Özür Dilesek Mi?
Ülkemin “aydın” kişileri Ermeni’lerden özür dileme kampanyası başlattılar. Bu çok ama çok karışık bir durum. Baskın Oran’ın her zamanki faşist tavrıyla (çakma Hrant) dediği gibi, biz Türkler özür dileme özürlüsü değiliz. Kendisi ne halt bilmiyorum ama biz Türkler özür dileriz gerektiğinde.
Bu işin saçmalığına gelecek olursak, birincisi tam olarak neden özür dileyeceğimiz açık değil. Ama biliyoruz ki bir soykırımdan bahsediyor. Kendisi dahil her türlü denyo için arşivler açık durumda (sanırım Ermenistan’ınkiler hariç). Hem de bayağı uzun süredir. Henüz kayda değer birinin araştırma zahmetine girip, ortaya gerçekten bir soykırım çıkarttığını göremedik. Baskın Oran ve benzerleri Batı’dan yedikleri fırçaları bize liberalizm olarak satmaktan başka birşey yapmıyorlar. Yani, tam olarak neden özür diliyoruz? Ermeni faşistlerin soykırım kanıtı diye gösterdikleri İzmir yangının fotoğrafları yüzünden mi?
Hrant’ın atalarına kavuşmadan önce söylediği gibi, o dönem birşeyler olmuş ve birden bire büyük sayıda Ermeni artık Anadolu topraklarından yok olmuş olsun. Bu sanıyorum ki soykırım iddialarının en büyük kanıtı. Birinci Dünya savaşı yaşanıyor aynı tarihte. O bölgede Ruslarla savaşan bir Osmanlı Devleti ve ayaklanan bir Ermeni grubu var. Bu şartlarda yapılan bir askeri müdahalenin soykırım sayılabilmesini bırakın, haksız bir müdahale olduğunu dahi kim söyleyebilir? Ki aynı kişiler durduk yere Irak’a girip 4,5 Milyon insanın ölümünden sorumlu tutulan Bush’a protesto amaçlı fırlatılan ayakkabı için bile sert bir protesto diyebilirken. Soykırım diyemezken…
Bir diğer şüphe, kimden özür dileyeceğiz? Türkiye’de yaşayan Ermeni vatandaşlardan mı, Ermenistan’da yaşayanlardan mı yoksa Amerika’lı Ermenilerden mi? Gerçi Baskın denen “zihni sinir”e kalsa Hun İmparatorluğundan başlar bize özür diletmeye.
Gelelim işin özüne. İnanmazsınız, ben aslında bu tür konularda çok objektifimdir. Durduk yere bir eylemle suçlanan kişi veya kişiler söz konusu olduğunda, suçlayanlardan bir ispat bir kanıt beklerim. Yani Hrant’ın büyükleri, Kapalı Çarşı’da dünyanın her yerinden her türlü kara para transferi yapabilen listelenmeyen en zengin Ermeniler’den değil de Çulsuz Ermenilerden olduğu için soykırımı kabul edecek değilim. (Ne var, Atatürk yediği tokattan hilafeti kaldırıyor da, Hrant yapamaz mı?) Ben böyle durumlarda, ne Hrant’ın aydınlığına ne Baskın’ın dallamalığına bakarım. Ben bu işin sonucunda kimin ne kazancı var ona bakarım.
Eğer bir Ermeni soykırımı kabul edilirse kim ne kazanacak? Soru budur. Ermenistan tazminat kazanacak. Para için bunca tantanaya değer mi? Elbette hayır, ki Ermenistan’ın alacağı üç kuruş tazminat (sahi bizim Yunanistan’dan alacağımız tazminat ne oldu bilen var mı?) için Batı bizim liberalleri bu kadar fırçalamazdı.
Yaaa, işin içinde Ermeni olmayan, Ermenistan vatandaşı olmayanlar var değil mi? Fransa, Belçika, İtalya vs., gerçekten vicdanları el vermediği için mi bastırıyorlar. “Dünyanın orta yerinde onlarca Ermeni katledilmiş sessiz kalamayız” ishaline mi kapılmış hepsi? Göstere göstere Afrika’yı kırımdan geçirmiş, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmiş olmalarına rağmen. Avrupa’nın göbeğinde, çok değil 50 sene önce Yahudileri kesen onlar değil miydi? Yok canım Hitler di tek başına, bütün Hrıstiyan Avrupa canla başla savaştı Hitler’e karşı. Palavra elbette, Avrupa’nın bizim liboşları fırçalayıp durmasının, soykırım da soykırım diye bastımasının başka bir sebebi olmalı. Üç kuruşa bakacak değiller.
