Ruanda’nın Nesi Meşhur?

Kategorilenmemiş Yorum Yapın

Şimdilerde Ruanda dediğimiz topraklarda üç farklı kabile yaşarmış. Tutsiler, Hutular ve Twalar. Bir kralları varmış, muhtemelen bir de Kraliçeleri vardı.

Sonra Almanlar geldi, Ruanda’yı sömürgeleri yaptılar. Bir Alman hükümeti kurulmadı, Almanlar pek ilgi göstermediler Ruanda’ya. İkinci Dünya Savaşında almanların yenilmesiyle yönetim Belçika’ya geçti. Belçikalılar kurumsallaşma aşamasında Tutsileri kullandılar, Tutsiler Ruanda’nın aydınlık yüzünü temsil ediyorlardı, eğitimli ve zengin. Almanya’nın boşvermişliğini bir kenara bırakıp, bu hiçbir zenginliği olmayan topraklardan Belçika bir pay çıkartmaya çalıştı.

Ancak zamanla, Hutu’ların sayısı artıp da ileride Tutsi’lerin yerine ikdidar olacakları anlaşılınca, Belçika Hutulara yöneldi. Ama fazlaca belli etmeden. Zamanla Tutsilerin Nuh soyundan geldiği, daha ince ve uzun yapılı oldukları gibi ırksal ve etnik ayrımcılığı yaymaya başladılar. Hatta 10 inekten fazlasına sahip olanlara Tutsi denir derecesinde bir noktaya geldi ayrımcılık.

Ve 1962′de Ruanda bağımsızlığını ilan etti, Belçika ve diğerleri çekildi. Sayıca fazla olmalarından ötürü hep Hutu yönetiminde kaldı. 64 ve 74 arasında çıkan bazı olaylarda 100 000 civarında Tutsi öldürülmüştü. Tutsiler komşu ülkelere kaçıyor, kendilerini eğitip günün birinde Ruanda’ya geri dönmeyi ve ülkelerinde yaşamayı umuyorlardı. Bu amaçla “Ruanda Yurtseverler Birliği” kuruldu. 1990-1992 arasında bir iç savaş yaşandı. Savaştan hemen sonra yerel Hutu askeri birlikleri tüm Tutsi ve ılımlı Hutuları fişledi. Parası olmayan bir ülke olduğu için silah alamadılar, Çin’den satır getirttiler. Satır bulamayanlara sivri sopalar.

Ve sene 1994′e geldiğinde, iktidardaki Hutu hükümetinin de göz yummasıyla katliam başladı. Devlet başkanının uçağı düşürüldü, ve radyolardan bunun sorumlusunun Tutsiler olduğuna dair yayın yapmaya başlandı. Tüm Hutular, ellerindeki satır ve sopalarla, Tutsileri katletmeye çağırıldı. Öyle de yaptılar. Bir anda Hutu olan birisi, Tutsi olan yan komşusunun evine gidip herkesi öldürmeye başladı.

100 gün sürdü, bir milyon Tutsi öldürüldü. Katliamın ilk gününde, dönemin Birleşmiş Milletler ordusuna ait komutanı bizzat Genel Sekreter Koffi Annan’ı arayıp yaşanan katliamı anlattı. Ancak müdahale etmemesi emrini aldı. Amerika, Birleşmiş Milletler askerlerinin çekilmesini sağladı. Fransa ve ABD, bölgeye müdahale etmemek için, belgelerdeki “soykırım” kelimelerini çıkarttılar.

Fransa son anlarda müdahale etmeye kalksa da, tamamı Hutu olan askerlere destek vermiştir ve 200 000 civarı Tutsi’nin kendi bölgelerinde katledilmesine sebep olmuştur.

100 gün sonunda bir milyon Tutsi ölmüştü, iki milyon tanesi de komşu ülkelere sığınmıştı. Ruanda’da ne petrol ne elmas vardı.

Anlatmak istediğim, tüm bunlar 100 günde oldu. Hazırlığıyla birlikte elli yıl. Kitlesel cinnet denen hadise, o kadar ani, o kadar hızlı ortaya çıkar ki, şaşırmaya vakit bulamazsınız. Değişik bir mimleme ile, sosyolog arkadaşım Osman Börütecene ‘ye kitlesel cinnet kavramını paslıyorum.

4 Yanıt Yapılmış “Ruanda’nın Nesi Meşhur?”

  1. Baris Unver Demiş:

    Sana bundan sonra TansuPedia diyecem Tansu. Uzun süredir bu konu hakkında özet halinde ama yine de özünü anlatan bir yazı okumak istiyordum, Google Reader’da görünce aha dedim doğru, Tansu biliyodu bu konuyu. Harikasın abi, çok teşekkürler.

  2. Goddess Artemis Demiş:

    Sevgili Tansu,

    Öncelikle nefis bir özetle anlattığın Ruanda olayları için teşekkür ediyorum. Ne III. Reich’in yaptığı Yahudi Soykırımı, ne İngiltere’nin Hindistan’ı sömürge olarak elinde tutabilmek için yediği haltlar, ne de Amerika’nın Vietnam’da hem Vietnamlılara hem de kendi askerlerine yaşattıkları [liste uzayıp gidiyor...] Ruanda’da yaşanan “insanlık dışı” olaylar kadar beni sarsmamıştır.

    Sorduğun soru çok güzel: “Ruanda’nın Nesi Meşhur?” Ne petrolü var, ne coğrafyasının stratejik önemi… Ruanda’da yaşananları ne ile açıklayabiliriz o zaman?

    “İnsanlık dışı” deyip duruyoruz ama “insanlık” dediğimiz kavram nedir ki? The Matrix’de Ajan Smith’in Morpheus’dan Zion’a giriş kodunu öğrenmeye çalışırken söyledikleri, bence “insan” ve “insanlık” kavramlarını en gerçek ve sarsıcı şekilde özetliyor:

    I’d like to share a revelation that I’ve had during my time here. It came to me when I tried to classify your species and I realized that you’re not actually mammals. Every mammal on this planet instinctively develops a natural equilibrium with the surrounding environment but you humans do not. You move to an area and you multiply and multiply until every natural resource is consumed and the only way you can survive is to spread to another area. There is another organism on this planet that follows the same pattern. Do you know what it is? A virus. Human beings are a disease, a cancer of this planet. You’re a plague and we are the cure.

    Konuyu Osman’a paslaman ise çok hoş olmuş, sevgili sosyoloğumuzun yazısını merak ve heyecanla bekliyorum :-)

  3. Kitlesel cinnet Osman S Börütecene Demiş:

    [...] Günay beni güzelce mimlemiş. Ruanda’nın nesi meşhur başlıklı muhteşem bir yazı yazmış. Beni okumadan evvel onu okumanızı öneririm. Beni de o [...]

  4. Tansu Günay is a false positive » Blog Archive » Kenya’dan HaberTürk’e Ne? Demiş:

    [...] duyuruyorlar. Ölü sayısı şu an 300′ü geçmiş durumda ve artıyor. İkinci bir Ruanda vakasından [...]

Yorum Bırakın

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in