Hafıza Kaybı
26 Eylül 2008
Oral Çalışlar bugünkü yazısında Boğaziçi Üniversitesindeki türban gerginliğinden bahsetmiş. Bugüne kadar kendi içinde bu sorunu halleden üniversite, yeni rektörle birlikte gerilmiş.
Halbuki Boğaziçi Üniversitesi’nin “özgürlükçü” bir geleneği varmış. Daha da güzeli şöyle demiş; “1968 gençlik hareketleri içinde o zamanki adı Robert Kolej olan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri etkin şekilde yer aldılar”.
Oral Bey herhalde şaşırdı. Boğaziçi Üniversitesi 68 hareketlerinde eylem yaptı. Yaptı ama, öğrencilere otopark açılsın diye yaptı. Deniz’le katıldığı işgallerde bir tane Boğaziçili var mıymış acaba, iyi bir düşünsün derim.
Boğaziçinden bu gibi konularda pek performans beklememekde fayda var… Şimdi saydıracak bana mezunları, kalpler kırılacak…
Valla ben senin söylediklerine katılmakla beraber Boğaziçi’nde geçirdiğimiz yıllarda türbanlılarla türbansızların (lafa bka nasıl oyuna geliyorum ben bile) içiçe olduklarına şahidim. Sen de şahitsin.
Oral Abi’nin Deniz’le katıldığı işgallerde Boğaziçili belki yoktur ama Robert’li bence vardır. Çok ilginçtir ve dünyanın her kapitalist ülkesinde böyledir bu, en “baba solcular” hep amerikan okullarından çıkmıştır ve bu insanlar çoğu kez iyi eğitim almış insanlar olmuştur.
Yalnız bu durumda şunu da unutmamak lazım ki bu insanlardan çok azı şu anda aynı görüşleri savunuyor. Sen de bilirsin ki bunların yüzde 99′u şu anda kaptialist sistemde üretimin son aşaması olarak tanımlanan reklam sektöründe patronlar.
Bu şizofrenik durumu da bir yana bırakırsak şunu söyleyip bitireyim, Boğaziçi Üniversitesi rektörleri bu konuda yıllarca ılımlı davrandılar. Özellikle Üstün Ergüder’in bu konuda tavize çok açık olduğunu ve olaya bambaşka bir gözle baktığını hatırlatmak isterim. Türbanla ilgili uyarıları hep kapıların görünmez yerlerine ve sadece sene başında ve sene sonunda astırırdı.
Acıklı olan, Boğaziçi Üniversitesi’nin bu “barışçıl” durumunun nedenidir bence. Bu durumun nedeni bu okulun Türkiye’de olmamasıdır. Fiziksel olarak Türkiye’dedir ama zihnen değildir.
Esas şunu diyecektim, yeni rektör varolan kuralları uyguluyor anlaşıldığı kadarıyla. Demek ki B.Ü.’de artık Türkiye topraklarında.
Ben gene de, “Robertli” de olsa işgallerde veya “kıra” çıkma olaylarında, Boğaziçililerin etkin olduğunu sanmıyorum. Bu dönemlerle ilgili okumadığım pek kitap ve belge kalmadı, samimiyetle bir tane boğaziçili veya robertli gördüğümü hatırlamıyorum.
Ha otopark eyleminin yapıldığını, bizzat yapanlardan dinledim. O konuda helal olsun.
Şu an ne durumda Boğaziçi bilmiyorum açıkçası. Türkiye topraklarında mıdır, ayakları yere basıyor mudur, beni ilgilendirmemekle beraber. Üniversite öğrencilerinin, benzer bir durumda etkin olmaları gerekirse, Boğaziçi son aklıma gelen yerlerden biridir hala.