Bu sebep aslında o kadar açık ki, ama nasıl yaptılarsa insalıkta katliam görememe hastalığı yarattılar. Batı son yüzyılda, bir kıta kadar insanı herkesin gözü önünde katletti. Afrikalı yüzlerce ırk, Avusturalya Yerlileri, Amerika Yerlileri, Ortadoğu sakinleri. Tüm bunları Avrupa katletmedi mi? Hiçbiri resmi olmasa da, ortada bilinen yüzlerce soykırım onların eseri değil mi? Peki hiç Hrıstiyan soykırımı duydunuz mu? Resmi, gayrı resmi farketmez. Hiç hrıstiyan bir topluluğun kırıldığını duydunuz mu?
Duydunuz, Ermeni soykırımı. Başka da bir şansları yok. Ne Katolik soykırımı, ne ortodoks, ne Fransız, ne İtalyan ne İngiliz soykırımı yer bu dünya. Yese yese Ermeni soykırımı. Herkes diyorsa doğrudur di mi, hele ki soykırımcı olarak nitelediğin toplumun kendi içinden köpeklerin varsa. Daha ne?
O kadar derin ve karmaşık bir konu ki iki tarafında haklı gerekçeleri var ama ortada bir gerçek var; soykırım ya da isyan karşısında haklı tehcir, her iki durumda da bir milletin büyük bir insan kaybı var. Resmi tez; isyan ettiler bizde güvenli bir yere gönderdik der ve ekler; kesinlikle ve kesinlikle soykırım gibi bir kastımız yoktu. Ama uluslarası hukuk farklı bir şey söyler: “eğer kasıtı ispat eden bir belge yoksa bile, eylem söz konusu grubun imhasına yol açabilecek sonuçlar doğuruyorsa, kasıt unsuru tamamlanmıştır ve bu bir ’soykırım’ sayılır”. Tabi burda bir şeyi göz önünde tutmak lazım, o dönemde böyle bir uluslararası yazım yok. Hatta o dönemde böyle bir tehciri uygulayan tek devlet biz de değiliz. Almanya’sından İngilteresi’ne Balkanlardan Kafkasya’sına kadar bir çok yerde tehcir uygulanmış.
Peki bizim diğerlerinden farkımız nedir? Neden onlar kabul etmezlerken bizim başımıza bunu kakıp duruyorlar? Bu konunun da aslında çok yönlü olduğunu eklemem lazım, geçmişle hesaplaşma başlığı altında kurulan bir AB’den, tamamen güçler oyunana bağlanabilir bu konu. Ama görmezden gelemeyeceğimiz bir nokta var; özür. Yukarıda saydığım başka devletlerin bir çoğu geçmişleri ile hesaplaşma adına yaptıkları adına yeterli ya da yetersiz özürler dilediler. Tabi ki sözleri ile yaptıkları uyuşmayanlar vardır ama en azından bir nebze dahi olsa ileri bir adım atabildiler. Ve kimisi soykırım olduğunu kabul ederken kimisi de en azından uygulamaların kanlı geçmişi adına özür dilediler. Bizim gibi geçmişimize sırt çevirmek yerine en azından insanlık adına, aldıkları kararlardan dolayı ölen insanlar adına özür dilediler. Hemen pragmatik sorular gelebilir akla; ne kazandılar, ne kaybettiler? Konu kazanmak ya da kaybetmek değil, zaten bir kayıp üzerine söylenen sözler. Bundan sonra nasıl bir kazancı olabilir ki!
