Bunu Da Gördüm Ya…

Kategorilenmemiş Yorum Yap »

Bir gün Ertuğrul Özkök ile aynı noktaya geleceksin deseler inanmam mümkün değildi. Elbette Doğan medyasının ve buna müteakip Ertuğrul Bey’in neden bir anda “ters u” dönüşü yaptığı malum.

Ancak bugünkü yazısında çok iyi bir noktaya değiniyor. İşte DTP bu sebeple teröristdir.

Dtp yeni genel başkanı şöyle diyor:
“BULGARİSTAN’da Türklerin hakları verildi, sorun çözüldü.” 

Ertuğrul Özkök de yazısının sonunda, genel başkana hitaben böyle diyor:

 Dağdaki, “Sen ne diyorsun lan” deyip susturacak…

Aydın’da, Antep’de, Dumlupınar’da Düşenler…

Kategorilenmemiş Yorum Yap »

Der, ve;

Siz toprak altında ulu köklerimizsiniz.

Yatarsınız alkanlar içinde, diyerek devam eder Nazım.

Son günlerde medyada ve siyasi arenada tartışılan bir konuda, aslında olmadığım bir yerde olduğum sanılıyormuş gibi hissettim ve açıklamak istiyorum.

Malum, PKK tarafından Dağlıca’da 12 askerimiz öldürüldü, 8 tanesi de esir alındı. Bu 8 askerin ne şartlarda ele geçirildiği, geçmişleri, amaçları veya normal şartlarda karşı çıkacağımız hareketleri kesinlikle kamuoyunun kafaya takması gereken bir şey değildir.

Bu sekiz askerin, sekizi de PKK sempatizanı olabilir, sekizi de “kafatasçı” dediğimiz türden radikal milliyetçi olabilir. Beni ilgilendirmez, kimseyi de ilgilendirmemelidir. Bazıları esir tutuldaklarında, PKK’lı teröristlerle birlikte çay içmiş olabilir, hatta o ana kadar çok vatansever olan ve PKK’dan tiksinen bir tanesi saf değiştirmiş bile olabilir. Orada kalmak isteyen bile olsa aralarında problem değil. Ama bu askerlerin hareketlerinden bir sonuç veya değerlendirme çıkarmaya çalışanlar yanlış yaparlar.

Askerliğini yapmamış olanlar bilmeyebilirler, askerliğe adımınızı attığınızda, okumaya üşeneceğiniz türden bir anlaşma imzalarsınız. Hatta bir şehir efsanesi olarak, “o anlaşmayı imzalamazsanız askerlik yapmazsınız” gibi de bir teori vardır. İşte o anlaşma üzerinde ıncık cıncık binlerce detayın toplamından çıkan sonuç şudur; Siz imzayı attığınız andan itibaren, diğer bir deyişle askerliğe başladığınız andan itibaren, TSK’nın malı olursunuz. Tıpkı bir tüfek veya birlik içerisindeki bir bina gibi. Sizin diğer TSK varlığından farkınız, düşünebilme yeteneğinizdir. Bunun için de, bir tüfeğin aksine sizi başkasına değil de, kendinize zimmetlerler. Ha, düşünme ve karar verme yeteneğinde sorun yaşayanları başka birilerine zimmetledikleri de görülür. Bu bağlamda sizin, örneğin kendinize zarar vermeniz suçtur, veya herhangi birinin size zarar vermesi suçtur diyelim, buna kendiniz de dahilsinizdir. Ben mahkemeye verilmiştim yemeklere gitmediğim için mesela.

Şimdi bu sıfatla Dağlıca’da görev yapan askerler de, bu anlaşmayı imzalamış kişilerdir. Yani orda görev yapan kişi, Sütçü Mehmet Efendinin Oğlu Hüseyin değildir, geleneksel deyimiyle “Mehmet”dir. Bunlardan biri öldürüldüğünde, kendi evladınız öldürülmüş gibi hisetmeniz gerekir, bunlardan sekizi kaçırıldığında uyku tutmaması gerekir gözlerinizi.

Şimdi, son günlerdeki tartışmalara bakalım. Bir kısım diyor ki “keşke ölselerdi” ya da “keşke kurtulmasalardı”. Benim de çoğu zaman tavizsiz görünen milliyetçi yanımla, belki bu safta yer aldığım sanılıyordur. Kesinlikle hayır!

Asker değimiz kişiler, an geliyor öyle bir hainlik yapıyor ki, ülkesinin işgal edilmesine sebep oluyor. Yani askerler arasında hain olabilir, neden olmasın? Nerede yok ki?

Kendi başlarına kalan sekiz askerin, düşmanla işbirliği bile yapmış olmasının bir ehemmiyeti yok. Neden keşke ölselerdi diyeyim ki? Keşke hiç esir düşmeselerdi…

Benim net fikrim şudur:

Bu askerlerin kurtulmaları konusunda kişisel olarak “tarifsiz sevinçler” içerisinde değilim. Kurtulacaklardı elbette.

Bu askerler en başta ölselerdi, şu ankinden daha fazla bir üzüntü içinde de olmazdım, diğer oniki askere üzüldüğüm gibi üzülürdüm.

Bu askerler hayatları boyunca PKK propagandası yapsalar umurumda olmaz, herhangi bir PKK sempatizanından farkı yoktur benim için böyle bir durumun.

