Evriting is samtink hepınd. Dets blohg, its dı blogh samting hepınd.
El Fateh Tercimer

Dinle Oynamak, Oynamakla Kalmamak…

Yorum Yapın

Oldum olası din konuları beni rahatsız eder. Kafir ya da münafık olduğumdan değil. Sınırsız bir özgürlik tanıdığım için dinlere. Din üzerine siyaset yapanlar, din üzerine siyaset yapanlara oy verenler, dir dersleri, din savaşları, tarikatlar, din ile yönetilenler, tekkeler, zaviyeler vs, bana her zaman aptalca gelmiştir. AKP’ye neden oy verdin dediğimde, bana “Tayyip dindar adam da ondan” diyeni adam yerine koymam bir daha. Hiç bir fikrinin değeri kalmamıştır benim için. Ve ya bir anne çocuğuna zorla din dersi verdirtmek istiyorsa, o çocuktan artık bir hayır beklemem.

Din bir inanç meselesidir. Dinlerde anlatılanlara, vaadlere, yaratıcıya inanırsın. İşin aslı, bir kanıtı yoktur bunun. Hatta kanıt arayıp duranlara, Kuran mucizeleri falan çıkartmaya çalışanlara da, ayrı aptal gözüyle bakarım. Tanrı bir inançtır, eğer olduğu kanıtlanırsa bittiği andır. Var olduğunu bildiğin Tanrıyı ne yaparsın? Bir inanç, yani varlığı kanıtlanmamış bir şey uğruna yukarıda saydığım eylemleri yapanlar, elbette beni güldürür bu sebeple.

İnsan inancını kendi yaşamalıdır. Osman‘ın neye inandığını, hangi dine mensup olduğunu bilen var mı? Adam kendi dinini yaşıyor.

Gelelim yazının asıl amacına. Din ve Tanrı, yukarıda saydığım eylemlerle yıllardır yıpratılmaktadır. İncil desen, tonlarca var. Kafasına esen yazmış. Tevrat desen, bazı bölümlerinin çıkartıldığı söylenir. Kuran içinse bozulmamış derler. Siz öyle bilin. Türkiye için de laik derler, TC vatandaşıysan, dinini içinde yaşarsın, siz öyle bilin.

Dini sömürüp siyaset yapanlar, dini sömürerek yaptığı siyaseti kullanarak hırsızlık yapanları geçtim. Bakın hükümet tarafından zorla işe alınmış (Kaynak: dönemin genel yayın müdürü Fatih Altaylı), hükümetin en büyük sözcüsü ve yardakçısı Nazlı Ilıcak Hanımefendi ne diyor?

Eminönü camiinin kapısındaki tahtaya Maide Suresi’nin 51. ayetini asmışlar: “Ey iman edenler. Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah, o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez.”
Hangi ayetin asılacağı kararını, cami imamları veriyormuş. Özkök gibi, ben de, bu ayetin seçiminde “iyi niyet” olmadığını düşünüyorum.

Bak sen! Allah’ın kelamı değil midir bu ayet? Allah’ın bütün ayetleri doğru da, bu ayet “iyi niyetli” değil mi? Yoksa yanlış mı? Aynı görüşü Ertuğrul Özkök de paylaşıyormuş ama aynı şey değil. Ertuğrul Özkök, yarın bir Yahudi hükümeti kurulursa, boynuna Davut yıldızını asabilecek kıvraklığa sahiptir.

Şimdi yaklaşan bir tehlikeye dikkatinizi çekiyorum; Bunlar işine gelmeyen ayetleri de değiştirecekler, ve soruyorum; Ey Nazlı Ilıcak, lütfen cevap verin. Sizce bu ayet (Maide süresi, 51. ayet) doğru mudur, değil midir? Kişisel cevabınız nedir?

5 Yanıt Yapılmış “Dinle Oynamak, Oynamakla Kalmamak…”

  1. oner Demiş:

    Madem kâfir ve munafık değilsiniz neden din konuları sizi rahatsız ediyor? Madem dini kullanarak bir şeyler yapmak isteyenler var neden siz dinden korkuyorsunuz? Dininiz hangisiyse veya hangi dindenseniz korkmayın, korkmamalısınız. “O ayet doğru mudur?” demişsiniz ya açın Kuran-ı Kerim’in tefsirini bakın o ayette ne anlatılmak isteniyor, açın kendiniz öğrenin. “Özkök gibi, ben de, bu ayetin seçiminde “iyi niyet” olmadığını düşünüyorum.” demişsiniz. Önce tefsirine bakalım mı?

