &#8220;sen komada yaşa daha iyi&#8221; denilebilecek  türden bir olay olsa gerek.</p>
<p>Ben hep bir olayın ya da bir kişinin etkisinde kalıp, o şeylerle alakalı rüya görenleri ilginç bulmuşumdur. Çünkü bildiğim kadarıyla insan uyurken sürekli rüya görüyor ve sadece son gördüğü rüyayı,yani uyanırken gördüğü rüyayı hatırlayabiliyor. Hatta psikologlar bu yüzden, rüyalarını anlattırmak istedikleri hastalarından, çalar saatlerini iki saatte bir kurmalarını isterler. Böylece zırt pırt uyanıp rüyanızı hatırlarsınız ve not edersiniz bir deftere.</p>
<p>Şimdi bu arkadaş nasıl bir ruh halindeyse komada, ki bir ay kalmış komada, kalkar kalkmaz &#8220;Maraaaaaaz&#8221; diye haykırıyor. Yani öyle yuva yıkan kötü karakteri oynayan oyuncuya yolda rastlayıp küfür etmekten çok daha ileri seviyede bir noktaya gelmişiz. Karakteri kemiğimize, iliğimize kadar hisseder olmuşuz. Hani normal şartlarda, &#8220;adam ne oyunculuk koymuş ortaya&#8221; diyesim gelirdi, ama bir şeyler beni tutuyor, anlayamıyorum. Lost&#8217;un sonunu görmeden ölürsem ya?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sesliblog.com/komadan-cikan-masum-koylu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hepimiz Jacqueline İle Büyüdük, Bir İclal Aydın Bilmiyor</title>
		<link>http://sesliblog.com/hepimiz-jacqueline-ile-buyuduk-bir-iclal-aydin-bilmiyor/</link>
		<comments>http://sesliblog.com/hepimiz-jacqueline-ile-buyuduk-bir-iclal-aydin-bilmiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2010 14:46:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cohiba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[iclal aydın]]></category>
		<category><![CDATA[jacqueline du pre]]></category>
		<category><![CDATA[tuna kiremitçi]]></category>
		<category><![CDATA[yeteneksizsiniz türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sesliblog.com/?p=587</guid>
		<description><![CDATA[Sabah sabah ne kadar sosyal terane varsa, hepsinden tanıdık tanımadık bilimum internet böceği veryansın ediyor. Vay İclal Aydın merhume Jacqueline Du Pre&#8217;yi bilmiyormuş, Tuna&#8217;nın yeni sevgilisi sanmış. Halbuki kendimize dönüp sormamız gereken soru Tuna nereden biliyor Jacqueline Du Pre&#8217;yi olmalıydı. Hatta ileri gideyim, biz neden İclal Aydın&#8217;ı tanıyoruz? Yahu, salla merhumeyi, Ruhi Su&#8217;yu Neşet Ertaş&#8217;ı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://sesliblog.com/wp-content/uploads/2010/03/iclalaydin1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-589" title="iclalaydin" src="http://sesliblog.com/wp-content/uploads/2010/03/iclalaydin1.jpg" alt="" /></a></p>
<p>Sabah sabah ne kadar sosyal terane varsa, hepsinden tanıdık tanımadık bilimum internet böceği veryansın ediyor. Vay İclal Aydın merhume Jacqueline Du Pre&#8217;yi bilmiyormuş, Tuna&#8217;nın yeni sevgilisi sanmış.</p>
<p>Halbuki kendimize dönüp sormamız gereken soru Tuna nereden biliyor Jacqueline Du Pre&#8217;yi olmalıydı. Hatta ileri gideyim, biz neden İclal Aydın&#8217;ı tanıyoruz? Yahu, salla merhumeyi, Ruhi Su&#8217;yu Neşet Ertaş&#8217;ı tanımayan ünlülerle çevrilmişiz İclal mi yıktı hayallerimizi? Daha bir kaç ay önce en çok seyredilen müzik programlarından birinde Kazım Koyuncu&#8217;ya sevgilerini göndermişti o sığır.</p>