Tabi işin içinde siyaset var, mutlaka birileri bi kazanç-kayıp ayrımına gireceklerdir. Ama bu ayrım yüzünden zaten bunlar yaşanmadı mı? En azından sadece ölenler adına, kendi vatandaşını haklı bir şüphe üzerine dahi olsa, tehcir ederken ölmesine sebeb oldukları adına özür dilemek bu kadar mı zor? Bakın soykırımdır ya da değildir demiyorum, sadece ölenlerin de o devletin vatandaşı olduklarını ve bugün hala onların torunların da bu devletin vatandaşı olduklarını hatırlamamız gerektiğine inanıyorum. İnanıyorum ki bu insanların kayıplarına dair özür dilemek, başka özürlerinde önünü açacaktır, 12eylülünden Maraş olaylarına kadar bir çok kapalı kalmış konu var bu ülkede. Bir yerden başlamak lazım.
Bir yerden başlamak lazım ama bir şeyi de akıldan çıkarmamak gerek. Geçmişte her ne olmuşsa olsun, bu dünyadaki tek suçlu millet bizmişiz saldırılarına ya da savunmlarına karşıda durduğumuz yeri bilmemiz lazım. Özür dilemek için küçülmemek, aksine Anadolu insanının yapıtları ile belgelenmiş insan sevgisi üzerinden tekrar büyümemiz lazım ama dediğim gibi bir yerden başlamak lazım.
Bu özür dileme kampanyasını duyduğumdan beri sinirden çatlıyorum.
Aslında söylenecek çok şey var bu çıkarcı denyolar için…
Ermenilere bakılacak olursa istedikleri tazminatın içinde “Toprak Parçalarımız” da var. Ama bu isteklerinin gerçekleşeceğini sanmıyor olsam da bu “Avrupa Yavşakları”nın Avrupa Birliği’ne girebilmek için verdikleri tavizler beni düşündürüyor.
Girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği’ne gelince…
Bu Fransa değil miydi kendi yaptığı soykırımlar için “Babaların yaptıklarından oğulları sorumlu tutulamaz” diyen?
Bu İngiltere yıllarca sömürgelerine, Amerika Kıtası’ndaki kolonilerine aynı şeyleri yapmadı mı?
Bu nasıl bir ikiyüzlülüktür. Bu nasıl bir çıkarcılıktır, bu nasıl bir kendini bilmezliktir, bu nasıl bir inkardır?
Bunlara çok sinirleniyor olsam da beni asıl sinirlendiren bizim (sözde) yöneticilerimiz neden bunları koz olarak kullanmıyor, kullanamıyor? İşte buna kahroluyorum…
Ermenistan nasıl kime güveniyorda Türkiye’ye kafa tutuyor. Bilmiyor mu ki, yaşının da çapının da gücünün de yetmeyeceğini, bilmiyor mu ki Avrupalıların köpeği olduğunu…
Ne yazıktır ki onların köpekliğini de bizim kendilerine aydın (tarihten habersiz, tarimi inkar eden…) diyen beyinsizlerimiz yapıyor… Neye göre aydınsınız, kime göre aydınsınız? Bu nasıl bir aşağılık kompleksidir anlayamıyorum?
Yazık, çok yazık…
Türk milleti her zaman hatalı olduğunda hatasını kabul etmiştir…
Bunlar hakkında ne yapılmalı…
Kampanya 1 yıl sürecekmiş. Bu bir yılın sonunda bu isimlere şu fırsat verilmeli: Tüm arşivlerimiz sizlere açık. Kanıt gösterin.
Gösteremezlerse Türkiye Cumhuriyetini küçük düşürmekten Vatana İhanet suçundan yargılansınlar.
ben zaten mayalardan da özür diliyorum a.k…
asterixlerden, moğollardan, urartulardan, adem babamızdan hatta…
bi siktirin gidin ya.
çok ama pek çok önemli (!) not:
yukarda geçen asterixler aslen aztekler olup…
Asterix’lerden de dilenebilir keza…
cevap vermeyecektim ama dayanamadım. o dallama dediğiniz Baskın Oran’ı bir kere olsun okusaydınız bu soykırım meselesinin çook karmaşık olduğunu bilirdiniz.
1-soykırımın ne olduğu 1948 sözleşmesinde belirtilir. bir etnik grubu yaşayamayacağı şartlar altına sokmak da bu maddeler arasında sayılmıştır. ancak bu sözleşme 1948′e ve ulus devletler dünyasına aittir. 1915′e ve monarşiler dünyasına uyarlanamaz.
