Eski Ahit şöyle der; “bir hayat kurtaran, dünyayı kurtarmış demektir”.
Ben de şöyle derim; “bir bebek evinde donarak ölürse, tüm ülke ölmüş demektir”.

Dört aylık bir bebek, soba olmadığı için, yakacak bir şeyler bulunamadığı için, evinde çatısı olmadığı için, donarak öldü.
Hiç dört aylık bir bebek gördünüz mü? Parmağınızı avuçladı mı hiç dört aylık bir bebek? Bütün dört aylık bebekler yapar bunu, siz parmağınızı uzatırsınız, o sıkar. Ağlamadan bir şey anlatmaya çalıştığı tek kabiliyeti budur dört aylık bebeğin.
Dört aylık bir bebek, evinde soğuktan donarak öldü. Ölmeden bir saat önce ağlamayı bırakmıştır, belki hiç ağlamamıştır. Belki sıkacak bir parmak aramıştır o an. Soban yok, paran yok, çatın yok, dilin yok, dermanın yok, nüfüs cüzdanın yok, dört aylıksın dört… Tabutun bile yok. Sen de yoksun artık…
Neresinden girsem konuya, terbiyesizlik olacak. Kendimden miğdem bulanacak, biliyorum. Şaha bundan dört ay önce, Urfa’da doğdu. 15 yaşında imam nikahıyla evlenen kuzenlerin üçüncü çocuğu. Babası askerde, anasının artık ince suntadan bir çatısı var.
Senin şehrin, 11 kişi seçti Devlet olsunlar sana diye. 9′u iktidarda, 2’si bağımsız. Sen onlar için gerçekten hiç varolmadın ki Şaha Bebek. Anan baban hiç evlenmedi ki, sen varolasın. Sen donarak öldün diye, evinizin muşamba çatısının yerine sunta çaktılar.
Dört ay önce balkonda bir saksıya attığım tohumlar yeşerdi. Çiçekleri yok ama bildiğin akşam sefası işte.. Senin kadar büyüdüler. Temmuz’da kurulan hükümet senden biraz büyük Şaha. Sen onlar için hiç olmadın ki ölesin. Sen şimdi kardeşlerin için sunta oldun.
Yorum Bırakın
You must be logged in to post a comment.
Recent Comments