<p>Vatan Gazetesini okuyan biri olarak, bu mevzudan haberim ancak olay-ı cehalet  haberlere taşınınca haberim oldu. Çünkü Vatan Gazetesi okumama rağmen ne İclal ne Tuna ne Al Bundy ne de Peggy Bundy okurum. Başlıklarına bile bakmıyorum. Benim merak ettiğim hangi Jacqueline Du Pre hayranı İclal Aydın  okuyor da farketti bu işi?</p>
<p>Veya neden Tuna Kiremitçi yazar olabiliyor bu memlekette? Bir de istifa etmiş. Böyle bir yazı nasıl yayınlanırmış onun yazdığı gazetede. Tuna&#8217;cım bence bu mantıkla hemen yayınevinden de istifa etmen gerekiyor, zira seni yazar yerine koyup kitaplarını basıyorlar. Ayrıca, İclal Aydın senin eski karın değil mi? Şimdi mi farkediyorsun cehaletini?</p>
<p>Hadi bunu da geçtim, bu mudur senin erkekliğin? İnsan eski karısına böyle birşey yapar mı? Biraz çalıştır saksıyı Tuna, ne hale getiriyorsun eski karını istifa etmekle? Hiç bir şey anlamıyorsan, düşün ruh halini. Sen hani öyle bir romancısın, arka planda Beethoven, elinde dolmakalem, loş bir odada saçlarını savurarak yazıyorsun romanını. Kadıncağaz sevgilin sanmış icracıyı ve ne google ne bir ufak araştırma, o panikle, eski kocası nasıl olur da o çok okunan köşesinde sevgilisini anlatır diye hayal kırıklığıyla yazmış paldır küldür. bu ruh halindeki eski karının düşmüş olduğu bu hata seni hiç mi üzmüyor?</p>
<p>Velhasıl bunlar ülkemin gerçekleri, Tuna Kiremitçi büyük yazar, İclal Aydın neci bilmiyorum valla, Hülya Avşar büyük star olunca Jacqueline Du Pre de ilkokulda zorunlu ders olarak okutuluyordur da benim bi haberim yoktur. Yeteneksizsiniz Türkiye şampiyonlarına hiç girmiyorum bile, Acun denen dengesizi, bu seviyeyi Üniversitelere soktuğu için lanetliyorum sadece.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sesliblog.com/hepimiz-jacqueline-ile-buyuduk-bir-iclal-aydin-bilmiyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Keçinin Olmadığı Yer&#8230;</title>
		<link>http://sesliblog.com/kecinin-olmadigi-yer/</link>
		<comments>http://sesliblog.com/kecinin-olmadigi-yer/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 08:18:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cohiba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[liberal]]></category>
		<category><![CDATA[perihan mağden]]></category>
		<category><![CDATA[radikal]]></category>
		<category><![CDATA[yıldırım türker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sesliblog.com/?p=583</guid>
		<description><![CDATA[Doğrusu &#8220;koyunun olmadığı yerde..&#8221; diye başlar bu atasözümüzün ancak ben, koyunun olmadığı yerlerde mutlu olabildiğim için tersine çeviriverdim. Koyun bulunmayan memleketlerde, sakalından ötürü keçiye çelebi muamalesi yaparlarmış.  Benim demek istediğim ise, keçinin olmadığı yerde koyunu adam sanan memleketler. Şimdi koyunlara da ayrımcılık yapıyorum gibi oldu ya, neyse. Bizim ülkede büyük ve küçük baş hayvanlara yapılanlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğrusu &#8220;koyunun olmadığı yerde..&#8221; diye başlar bu atasözümüzün ancak ben, koyunun olmadığı yerlerde mutlu olabildiğim için tersine çeviriverdim. Koyun bulunmayan memleketlerde, sakalından ötürü keçiye çelebi muamalesi yaparlarmış.  Benim demek istediğim ise, keçinin olmadığı yerde koyunu adam sanan memleketler. Şimdi koyunlara da ayrımcılık yapıyorum gibi oldu ya, neyse. Bizim ülkede büyük ve küçük baş hayvanlara yapılanlar yanında benim naçizane ayrımcılığımın lafı olmaz, değil mi?</p>