2-her halükarda anadolunun nüfus yapısı ciddi ölçüde değişmiştir. yani izmir yangınının resimlerini aldılar kullandılar yaklaşımı yanlış. Osmanlı kaynakları bile 250 000 kişi öldü der. Erzurum mesela aslında Ermeni kentidir.
3-yapılan yeni birşey değildir. unutulan şey Suriye’nin de o dönemde Osmanlı toprağı olduğudur. yapılan şey aslında yıllardır uygulanan iskan politikasıdır.
4-techir uygulaması birörneklik göstermemiştir. her yerde farklı uygulanmıştır. sözgelimi bazı yerlerde ermenilere mallarını satma izni verilmiş bazı yerlerde verilmemiştir.
5-sadece sorun çıkan yerlerdekiler değil bütün ermeniler sürülmüştür. önce erkekler ve ileri gelenler toplanmış bir iki ay sonra hepsi birden göç ettirilmiştir.
6-öncesinde müslüman köylerine saldırılmış, bir sürü müslüman öldürülmüştür.
7-Osmanlı yönetiminin büyük ölçüde bu işlerden haberi yoktur. yapan ittihat terakknin troykasıdır.
8-hrantdink’in dava konusu o yazısında da tekrarladığı üzere bu diaspora ermenisi için bir kimlik harcıdır. soykırım laflarını kaldırırsanız diaspora ermenileri kimliklerini kaybeder.
9-tarihte böyle şeyler olmuştur. bu tartışma ise politik amaçlı.
buraya kadar anlatıılanlar tarihsel kısmı işin ve ölen müslümanlar dahil Baskın Hocadan alıntı.
politk kısma gelirsek ermenistan dediğiniz göt kadar fakir bir ülke. kim takar ermenistan devletini. asıl güçlü olan ermeni diaspora. adamların parası, oygücü ve kurumsallaşmış bir bu ikisini kullanma yeteneği var. tabi ki Avrupayı etkileyecekler. Yahudi lobisi bizi desteklemese çok daha kötü olur siyasi açıdan durumumuz.
Sevgili gerar,
Baskın Oran’ı tahmin ettiğinizden daha fazla tanıyor olma olasılığım (ne tahmin ettiğinizi bilmiyorum) büyük.
Velhasıl, kim, kimden ne için özür dileyecek? Bu konuda bir sıkıntımız var sanıyorum.
Mesela şöyle olabilir, “ben yapmadım arkadan ittiler”, “önce sen özür dile”,”özür dileyince geçecek mi?” vs.
Henüz bilimin çözemdiği bir konuda, dediğiniz gibi karmaşık bir konuda Baskın Beyin, ki kendisini çok özgürlükçü olmasına rağmen düşüncelere katlanamamasıyla bilirim, bu kadar kısa bir yolu seçmiş olması, (velhasıl ben de pişman oldum Baskın’a yer vermeme aslında, tek başına değil ya!) garip değil mi? Saçma değil mi?
Yani bu Cern deneyi sonuçlanmadan “bigbang oluşmuştur” diye imza toplamaya benzemiyor mu?
sevgili tansu,
herşeyden önce bu özür muhabbetini ben de desteklemiyorum zamanlama, yöntem ve içerik olarak yanlış.
Ancak Baskın Oran bana çok emeği geçmiş bir adamdır. kendisini 5yıldır tanırım. aramız da iyidir. birlikte kafa çekmişliğimiz de bakidir. üniversiteden öğrendiğim şeylerin büyük kısmı b.oran imzası taşıyor ve eleştirsem de kızsam da Baskın Oran bu ülkede gerçekten akademiye inancını kaybetmeden akademisyenlik yapan bir adamdır. 65 yaşında adamın elde harita hevesle koştura koştura ders vermeye gittiğini çok az akademisyende görürsün. üstelik her sorunuzu da dikkatlice dinler ve cevaplar. “destekli atmış” ve kavram kullanmışsan gayet de dinler. en azından tahammül eder.sonra dalga geçebilir ezebilir o ayrı konu. ama kendisini tümüyle yanlışlayan bir yazıyı sırf akademik bir dille kavram kullanarak yazdığı için teşekkür ederek kendi köşesinde yayınlamışlığı da vardır. Türkiyedeki önemli akademisyenlerdendir. (hatasız demedim bakın, bazen söyledikleri saçma ve hatalı da gelmiştir bana.)
