Bir zamanlar ağızdan ağıza anlatılan, internette şehir efsanesi durumunda gezinen bir hikaye vardı. Dünya genelinde insanlar komadan çıktıklarında, refleks olarak kafalarını tutarlarmış. Yerinde mi değil mi bakmak için. Ancak iş Türklere geldiğinde, komadan uyanan babayiğit hemen cinsel organını kontrol edermiş. Ne kadar yanlış ne kadar doğru bilemiyorum. Kontrolsuz güç, güç değildir düstürüyla milletimizdeki libido oranını düşündüğümde mantıklı gelmiyor değil. Fakat aynı sebepten milletimizin böyle bir hikaye uydurma olasılığı da yüksek.

Ancak, doğru ya da gerçek Türk insanının yapısal bir değişimde olduğu gerçek. Hürriyet gazetesinin haberine göre komadan uyanan bir genç arkadaşımız, vakit kaybetmeden Maraz Ali’yi görmek istemiş. Maraz Ali kimdir diyenler için kısaca açıklamak isterim, “İstanbul İstanbul olalı böyle kapışma görmedi” sloganıyla yayınlanan “Adanalı” adlı dizinin bir karakteri. İnsanın “de get, Adana Adana olalı böyle kapışma görmesin!”  diyesi geliyor ama ne çare?

Daha önce dizide ölen karakterin ardından gazeteye ölüm ilanı veren, camilerde mevlüt okutan ve ya dizideki kötü karakteri oynayan oyuncuyu sokakta sopalamaya kalkanları görüyorduk. Görüyorduk da, herhalde bir umutla “bilerek yapıyorlardır canım” ve ya “karakterin o kadar hayranı ki, kendi çapında bir seramoni yapıyordur” diyorduk. En azından bende böyle bir umut vardı. Yani hayranı olduğum bir aktör, bir çalışmasında kötü performans gösterdi diye dövmeyi anlayabilirim ama oynadığı karakterin senaryo icabı akıbeti yüzünden dövmek, olsa olsa kendi çapında yaratıcı bir eylemdir diye düşünüyordum.

Ancak belli ki durum gayet ciddi. Çünkü ateş olmayan yerden duman çıkmaz. Belli ki bu komadan çıkma olayı, bir şekilde yaşamsal bir refleks ortaya koymayı gerektiriyor. İnsanlar kafasını tutuyor hemen, “yerinde mi lan” diye. Ya da kendisi için önemli başka bir uzvunu. Aşırı sevgiden ötürü annesinin babasını görmek isteyen, karısını sayıklayan da olabilir. Ama Komadan çıkıp bir dizi karakterine yardırmak, “sen komada yaşa daha iyi” denilebilecek  türden bir olay olsa gerek.

Ben hep bir olayın ya da bir kişinin etkisinde kalıp, o şeylerle alakalı rüya görenleri ilginç bulmuşumdur. Çünkü bildiğim kadarıyla insan uyurken sürekli rüya görüyor ve sadece son gördüğü rüyayı,yani uyanırken gördüğü rüyayı hatırlayabiliyor. Hatta psikologlar bu yüzden, rüyalarını anlattırmak istedikleri hastalarından, çalar saatlerini iki saatte bir kurmalarını isterler. Böylece zırt pırt uyanıp rüyanızı hatırlarsınız ve not edersiniz bir deftere.

Şimdi bu arkadaş nasıl bir ruh halindeyse komada, ki bir ay kalmış komada, kalkar kalkmaz “Maraaaaaaz” diye haykırıyor. Yani öyle yuva yıkan kötü karakteri oynayan oyuncuya yolda rastlayıp küfür etmekten çok daha ileri seviyede bir noktaya gelmişiz. Karakteri kemiğimize, iliğimize kadar hisseder olmuşuz. Hani normal şartlarda, “adam ne oyunculuk koymuş ortaya” diyesim gelirdi, ama bir şeyler beni tutuyor, anlayamıyorum. Lost’un sonunu görmeden ölürsem ya?