  2. oner Demiş:

    http://www.islaminesriyat.com/telmalili/index.htm
    Elmalı’lı Hamdi Yazar’a göre Maide Süresi 51.Ayet Tefsiri:
    51- Yahudi ve hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlara velî olmayınız değil, onları velî tutmayınız, itimat edip de yâr tanımayınız, yardaklık etmeyiniz. Velâyetlerine, hükümlerine yardımlarına müracaat etmek, mühim işlerin başına getirmek şöyle dursun, onlara gerçek bir dost gibi tam bir samimiyetle itimat edip de kendinizi kaptırmayınız. Özetle onları dost olur sanıp da yakın dostlarınız gibi sıkı fıkı beraberliklere dalmayınız, tuzaklarına düşmeyiniz, isteklerine iştirak etmeyiniz. Görülüyor ki “Yahudiler ve hıristiyanlara dostlar olmayınız” buyurulmamış, “Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyiniz” buyurulmuştur. Çünkü “Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.” (Mümtehine, 60/8) buyurulmuştur. Şu halde müminler yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten, dostluk yapmaktan, onlara âmir olmaktan yasaklanmış ve men edilmiş değil, onları dost edinmekten, yardaklık etmekten yasaklanmışlardır. Çünkü onlar müminlere yâr olmazlar. Nihayet bazıları bazılarının dostları, birbirlerinin yârânı (dostları) dırlar. Yani yahudiler birbirinin, hıristiyanlar da birbirinin dostlarıdırlar. Ne Yahudiler, kendilerinden olmayana dost olur, ne de hıristiyanlar. Bunların dostlukları kendilerine mahsustur. Bu da hepsi arasında değil, bazısı arasındadır. Ve siz müminlerden her kim onları dost tanır, veli edininirse, şüphe yok ki, o da onlardandır. Onlara benzemiş, onların huyunu kapmıştır. O artık hakka değil, onlara ve isteklerine hizmet eder. Netice itibariyle onlardan sayılır. Ahirette onlarla beraber haşrolunur. Çünkü: Allah zalimler guruhunu her halde doğru yola çıkarmaz. Şu halde Yahudileri ve hıristiyanları dost edinenler de onlardan olur, başlarını kurtaramazlar.

  3. tansu Demiş:

    Sevgili Öner,
    Neden rahatsız olduğumu anlattım yazıda zaten.
    O ayet doğru mudur demedim. Nazlı ılıcak’a, “sizce o ayet doğru mudur” dedim. Tefsiri şudur; Nazlı Hanım, bu ayet hakkında ne düşünüyorsunuz? Siz bu ayet emirlerini uyguluyor musunuz? Yoksa Kuran da işinize gelen emirleri uygulayıp, işinize gelmeyenleri uygulamıyor musunuz?
    Yani bu ayet doğru mudur derken, bu ayet gerçekten var mı, yoksa uydurma mı demek istemedim. Çok şükür kütüphanemde Kuran da var, Tevrat da var.

    Sizin yolladığınız tevsire gelince, İnanın ne kadar dürüstçe ve “iyi niyetle” yazılımış olursa olsun, bir ayette “domuz yemeyin” diyorsa bu domuz yemeyin demektir. Allah’ın kelamını nasıl olur da kullar daha doğru anlatabilir, bunu da anlamam zor.

  4. Hsn Demiş:

    8-9 yaşlarında Kuran Kursuna giderdim ve gittiğim camiide de bu ayet asılıydı hocaya sordum “Bu ayet onlarla dost olmayın diyor ve dini yayma gibi bir düşüncemiz var iyide gayri müslim ile dost olmadan onu nasıl kendi dininden çevirip islama ikna ederiz ?”
    ve hoca beni tatmin edecek bir yanıt veremedi o günden beri bu ayete rastlayınca sanki Kuranda bu yok çeviride problem var gibi hissederim :s

  5. betül Demiş:

    Bu yazınız ve daha önce yazdığınız başka bir yazınız, “Bu Mudur Türk?” başlıklı…
    Farklı zamanlarda yazılmışlar ama, bana aynı şeyi düşündürdüler.

    Sanırım hepsinin temelinde samimiyetsizlik (!) yatıyor, asıl sorun bu.
    Yoksa ne kafirlik, ne müslümanlık, ne de gayrimüslimlik dert değil.
    Üstelik, Kur’an’da yazan ayetlerin tefsir farkları da dert değil, o ayetlerden kimin, neyi, ne kadar anladığı da.
    Yeter ki samimi olunabilsin. Yeter ki insanın yüreği, aklı ve dili aynı dilden konuşsun.

    O resimdeki genç hanım … türban davasının peşinde (o da bir başka samimiyetsizlik ya, asıl dava onun davası değil çünkü).
    İnsan merak ediyor, samimi mi gerçekten…
    başına taktığı o örtüyü takma gerekçesi ile aynı gerekçelere sahip ve aynı kaynaktan beslenen diğer yoksunluklarının (!!!) da peşine düşecek mi, bu türban işini hallettikten sonra;
    Eşini üç kadınla daha paylaşmak gibi…
    Diplomasını ancak salonunun duvarını süslemek için kullanmak gibi…
    Mirastan yarım pay almak gibi…
    neyse çok uzar bu liste.

    Samimiyet lütfen!
    Biraz samimiyet değil… Bazı şeylerin “biraz”ı olmaz.
    Biraz ahlaklı, biraz namuslu, biraz müslüman ….ve biraz samimi olamazsınız.

    Tam samimiyet!

    (Özür: Biraz :) uzun oldu farkındayım. Sizin sayfanızda rol çalmak değildi niyetim. Ama benimle benzer öfkeyi taşıyan biri ile karşılaşınca böyle oldu, kusura bakmayın)

Yorum Bırakın

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in