peki böyle bir adama “dallama” “zihni sinir” “Baskın”… demek en hafif ifade ile yakışık alır mı? elini vicdanına koy da söyle
öte yandan aslında “bingbang” olmuştur. en az 250000 kişi muhtemelen de yaklaşık 750000 kişi (daha fazlası değil bakmayın 1,5milyon diyen salaklara) ölmüştür. ama dediğim gibi bu söylenirken ermeni çetelerinin saldırıları v.s. gizlenmiştir. mesele politiktir (bu sebepten özür falan da politika hamleleridir) o ayrı konu. neticede bu dönem “milletin birbirini miktiği” dönemdir. ama burada eleştirim içerikten ziyade üslubadır. bilmem meramımı anlatabildim mi?
canan arıtman’ı seviyorum.
kadın ne diyo? sen ermeni misin, diyo.
evet ya da hayır, de bitsin.
ermeni olmak kötü bişi mi ki, gocunuyosun?
çünkü kimin ne DERDİ olduğunu HERKES biliyo.
sahibinin sesi aydın(!)lara ne diyoruz?
kısa kesin, aydın havası olsun!
Hakaret de soykırıma benzer, kime göre, neye göre?
Ben kendine “Türk” diyemeyen, “ben önce Türk’üm” diyenleri aşağılayan biri, çıkıp Türkler adına özür dileme kampanyasına girişirse, “dallama” hakaret değil, övgü sayılır.
ya hû, (@tansu)
bir adam doktorsa, işini yaparken “ben önce türküm” türk olduğu için ermenileri tedavi etmiyors sözgelimi diyorsa sen ne dersin allah aşkına?
baskın oran ne zaman ben türk değilim? kaç kere baskın oranla yüzyüze konuştunuz mesela?
hadi bunu da geçtim hayatında hiç baskın oran okudun mu ya da bir konuşmasını baştan sona dinleidn mi?
Ben “Türk değilim” demek ile “kendine Türk diyememek” arasında fark var.
Baskın Oran’ın sitesinde yayınladığı bütün yazıları okudum. Beni “wikipedia blogger”lar ile karıştırma rica ederim. Ben Hrant Dink’in faşist olduğunu düşünen ve bu fikrimin her türlü arkasında olabilen biriyim.
Şu blogda işkembeden salladığım pek bir konu yoktur.
Baskın Oran’ın da net bir şekilde Hrant’ın yolunda gittiğini görüyorum. Umarım sonu aynı olmaz.
Liberaller bir şeyi anlayamıyorlar, liberal olunca artık faşist olunmaz sanıyorlar. Halbuki Samast ve efendileri gibi kuduzlar bilhassa kendi savundukları fikirlere faşizm uyguyanlara bu vahşeti uyguluyorlar.
Yani velhasıl senin ne düşündüğün ne hissettiğin önemli değil, karşındakilerin ne hissettiği ne anladığı önemli. Ben gerçekten pişman oluyorum her seferinde isim vererek liberalleri eleştirmeme, ama gerek Baskın, gerek Hrant, gerek Madra (evet dinliyorum onu da) ve her türlüsünden yeni nesil liberal açık ve seçik faşizm yapıyorlardır ve bunun sonuçlarına katlanıyorlar.
İlk soruna gelirsek, bunu bu şekilde diyen birini dahi aşağılama hakkın mı var? Hele Baskın Hoca gibi büyük aydın, büyük liberal biri olarak. Gerçekten hatırlamıyorum sözleri ama bizzat yukarıdaki yazıyı yazarken TV’de bir programda izledim aşağıladığını. Benim sıkıntım şu ki, bu adamlar her neye inanıyorlarsa çıkıp tartışalım hatta savaşalım. Ama bunları liberalizm adı altında yaptıklarında ancak “liberalizm demek buymuş” diyen dınggılları kandırırlar.