<p>Yıllar içinde çeşitli kereler kendi çapımda serzenişte bulunduğum, bizim memlekette bazı insanlara bu özgüven nereden geliyor veya bir statünün sadece söylenmesiyle olunabildiği ülke gibi cümlelerle gündeme getirmeye çalıştığım defomuza yeniden değinmek istiyorum. Örneğin, bu topraklar Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses ve daha bir çok üstadı bildiği ve gördüğü halde, neden Hülya Avşar veya Sibel Can gibi müstesna kişileri Türk Sanat Müziği sanatçısı payesi ile ödüllendirmiştir. Zira kendilerinin bu konuda bir eğitim, bilgi veya emekleri olmamaması bir yana, doğuştan gelen, hani arkadaş arasında &#8220;bu kızın da sesi pek bi güzel, söylesin de dinleyelim&#8221; tarzı amatörce bir kabiliyetleri bile yokken, sadece kendileri veya birilerinin &#8220;sanatçı&#8221; demesiyle sanatçı olmuş insanlardır. Bunun da artık sektörleşmesiyle, etrafta bir yığın kabiliyetsiz &#8220;sanatçı&#8221; enflasyonu oluşmuştur.</p>
<p>Zamanında sadece tanımıyorum diye linçe uğradığım rahmetli Barış Akarsu, gerçekten ülkemize damgasını ölümüyle vurmuş, bir yerde efsaneleşmiş bir kişi, bir fenomen haline gelmiştir. Ancak yıllar geçse de, ben zamanında sadece tanımıyor olduğum için eleştirildiğim bu kişiyi artık derinlemesine incelemiş olsam da, kendisinin plajlarda, bildiği 4 akorla &#8220;Akdeniz Akşamları&#8221;nı üstüste 78 kere çalabilen, sesi de hasber kader dinlenebilir olan sıradan bir yurdum gencinden daha yetenekli olduğunu göremedim.</p>
<p>Hayır, bulmaca çözemiyorum artık. Cumhuriyet&#8217;in Milliyet&#8217;in falan &#8220;uzmanlık&#8221; gerektiren bulmacalarına zaten kafam yetmiyor. Daha salak gazetelerin bulmacalarını çözeyim diyorum, 3 sorudan biri olan, &#8220;şu sanatçımız&#8221; sorularını bilemiyorum.  Öyle kaldık anlayacağınız, çözebileceğim bulmaca yok piyasada.</p>
<p>Ha bu durum gerçekten bizim ülkemizin bir sorunsalı mıdır? Hiç sanmıyorum, 6 kitap yazan bir kişiye Nobel Edebiyat Ödülü verilebiliyor, veya son 5 yılda 4 milyon insanın ölümünden sorumlu bir ülkenin başkanına, aya nükleer bomba attığı gün Nobel Barış Ödülü verilebiliyor. Nobel Fizik ödülü ise, geliştirdikleri çok faydalı bir alet sebebiyle iki fizikçiye birden veriliyor ama ortaya çıkıyor ki bu kişilerin o aleti görmüşlüğü yok. İşin garibi, sonuç itibariyle bu insanların bir yerlere bir şekilde gelebilecek kadar kafaları çalışan insanlar olmasına rağmen bu ödülleri kabul etmeleri. Şimdi bana bir mektup gelse, ve &#8220;bu sene Nobel Turizm ödüllerini size vermeye karar verdik&#8221; deseler. Lan derim, ben 20 senedir turizm yapmıyorum kafayı mı yediniz? Ama yok, Başkan dünyanın en katil makamında oturduğunu bile bile gidip ödülü alıyor.</p>
<p>Geçenlerde bir grup arkadaşıma Türkiye&#8217;de doğru dürüst Liberal bir gazete yok dedim. Bu sebeple de taraf maraf prim yapıyor, siz düzgün liberaller de g.t altına gidiyorsunuz dedim. &#8220;Radikal var&#8221; dediler. Radikal de okumadığım bir gazete değil, ne zaman liberal oldu diye geçirdim aklımdan. Bir de yazar tavsiye ettiler, Yıldırım Türker. Böyle inek yalamış saçlı, janti bi fotosunu (benimkinden janti olmasın) koymuş köşeye. Nedense böyle bir Tuna Kiremitçi havası var, ama okuyunca anlıyorsunuz, en azından düşünebileni.</p>