Bu askerler konusunda benim dert ettiğim tek şey, bizim devlet olarak duruşumuzdur. Devletin, kaçırılan sekiz asker PKK’lıları çok sevdi diye, onları orada bırakma seçeneği yoktur. Alır, sorgular, gereken bir şey varsa yapar.

Ama olmadı, üç tane köpeğe ve ülkemizi işgal altında tutan büyük devletlere ezildik. Göbeğini kaşıyan adam seçti, Başbakan gözümüzün içine baka baka aptal yerine koydu hepimizi “hamdolsun”, göbeğini kaşıyan adam inandı, sevindi… Budur beni geren şey..

Nazım’ın şiiri şöyle biter,

Uyandırın bizi!

İki Rekor

Kategorilenmemiş Yorum Yap »

Onbeş gün arayla iki rekor kırıldı.

1

1.1 Beşiktaş-Liverpool maçının İstanbul ayağında, şehit haberlerinin de vermiş olduğu heyecanla, Beşiktaş taraftarı desibel rekoru kırdı.

1.2 Liverpool-Beşiktaş maçının Liverpool ayağında Beşiktaş 8-0 yenilerek Şampiyonlar Ligindeki en farklı mağlubiyet rekorunu kırdı.

2

2.1 Arka arkaya onikişer kişilik gruplar halinde bir ayda 40 kadar Türk askerinin şehit olması ile PKK’ya karşı en fazla tepki rekoru kırıldı. Tüm şehirlerde vatandaşlar, hiçbir örgütlenme olmaksızın, spontane olarak sokaklara döküldü.

2.2 Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en başarısız en zavallı portresini Amerika Birleşik Devletleri’nde başbakanın yaptığı görüşmelerle çizmiş bulundu. Bu görüşmeler sonunda Türkiye Cumhuriyeti’nin dün beslediğimiz köpekler arasında maymuna çevrildiği ve bir ABD mandası olduğu kesinleşti.

Şu Korkak Türkler

Kategorilenmemiş Yorum Yap »

Nasıl anlatılır okumayana bilemiyorum. Turgut Özakman, yetmiş milyonun yüzüne tokat gibi yılların emeğiyle yazdı “Şu Çılgın Türkler”i. Her sayfasında yüzümüzün acı acı yanmasına sebep olan bir tokat. Her paragrafta bir düğüm boğazlarda. Okumayanlar, “nasıl olsa tatilde, deniz kenarında okurum” diye düşünmesin, tatili rezil ederler.

Nasıl bir yokluk, nasıl bir yorgunluk, nasıl bir işgal. Hem de şimdiki gibi farkettirmeden değil. Para bildiğin anlamda “yok”. Yok…

İşgal desen şimdiki gibi, borsanın yüzde yetmişi, bankaların yüzde bilmemkaçı, tersanelerin alayı gibi değil. Bildiğin işgal, silahlı, toplu, tüfekli. İsyan desen, daha iyi fırsat mı var? Onu da şimdiki gibi bastıracak bir ordu, polis yok. “Asimile” lazlar çete kurup gidiyor, bastırıyor Dersim’i.

“Bildiğin” işgal altında olan yerler, yani silahlı milahlı işgal altında olan yerler dışında kalan bölgeler sırf toprak.Ne petrol, ne altın, ne İstanbu, ne vaad edilmiş. Sırf toprak. Vatan toprağı dediğimiz türden, şimdi bir çoğu için bir anlam taşımayan, o yıllarda namusdan öte…

Analar, karılar erkeklerine, “eğer bu toprak için ölmezsen, ne için öleceksin” derlerdi. Şimdi para etmiyor. Toprakları için ölmeyenleri bilmezsiniz belki siz. Yok yok, aslında bilirsiniz. Tüm çevreniz dolu, şimdi İsrail dedikleri topraklar var ya, Irak var ya… Belki yarın size böyle diyecekler. Bir Türkiye Cumhuriyeti vardı, küllerinden doğan. O “sırf toprak”ların değerini bilenlerin analarına, bacılarına, avratlarına borçlu bir ülkeyiz şimdi… Eğer bu toprak için ölmezsen, ne için öleceksin? Ailen için mi? Para için mi?
Neyse uzatmayalım, her ne olduysa gene bu topraklarda oldu. Kişisel özgürlüğünü benimseyemeyen bir topluma demokrasi bu kadar olur. Şöyle yani, ağalık düzeninden kurtulamayan insanlara demokrasi budur. Köpeklere davrandıkları gibi davransalar da, sizi ya besleyip ya korkutup alsalar da oylarınızı, namusunuzu. Sizi belki hatırlarlar gelecekte. Şu korkak Türkler. Beslediği köpekler tarafından vurulan Türkler, düşerken şerefini kurtarmak yerine ruhunu satan Türkler…

Hep Birlikte Tekrarlayalım!

Kategorilenmemiş Yorum Yap »

PKK tarafından “misafir” edilen 8 askerimiz, DTP’li vekillerin girişimiyle kurtarıldı. Pardon ne kurtarılması, alındı.

Demek ki neymiş? Hep birlikte tekrarlıyoruz:

PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş. PKK sorunu siyasetle çözülebiliyormuş….

WP Theme & Icons by N.Design Studio
Entries RSS Comments RSS Log in