Benden daha büyük kaç tane liberal var bu ülkede merak ediyorum, çünkü bunlar liberal olup hasta düşünceleriyle bağdaştırınca, ben kendime liberal demeyi bıraktım.
türk olduğunu ifade etmeyi bile (övünmek demiyorum) faşizm olarak yorumlayan mercimek beyinlilerin “ana dilde eğitim” geyiği ne peki? milliyetin yoksa, kültürün yoksa, anadilin nerenden çıktı?
adamlar toprağına göz dikmiş, bayrakları var, milli marşları var (ey rakib), dünyanın siktir ettiği yerde bile konsolosluğu var, ee milliyet diye bişi yoksa bu ne peki?
bölücülük sadece silahla olmuyo işte. bu dolaplara inananların gerizekalı oldukları ortada. elimize yazık aslında…
@tansu
tansu kardeşim kızmazsan senin en baştan temel siyaset teorisi kavramlarını okuman ve temel siyaset bilimi bilgilerini öğrenmen gerektiğini düşünüyorum. buna faşizm dahil. bir de naçizane meseleleri “kötü anlamak için” okumaman gerekiyor.
Hrant Dink faşizm ilişkiisi gerçekten merak ettim. açarsans evinirim. benim bildiğim Hrant Dink “devletin” adamıydı. ermeni meselesi hakkında TRT’nin çektiği belgesellerin hepsinde Hrant Dink vardır. O hain ilan edildiği dava konusu yazısında da aslında Ermeni diasporaya laf sokmaktadır. Ancak millet kötü anlamaya meyilli olduğu için aldı yürüdü kampanya, sonunda da Hrant Dink’in ölümüne/ölmekten beter olmasına sebep oldu. Bence sen de Baskın Oran konusunda en azından bu Türk olmaktan utanç duyma meselesi bağlamında “kötü anlamak için” okuyorsun. (ayrıca yalnızca dünyada bulunduğu yerden tatmin olmayan toplumlarda geçmişe bu kadar vurgu vardır.Sen ABD sınırından şeyini sallaya sallaya ben türküm arkadaş deyip geçemeyeceğin için “gururla Türküm demekten bahsediyorsun.Bu yüzden İslamcılar hep Gül devrine dönmekten söz eder.)
Merak ediyorsan o bildiride benim adım yok. Ancak Baskın Oran’ı 6yıldır tanıyorum. kendisinden 5 farklı ders aldım. muhtelif defalar birebir birçok şeyi tartıştım. Açıkçası senin bütün o yazıları (bir Siyaset Bilimine Giriş kitabı okuduktan sonra) bir daha okuman gerekir. Zira Baskın Hoca hakkında birçok şey söylenebilir ama Ben Türk’üm demekten utandığı, hiç sanmıyorum. Kaldı ki zaten iddiamı koruyorum. İnsan, kendi yaptığı şeyle övünmelidir. “Benim milletim geçmişte şunu yaptı, ‘Amarika’da bilmem kaç tane Türk profesör var” diye övünürsen aslında bu gelişmişliğimizin değil azgelişmişliğimizin ve toplumsal tatminsizliğimizin resmidir.
@cüzzamlı melek
son cümlenden ötürü sana özel bir alaka göstermek istedim Tansu’dan ayrı olarak farklı bir uslupla.
ana dilde eğitim (Sanırım atıf Kürt milliyetçilerine) konumuzla alakasız. burada konu bu imza meselesi. bir tartışmada böyle çirkeflik olsun saldırganlık olsun diye sağdan soldan alakasız bir sürü alakasız şey sokuşturulmaz. Önce bunu öğren.
Dünyada her devlette vardır bu toprak iddiası meselesi. Biz de çok kızınca Musuldan bahsetmeye başlamaz mıyız?
Ermenistan dediğin ülke halihazırda bizim ancak müzelere koymaya tenezzül edeceğimiz kadar eski arabaları kullanan fakir bir ülke. onların toprak iddiası varmış yokmuş. çok da şeyimde. alacak güçleri olsaydı saldırırlardı. o güce erişme ihtimali varsa sesini kısar hazırlık yapar. hiç erişme ihtimali yoksa ancak car car öterler böyle. kaldı ki bu meselede de bzim politik hatalarımız çoktur Türkiye olarak.
sen bana gerizekalı diyorsun ya, hani, bu yazdıklarını okuduktan sonra, hani bütün dünyayı türkiye düşmanı görmeye başladıktan sonra bir siyaset bilimci olarak şunu söylemek isterim. bilmukabele…
Bakın arkadaşlar bu imza meselesi bana göre gayet gereksiz. ben de imzalamayacağım ancak böyle herşeyi “o türk düşmanı” “bu zaten hain” “bu dış mihrakların kuklası” “bu uzun vadeli bir plan” v.b. diye görmekten vazgeçin. siyaset bu kadar basit dğeil. bu bahs konusu bildiri de bir halt değil. ama hakaret başka birşey. kimseye hakaret etmeye de hakkınız yok. faşizm bu ülkeye ancak zarar verir. ne yazık ki aramızda çok fazla faşist var.
siyaset bilimci isen elbette konulara bu şekilde yaklaşman doğaldır. Zira biz, ben değilim.