<p>Yıldırım Türker hiç de fena yazmıyor da, bu tarz yazarların ortak özelliği olan bazı kurumlara koşulsuz biat ve bazılarına da koşulsuz karşı olma hastalığı onda da mevcut. Aynı gazetede bir zamanlar kusan Perihan Mağden de böyleydi mesela. Atlas Jet uçağının düşüşünden Türk Silahlı Kuvvetlerinin beceriksizliğini <a href="http://sesliblog.com/amac-bagciyi-dovmekse/" target="_blank">çıkartabiliyordu</a>.</p>
<p>Uzatmadan diyeceğimi diyeyim, geçenlerde Radikal&#8217;in anasayfasında şöye bir başlık gördüm: &#8220;Tabur tabur asker neden intihar ediyor?&#8221;, yazarı da Yıldırım Türker. Son bilmem kaç yılda intihar eden 17 askerden, asker derken subay astsubay vs, bahsediyor. Tabur tabur asker&#8230; Yahu hadi ben araştırmaya üşeniyorum askerlik yaptın mı yapmadın mı diye. Sen gazetenin ilk sayfasına başlık olacak yazı yazıyorsun, hiç değilse aç bi sözlüğe bak. Tabur 1000 tane askerden oluşur dostum. Sizin bu yazdıklarınız tercüme edilip yabancı gazetelere falan gönderiliyor, ayıptır. Aynı yıllar içinde, &#8220;lan bundan da adam olmuyor&#8221; diye gazetenden kovulan liberal gazeteci sayısına bir bak istersen sen önce.</p>
<p>Velhasıl, bir gariplik yok. Keçi yok ki.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sesliblog.com/kecinin-olmadigi-yer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Açılım</title>
		<link>http://sesliblog.com/acilim-2/</link>
		<comments>http://sesliblog.com/acilim-2/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 00:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cohiba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[açılım]]></category>
		<category><![CDATA[akp]]></category>
		<category><![CDATA[dtp]]></category>
		<category><![CDATA[kürt]]></category>
		<category><![CDATA[laz]]></category>
		<category><![CDATA[türk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sesliblog.com/?p=582</guid>
		<description><![CDATA[Ara verdiğim dönemleri böyle böyle telafi edeceğiz.  Açılımla başlayalım&#8230; Bir kere açılım bize ters geldi. Şimdi biz, öz be öz Türk ırkının en güzel örneği, ülkenin sahipleri olaraktan açılım yapmaya kalktık. Yani adına ne derseniz deyin, Başbakan olun &#8220;Kürt açılımı&#8221; deyin mesela. Bu durumda ne oluyor, biz ülke sahibi Türkler açılım yapıyoruz, yani açılma eylemi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ara verdiğim dönemleri böyle böyle telafi edeceğiz.  Açılımla başlayalım&#8230;</p>
<p>Bir kere açılım bize ters geldi. Şimdi biz, öz be öz Türk ırkının en güzel örneği, ülkenin sahipleri olaraktan açılım yapmaya kalktık. Yani adına ne derseniz deyin, Başbakan olun &#8220;Kürt açılımı&#8221; deyin mesela. Bu durumda ne oluyor, biz ülke sahibi Türkler açılım yapıyoruz, yani açılma eylemi bize ait, Kürtler sabit. Veya Alevi açılımı, Aleviler sabit, biz açılıyoruz onlara doğru. Yanlış mı? Değil, eğer ki açılım bize ters olmasaydı.</p>
<p>Zira daha ilk günden gördük ki, bizim açılacağımız Kürtlerin ise sabit kalıp mutlu olacakları bir durum falan yok ortada. Bizim hükümet, gündüz vakti havai fişek patlatırcasına bir çoşkuyla açılımayazdı ki, Kürtler iki vurup bir sayıyor. Yani ismiyle müsemma açılım, hiç de öyle bizim eylemlediğimiz, Kürtlerin ise sabit kaldığı bir olay değilmiş. Ha en baştan buna açılım yerine, &#8220;Türk-Kürt ortaya karışık&#8221; veya benzeri bir isim verselerdi farklı olurdu. Kürtlerin mazlum bir hali bayağıdır yok.</p>
