Muammer Ketencoğlu
“Konu kültür ve müzik olunca dünyada saf bir kültür ve saf bir müzikal gelenek olduğunu iddia etmeyi saçma buluyorum.”
Yıllar önce, gelecekte müziğin hayatımda önemli bir yer kaplayacağını anladığım zamanlarda, Louis Armstrong’un bir sözü beni çok etkilemişti. Armstrong’a ne tür müzik sevdiğini sormuşlar, O da bence müzik sevgisinin ne demek olduğunu tarif ederek cevaplamış bu soruyu.
“Dünyada iki tür müzik vardır, iyi müzik ve kötü müzik. Ben birincisini tercih ederim.”
İşte Muammer Ketencoğlu da yıllar sonra bu tanımı baştaki sözüyle pekiştirmiş.
Şimdi oturup size Muammer Ketencoğlu kimdir, nedir anlatmayı düşünmüyorum. Kendi sitesinden veya wikipedia’dan öğrenebilirsiniz. Ama nasıl bir insan derseniz, müziğine bakacaksınız derim. Acaba kaç tane siyasetçi, sanatçı, sporcu onun kadar anlatmıştır Anadolu gerçeğini bilemiyorum. Eğer yukarıdaki iki söz, içinizde bir ışık yakıyorsa, gidin en yakın müzik markete, bulduğunuz ilk Ketencoğlu albümünü alın. Torunlarınızın torunlarına bile büyük bir miras kalmış olur. Hani şimdi evde, eski bir dolabın dibinde, büyük büyük dedenizden kalma bir Hafız Burhan plağı bulsanız nasıl hissederseniz, öyle hissedeceklerdir.

Hatta ben de Sevgili Ketencoğlu’nun hoşgörüsüne sığınarak bir halt yiyeceğim burada. Ama neden yiyorum onu anlatayım. Ben neredeyse 15 yıldır internetle içli dışlı bir insanım. Belki onbinlerce siteye üye olmuşumdur bu zaman içinde. Önemli günlerde her birinden e-postalar gelir, hatta ben de kendi sahibi olduğum sitelerin üyelerine atarım böyle postalar. Bugüne kadar aldığım en güzel önemli gün e-postasini sizlerle paylaşmak istiyorum. Evet Muammer Ketencoğlu’nun sitesindeki listeye kayıtlı herkes de aldı bu e-postayı. Yeni yılımızı kutladı ve mesajının sonunda bir hediye vardı. Bugüne kadar ülkemizde hiç yayınlanmamış bir konser kaydı. Düşünebiliyor musunuz Muammer Ketencoğlu hayranı olmayı? Ayrıcalıklı bir hayranlık değil de ne?
Ketencoğlu’nun Brezilya’da, arkasında 20 kişilik uluslararası bir orkestra ile verdiği konserden ” Arpa buğday daneler” adlı Yozgat türküsü. Bende size dinleteyim istedim. Anadolu’nun bir türküsü, Endülüs ve biraz flamenko, biraz da dünya.
Böyle adamları sevin!

bu ayın 18′nde ankara’da fikrimde konseri vardı, hem final dönemi hem de mekan yüzünden gidemedim, gerçekten varlığı ile müziğe kattıkları anlatılmaz ancak dinlenilir. Kötü-iyi müzik ayrımına gelince, sadece iyi muzik vardır gerisi cızırtı. pop-kültür ve postmondern muziğe saygılar…