Faşist…
Hrant Dink, Baskın Oran, Ömer Madra, Ahmet Altan, Perihan Mağden, Engin Ardıç gibi on düzine liberalin “faşist” olduklarını söylerken, anlatmak istediğim “faşizmi bir politika olarak, siyasi görüş olarak benimsemiş bir partinin veya grubun üyeleridir” değil.
Bu insanlar hayata ve çevrelerine bakışlarına faşisttirler. Benim bunlara yaptığım bu ithamda, faşizmin ikiyüzelli tane ayrı tanımını aramaya gerek yok.
Liberal geçinip, kendi gibi düşünmeyeni aşağılaamak, liberal geçinip kendi ırkı, dini, boku, püsürü üzerinden prim yapmak faşizan bir davranıştır.
Bir Ermeni fanatiği bunu yapsa faşist deme gereği duymam, bir liberal bunu yaptığında çevresine faşist bir tutum sergiler.
Ha illa faşizm’i kitaplardaki tanımıyla ele alacaksak, gerçekten buradaki yazılar sana ve her türlüsünden siyaset profesyoneline sığ kalır, normaldir. Dersen ki, o zaman konuşma bilmediğin şeyler hakkında, olursun bir Baskın Oran
Şu örneği hatırladım, gerçi tam hatırlamıyorum sanırım Ufuk Uras’dı. Manken kızımız, dağdaki çobanla benim oyum aynı sayılmamalı dediğinde, bu muhteşem açıklamayı yapmıştı. “O tartışma elli sene önce kapandı”.
Bu nasıl özgürlükçü düşüncedir? Bu nasıl liberalliktir? Ben soruyorsam bu soruyu, hele ki gündeme, tartışmaya açıyorsam, nasıl kapatılabilir bir düşüncenin üstü? (not: çobanın oyu bence en fazla sayılsın)
Aynı Ufuk Uras veya karısı, bu bildiriye telefonla imza topluyorlar ve insanların gıyabında imza atıyorlar. Türkücü bir kardeşimiz çıktı, “ben bildiriyi okumadım, Ufuk Uras veya karısı beni aradı, imzalıyorum dedim” dedi. Ve arkasında hala…
İnan bu ülkedeki hiçbir faşist hareket bu kadar faşist olmadı. Ülkücüler bile neyin peşinden gittiğini liberallerden fazla biliyordu.
tansu senin eksiğin olan şey ennnn temel bilgiler. teknik ayrıntılar değil ki.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Fa%C5%9Fizm
buna bir bak. gayet güzel hazırlanmış.
buna ek olarak, mesela aysun kayacının sözleri faşist nitelikler taşır. kendi gibi düşünmeyenleri hain ilan etmek de bir faşizm örneğidir. toplumun belli bir kesiminin diğerinden üstün olmasını ve onların tüm toplum adına (hesap vermeden) karar vermesini savunmak faşizmdir.
aslına bakarsan senin de faşizan eğilimlerin var.
sen de b
Ben ulusalcıyım. Faşizan eğilimlerim olması gayet normal.
Liberal ile faşist bir arada eğreti duruyor…
Wikipedia’daki tanımlara, 70-80 arası sokaktaki ülkücü de uymuyor ama faşist diyoruz.. Dediğim gibi bilimsel bir yazı değil bu…
hayır uyuyor. yalnızca türkiyede ırkçılık yok.
ulusalcılık ne demek?
Ulusalcılık konusunda, bir başka siyaset okumuş arkadaşımla girdiğimiz tartışmaya giriyoruz gibime geliyor.
Eğer ulusalcılık son 10 yılda ortaya çıkan birşeydir diyeceksen, katılmıyorum.
Ben sana çok kısaca anlatayım, “Tam Bağımsız Türkiye” demek.