<p>Netekim tez vakitte anlaşıldı ki, amaç üzüm yemek değil DTP&#8217;yi en tepki çekmez anda kapatmaktı.</p>
<p>Çok sevgili liberal arkadaşlarımla da, açılım başlamazdan az önce konuştuğum gibi; Evet, bu sorunun artık başka türlü bir çözümü yok. Ne bizim NATO ordumuz kafalarına yağdıra yağdıra bunları bitirebilecek, ne de onlar bizden toprak yada eyalet falan alabilecekler. Adına açılım dedikleri, ancak yukarıda da belirttiğim sebeplerden başka bir şey olması gereken, barışa ve uzlaşmaya yönelik paket veya paketlerle bu işin çözülmesi gerekir ve de tek yol gibidir. Paragrafın başında da söylediğim gibi, liberal arkadaşlarıma söylediğim şey, bu iş bu hükümetin harcı değil. Bu hükümetin böyle bir derdi yok. Bu şekil bir paketi ancak ve ancak, içerisinde en milliyetçisinin de olduğu, DTP (muadili)&#8217;nin de olduğu bir koalisyon yapabilir. Bu gerçeği halk (Türk, Kürt, Laz vs) iyice düşünmeli ve bir dahaki seçimlerde ona göre oy vermelidir. Ya da halk (Türk, Kürt, Laz vs), ben avantama bakarım, bal tutan parmağını diyerek AKP&#8217;yi gene başa getirir. Bu sorun da bitmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sesliblog.com/acilim-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Varan Turizm</title>
		<link>http://sesliblog.com/varan-turizm/</link>
		<comments>http://sesliblog.com/varan-turizm/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 13:52:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>cohiba</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kategorilenmemiş]]></category>
		<category><![CDATA[birol yüce]]></category>
		<category><![CDATA[elif büyükorbay]]></category>
		<category><![CDATA[halkla ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[varan turizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://sesliblog.com/?p=580</guid>
		<description><![CDATA[Varan Turizm ile yaptığım seyahat sırasında dizüstü bilgisayarım çalındı. Ve ben, dizüstü bilgisayarlar için ayrı bir yönetmelik olması gerektiğini farkettim. Zira diğer değerli eşyalardan ufak bazı farklar içeriyor dizüstüler. Örneğin otobüse binerken, en sevdiğiniz hırkanızı bagaja verebilirsiniz. Ve ya maddi değeri yüksek bir kitabı bavulunuza koyar, bagaja yollarsınız. Ama dizüstü bilgisayarlar için bu geçerli değil. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Varan Turizm ile yaptığım seyahat sırasında dizüstü bilgisayarım çalındı. Ve ben, dizüstü bilgisayarlar için ayrı bir yönetmelik olması gerektiğini farkettim. Zira diğer değerli eşyalardan ufak bazı farklar içeriyor dizüstüler. Örneğin otobüse binerken, en sevdiğiniz hırkanızı bagaja verebilirsiniz. Ve ya maddi değeri yüksek bir kitabı bavulunuza koyar, bagaja yollarsınız. Ama dizüstü bilgisayarlar için bu geçerli değil. Çünkü bagaja vermezsiniz, korkarsınız sığırın biri üzerine koca bavulu fırlatır ya da dizüstünün kendisini fırlatır diye. Ayrıca otobüslerde internet de var, bağlanmak istersiniz ve yanınıza alırsınız.</p>
