Hep akşamcılara mı çalışacağız ![]()
Tülay German
Doğrul koçum, doğrul.

Günün anlam ve önemi hakkında yazı yazmayı sevmiyorum. Ancak şu sıralar meşguliyetlerimden ötürü fazlaca yazamadığımdan bu fırsatı kaçırmiyim dedim ve yaklaşık bir haftadır okudğum muhteşem bir kitabı anlatmaya karar verdim.
Diriliş, Turgut Özakman. Yani “Şu Çılgın Türkler” adlı şahaserin yazarından. Planladığı üçlemenin, ikinci kitabı. Ben henüz ortalarındayım. Tıpkı kurtuluş savaşını anlattığı diğer kitabında olduğu gibi ağzım açık okuyorum. Alın ve okuyun, başka bir şey söylemeye gerek yok.
Ancak şunu iliklerimize kadar hissetmeliyiz. Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşımız, Türk insanının, doğa üstü bir gayret gösterdiği, ne zaman tebamıza bir tehdit olsa gururla hatırlayabileceğimiz olaylardır. Özakman’ın da kitabın başında değindiği gibi, bu savaşlar ve Türklerin gösterdiği insan üstü gayret son zamanlarda bazı çevrelerce küçümsenmekte, bü büyük zafer evliyalara, şeyhlere ve dualara mal edilmektedir. Kitabın başında, bir çok bu tarz yanıltıcı ve hurafe içerikli kitaplardan alıntılar var. Hiçbiri Mustafa Kemal Atatürk’ün, bu savaşta bugün bile askeri okullarda ders olarak okutulan üstün zeka ve kabiliyetinden bahsetmezken, peygamberin geldiği ve orduları yok ettiği, evliyaların savaştığı gibi komik hikayeler anlatıyor.
Bu tarz hikayeler, komik olması bir yana, yüceltildiği sanılan İslamiyet’i de küçük düşürmektedir. Örneğin, Hz. Muhammed’in bir komutanın rüyasına girdiği ve ona taktik verdiği, ertesi günde savaş alanında yardım ettiğini anlatan bir kitap var. İnanabilir misiniz buna bilemiyorum, ancak inandığınızı düşünün. Bu savaşlar bizim yenilgimizle sonuçlandı. Yani son peygamber, Allahın sevgilisi, tüm alemlere gönderilen Hz. Muhammet diğer alemlerden gelip savaşa müdahil oluyor ancak bu savaşlar yenilgiyle sonuçlanıyor.
Tüm aklı selim insanlara tavsiyem, bu tarz hurafelerle beyninizi köreltmeyin. Bu zaferler gayretler, trajediler ve acılar bizim insanımızın eseridir. Turgut Özakman’ın giriş yazısından bir bölümle bitirmek istiyorum:
Birçok sayfayı, o kan deryası içinde, yarı aç, yarı tok, yurtlarını ve insanlıklarını koruyan kahramanlara duyduğum saygı ve minnet nedeniyle gözlerim yaşara yaşara yazdığımı söylemeliyim.
Hayır, benden de beklenildiği üzere parti kapatılmasına karşı değilim. Partilerin kapatılabileceğinin çok da demokratik olduğunu düşünüyorum. Değil yüzde kırkyedi, yüzde doksanbeş oy ile dahi gelmiş olsa, kalan yüzde beşin hakları vardır. Ülkenin yüzde doksanbeşinin gaflet ve delalet içinde olduğunu düşünüp hukuki yollardan haklarını arayabilirler. Ve eğer haklılarsa, yani bu ütopik parti kapatılırsa da, demokrasinin en güzel örneklerinden biri olur. Yani, yüzde kırkaltı ile gelen partiyi kapatmak demokrasiye sığmaz diyenler her zaman yaptıkları gibi ya yalan söylüyorlardır ya da yalak liberallerdir.
Ancak, AKP kapatılmasın istiyorum. Çünkü bu millete fazla bile AKP. Ben şahsen Baykalcı olmamama rağmen, Baykal’ı Erdoğan’a tercih ederim. En azından yurt dışında yaptığı konuşmalarda İngilizce konuşabiliyor, önünden geçen yazılar olmadığı zaman bloke olmuyor, ağzından konuşmaya devam edebiliyor. Karakterinden bağımsız olarak, birikimli, entellektüel, akıllı (Bin kere davet etmesine rağmen RTE’nin kendisiyle karşılıklı tartışmamasının sebebi de budur).
Ama AKP bizim millete fazladır. Bırakın Baykal gibi orta seviyelikte düzgün bir adamı, AKP’nin gakkoş ağaları bile bir kaç beden büyük geldiğinden, akıllı bildiğimiz liboşları bile ağzı açık ayran budalasına çevirebiliyorlar. Çünkü haberden anladıkları HaberTürk, teknolojiden anladıkları SDN, oy vermekten anladıkları “kendilerini besleyen” (benzetme yapmayacağım), Sinema Recep İvedik, Müzik İsmail Yk vs vs.
En fazla izledikleri TV programlarına bakın, daha dün TV’de kıçından pudra püskürten bir adamı gayet normalmiş gibi anons ettiler, insanlar alkışladı falan. Çünkü insanlar, normalde boyunlarından yukarısıyla yapması gereken işleri, kıçlarıyla yapmaya başladılar. O yüzden orasından pudra çıkartabilen bir insan gördüklerinde seviniyorlar.
Demem odur ki, şimdi AKP’yi kapatırlarsa, yarın daha beteri çıkacak. Kömür de vermeden “geah geah” diyip kandırarak yaptıracak herşeyi bize. Bu işi en güzel evrim çözer, doğal seleksiyon. Bir halk bu kadar aptal olmanın hesabını elbet verecektir. Bırakalım gitsin.
Not: Bu yazıya Barış Akarsu’yu sevenler, AKP’ye oy verenler, Liberaller, TVstar alaturka benzeri yarışmaları izleyenler, türban takanlar veya birinci dereceden akrabalık ilişkisi olanlar, SDN - Haberturk takipçileri, kısaca kıçıyla konuşanlar yorum yazmasın.
Recent Comments