Kahraman Moda Halkı
Gene kızacaklar bana…
Şöyle hikayeler vardır, Çanakkale Savaşı zamanında Tıp Fakültesi hiç mezun vermemiştir veya İstanbul Erkek Lisesi’nin bir sınıfı toptan yok olmuştur gibi. Bu örnekler de çoktur, gidin araştırın bulursunuz. Ben böyle diyenlere ve bununla övünenlere gıcık olurum, tabi İEL’nin Almanlar için mi yoksa bizim için mi savaşa gittiği de ayrı bir konudur…
Neden böyle diyenlere ve bununla övünenlere kızarım derseniz de, bahsettikleri 250 000 kişinin (bizim taraftan) öldüğü bir savaştır ve bır bır ettikleri de 30 kişilik bir sınıf bilemedin 20 kişilik mezun olamayan tıbbiyelidir. Hepsine rahmet diliyorum ayrı, ama orada mezarı bile bilinmeyen 250 000 Anadolu insanı ile savaşan 30 tane bilmemne lisesi ile 20 tane bilmemne mezunu (olamamış gerçi) kişiyi ön plana çıkartmak biraz enteresan geliyor bana.
Son günlerde de Moda halkı çıldırdı, yıllardır içki içtikleri mekana içki yasağı gelmiş. Ellerinde içki şişeleri durumu protesto ediyorlar, çok da “korkutucu” görünüyorlar.
Madem bu şirin semtin çılgın Türkleri, bu davayı kendi semtlerine indirme gereği duyuyorlar, ben de olacakları tahmin edeyim de sonradan şaşırmasınlar. Moda halkı üç beş “devrim” girişimi daha yaparlar, devlet verir bunlara içki içtikleri mekanı geri, olay da kapanır…
Bunda bir adım ötesi düşünülemez. Çünkü devir, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın devridir. Hatta bundan bir kaç sene sonra biz de içki içebilmek için Moda’ya gitmek zorunda kalırız, Moda’lılar bakmışın AKP’li. Rant gücü derler buna da.
7 yıldır uyuyan Moda halkından bir atılım bekleyen saflar varsa, Tuncay Özkan’ı hatırlatırım. Sahi hatırlayan var mı arkadaşı? Neyse konumuz değil. Ankara’da içki sattığı için dövülen büfeciyi şimdiden unuttuk, ama anmadan geçemeyeceğim ilk mahkemesinde bu şahıs ifade vermemedi. Neden mi, çünkü hala konuşamıyor ve titremeleri yüzünden tek başına ayakta duramıyor. Yok fiziksel sorun değil, psikolojik.
Konumuz Moda, o da hepi topu budur.
ÇAnakkale savaşında ölenlerin sayısı 30 000 civarındaymış diye uyarılar aldım.
Akşam bakacaktım unuttum.
Kısacası, farketmiyor yazdıklarım açısından 30 000 veya 30 Milyon.
Gerçi 30 000 ise, PKK Çanakkale Savaşını da egale etti, tebrik ediyoruz.
tebrik ediyoruz… derken?
talihsiz bi cümle olmuş.
Sarkastik canım…
elbette. aksini düşünmedim ki. yine de…
Bu yazıyı okuyunca aklıma geliverdi, nerden nereye…
Büyük büyük okulların, renkli renkli cübbeleri olan, kocaman kocaman öğretmenleri vardır.
Bu öğretmenlerden acaba kaçı hatırlıyor, en son ne zaman, ne için yürümüştü Anıtkabir yollarında?
Balık hafızası mı dersin, bana dokunmayan yılan bin yaşasın mantığı mı, ya da gemisini yürüten kaptan hesabı mı… neye sayarsan artık.