<p>Ne var ki, dizüstünü <strong>Varan Turizm</strong> otobüslerinde yanınıza alıp, arkadaşlarıma &#8220;elololooy şu an İzmir&#8217;i geçtim, bekle beni İstanboouulyt&#8221; şeklinde mesajlar atayım diyorsanız, o bilgisayarın kayışını nöbette uyumaya niyetli bir askerin ciddiyetiyle belinize falan dolamanız gerekir. Zira 14 saaatlik bir yolculukta, o bilgisayar yanınızdayken uyursanız, çalınıyor. Ve tabii ki, bazı kurumsal beyinli (mesailer), plaza önlerinde simit kuyruğu müdavimi arkadaşların hazırladığı yönetmelik gereği, siz hırsızdan daha suçlusunuz. İçerisinde eylemsiz bir şekilde gittiğim otobüs, halis muhlis <strong>Varan Turizm</strong> otobüsü, duraklanan mola yerleri kanlı canlı <strong>Varan Turizm</strong> tesisleri. Ama çalınan dizüstü ise, suçlu sahibi.</p>
<p>Bu arada beni tek sanmayın, &#8220;şikayet var&#8221; sitesi çalınan / kaybolan eşya mezarlığına dönmüş. Artı bagaja verilip de yok olan ve ne hikmetse ondan da sorumluluk kabul etmeyen bir <strong>Varan Turizm</strong> şikayeti de var. Bu mağdurlara da, &#8220;değerli eşyalarınızı bildirmeniz gerekliydi&#8221; denmiş. Örnek veriyorum. &#8220;Al muavin çocuğum şu çantayı, dikkat!  Bildiriyorum, çantanın içinde 2 milyon nakit, 3 külçe altın ve bazı paha biçilemeyen tarihi eserler var.&#8221; Bunlara göre en güvenli <strong>Varan Turizm</strong> seyahatinin şekli bu.</p>
<p>Peki, kanun kanundur. Bulacaksın çözümünü. Mesela otobüsle seyahat edeceksen yanına alma bilgisayarını. Bilgisayarla mı doğdun? Ha illa da alacaksan yanına, sonuçlarına katlanacaksın. Peki paşam, katlanalım da, örneğin benim işyerimde ve ya evimde, bir başkasının bir şeyi çalınsa, şahsen ben bir utanır sıkılırım. Mahçup hissederim, özür dilerim falan. Ancak Varan Turizm isen, şöyle davranırsın:</p>
<p>İneceğim yer olan, Kavacık&#8217;da farkettiğim hırsızlık olayını hemen muavine bildirdim. Muavin de hemen bir yerleri aradı ve bana &#8220;Çağlayan&#8217;a kadar gelin, Müdür bey sizinle ilgilenecek dedi&#8221;. İnmedik, devam ettik Çağlayan&#8217;a. Bir müddet müdürün işlerinin bitmesini bekledim. Müdür bana, olayı anlatan bir yazı yazmamı söyledi ve bu yazıyı <strong>Halkla İlişkiler</strong> bölümüne göndereceğini belirtti. Halbuki ne güzel departmanımızdın sen halkla ilişkilerci abla. Uzatmadan, yazdık yazacağımızı ve eve döndük. Ama serde kurtluluk var ya, duramadım yerimde <strong>Varan Turizm Halkla İlişkiler</strong> departmanını telefon vasıtası ile aradım.</p>
<p>Telefonda &#8220;o zaman sizi şu beye bağlayayım&#8221; zinciri bana üst düzey biriyle görüşeceğim konusunda umut verdi. Bir kaç kişi sonunda doğru insanı, Varan Turizm Halkla İlişkiler insanını karşımda buldum. Aramızdaki Levent Kırca diyaloğunu montaja girmemiş haliyle sunuyorum:</p>
<p><strong>Varan Turizm Halkla İlişkiler İnsanı:</strong> Buyrun Tansu Bey</p>
<p><strong>Ben:</strong> Efendim benim bilgisayarım, sizin otobüste çalındı. Beni de Çağlayan&#8217;a götürdüler, size bir yazı yazdırdılar konuyla alakalı, şimdi bu gelişmeleri nasıl takip edebilirim?</p>
<p><strong>Varan Turizm Halkla İlişkiler İnsanı:</strong> Ne gibi gelişmeler?</p>
<p><strong>Ben:</strong> Hani olayı anlattım ya yazı ile, artık her ne yapacaksanız onları nasıl takip edicem?</p>
<p><strong>Varan Turizm Halkla İlişkiler İnsanı:</strong> Bir şey yapmayacağız.</p>
<p><strong>Ben:</strong> Peki beni iş olsun diye mi Çağlayan&#8217;a götürüp yazı yazdırdınız?</p>
<p><strong>Varan Turizm Halkla İlişkiler İnsanı:</strong> Biraz öyle olmuş</p>
<p>Şimdi ben normal şartlarda, akıllı uslu bir herif olmadığımdan, benimle böyle konuşanlara cevap verme kabiliyetim yok. En yakındaki sert cismi, olmadı Allah ne verdiyse şamarı suratına yapıştırıyorum. Çevrede suratında Arjantin tip bira bardağı izi gördüğünüz birileri olursa, bilin ki tanışmışızdır. Bir gün boyunca düşündüm, derler ya hani &#8220;üzerine uyudum&#8221;. Bir iki avukat arkadaşla görüştüm, dava mava abuk subuk paralar harcatacakmış. Zaten de öyle illa Varan bana gitsin bi dizüstü bilgisayar alsın diye bir derdim de yok, da bu &#8220;adam&#8221;ı nereye koyacan? Halkla ilişkilerci diye, bizim Kanlıca&#8217;da eskiden IETT bileti satan bir  &#8220;Halk Ekmek&#8221;çi vardı, onu koymuşlar masaya. Ben dedim bu a&#8221;dam&#8221;ı anlatan bir mail döşeneyim genel müdürlüğe, yav en azından bir &#8220;üzgünüz&#8221; falan desin biri. Mailimde uzun uzun, &#8220;kanunen bir suçlarının olmaması ile duyarsız olmak arasında bir fark olduğundan, halkla ilişkiler departmanı böyle yaparsa muavin ne yapmaz&#8221; arasında bir dert yandım. Avukatların bana dava aç demelerine, Cumhuriyet Başsavcısının &#8220;bana göre tazminat alırsın&#8221; demesine rağmen hukukla uğraşamayacağımı da söyledim.</p>
<p>Varan Turizm Halkla İlişkiler Sorumlusu <strong>Elif Büyükorbay</strong> şu cevabı yazdı bana:</p>
<blockquote><p>SAYIN</p>
<p>BİROL YÜCE</p>
<p>Seyahatiniz esnasında Şirketimize ait otobüsten çalındığını iddia ettiğiniz diz üstü bilgisayarınız ilgili Şirketimizin herhangi bir sorumluğu söz konusu değildir.</p>
<p>Şöyle ki;</p>
<p>Öncelikle ; Genel hüküm kurallarına göre taşıyıcının sorumluluğu kendisine eşyanın TESLİMİNDEN  itibaren başlamaktadır (TTK m. 781). Şirketimizin kendisine teslim olunmayan eşyandan sorumlu tutulması mümkün değildir. Kaldı ki, yine TTK’nun 786.maddesinin 2. fıkrasında yer alan açık hüküm gereği “Taşıyıcı, kendisine teslim olunurken beyan edilmemiş olan kıymetli eşya, para, kıymetli evrak ve diğer vesikaların hasar ve ziyaından mesul olmaz”</p>
<p>Bu itibarla Şirketimize teslim edilmemiş ve kendi yed’inizde(beraberinizde) bulunan şahsi eşyalarınız ile ilgili hukuki ve cezai sorumluluğumuzun bulunmadığını bilgilerinize sunarız.</p>
<p>Saygılarımızla..</p>
<p>VARAN TURİZM SEYAHAT A.Ş.</p></blockquote>
<p>Ah be ablam, köpeğiniz olsun dizüstü bilgisayarlar. Hukuk bürosu musun halkla ilişkilerci misin? Ya bari ismi değiştirmeyi unutmasaydın. Birol Yüce kimdir? Hepimiz, <strong>Varan Turizm </strong>tarafından dizüstü bilgisayarları çaldırılan herkes sizin için Birol Yüce, değil mi? Belki de Birol Yüce Varan Turizm&#8217;de bilgisayarı çalınan ilk kişidir, halkla ilişkiler arasında onun yeri apayrıdır.</p>
<p>İşin halkla ilişkiler olduğundan, ve şu yaşadıklarımdan sonra sana &#8220;işini yap&#8221; demek abesle iştigal olacağından, bari kopyala yapıştır yaparken biraz daha hassas olun diyeceğim.</p>
<p><em>Edit: Nihayet Varan Turizm tarafından mağduriyetimle empati kurabilen biriyle görüşebildim. Pazarlama Müdürü Hanımefendi aradı, çok üzgün olduklarını ve halkla ilişkiler konusunda kesinlikle böyle bir durumun bir daha yaşanmayacağını söyledi. Ayrıca çalınma ile ilgili de araştırma yaptıklarını bildirdi.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://sesliblog.com/varan-turizm/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