Yani Cumhuriyet kurulduğundan beri sırayla, Atatürk, İnönü tarafından benimsenen, daha sonra Menderes ile altı oyulan, Deniz’lerle tekrar gündeme gelen ve Demirel’den itibaren altı oyulmaya devam edilen akım.
Ben ulusalcı olarak, ne AB ne başka bir devlet veya devletler topluluğuna bağlı olmak istiyorum. Bu da onların çağdaş kanunlarını “kriterlerini” bırakalım anlamına gelmiyor elbette.
Bu arada Türkiye’de ırkçılık yok diyorsun da, var işte…
Hrant’ın yaptığı ırkçılıktır. Bir kaç gerçek liberalin dışında hemen hemen hepsinin yaptığı ırkçılıktır.
Türkiyenin sorunlarını, Türk olmanın bir defosuymuş gibi görüyorlar. Ben zaten neden bunlara faşist diyorum sanıyorsun?
SUÇLU BULUNMUŞTUR
Ben de diyordum ki ortalıkta bir katliam lafı dolanıp duruyor ama bunu ben yapmadım acaba kim yaptı ki? Senelerdir Ermeniler bağırıp dururlar soykırım a uğradık diye; bunu kabul edin deyip bütün dünyayı ayağa kaldırıp dururlar. Kimse ortaya çıkıp da ben yaptım dememişti. Şükürler olsun ki bizi bu dertten kurtaran birileri çıktı ve özür dileyip yaptıklarını kabul ve itiraf ettiler. Ey Ermeniler işte size soykırımı uygulayanlar ortaya çıkıp yaptıklarını itiraf etmiş bulunuyorlar artık gerisi size kalmış bir şey ya affedersiniz ya da gerekeni yaparsınız ama bana kalırsa büyüklük sizde kalsın affetmek her zaman en güzelidir.
Benim ülkem size hiçbir şey yapmadı hatta yapmış olan birileri varsa da onlar artık burada değiller. Sevgili Atamızın ve Anadolu insanımızın onlara ve diğer büyük devletlere karşı verdiği savaş sonrasında yepyeni bir ülke kurmuş bulunuyoruz.’’Türkiye Cumhuriyeti ‘’
Bu kadarda olmaz, bu kadarda olmaz.. sinirlerim zıplıyor, tarihini bilmeden ermenilerden özür dileyen insanlar Türk olamaz, başka bir şey düşünemiyorum…
Bugün tarafta çıkan, Etyen Mahçupyan’ın yazısını okumanızı öneriyorum, özellikle önce Ermeniler özür dilesin diyenlere ithaf olunur…
http://www.taraf.com.tr/makale/3248.htm
fincan,
Aynı şeyden bahsetmiyoruz.
Bokatanyan terör örgütünden bahsediyor. Terör örgütü yüzünden özür dilemekle, bizden istenen özür arasında fark var. Keza ben özür falan da istemiyorum ASALA için.
Tansu, öncelikle böyle basit bir kelime oyunu ile bir kişinin soyadı ile oynama sana yakışmıyor, tabi ki kime neyin yakışıp yakışmadığını söylemek bana düşmez ama belirtmek isterim insanı kullandığı dil betimler, en azından benim için durum böyle. Bunun yanında yazısında sadece ASALA olayından bahsetmiyor, örnek olarak 1918′de çekilen Rus ordusunun yerine gelen Ermeni güçlerinin/çetelerinin tehcirin intikamı için yapmış oldukları zulumden de bahsediyor:
“Böylece bütün Ermeniler 1918’de Rus ordusu sayesinde Türkiye’ye dönenlerin yaptıkları insanlık dışı mezalimi öğrendiler. Bu kitapların varlığı, tartışılması ve içselleştirilmesi bir özür mahiyetindeydi. Çünkü gerçek özür muhatabınızın önüne gelip günah çıkarmanızı gerektirmez. İnsani niteliğinizi öne çıkaran bir vakurlu duruş gerektirir.”
İlla bir başlangıç vermek gerektiğinde 1850-1915 arası karşılık çete kıyımlarını kabul edecek bunun içinde her iki millet için de özür dileyecek kadar bu toprağın insanı.
Keza Etyen beyle, bu yazısında önce e-posta ile konuşmuştuk bu konuya dair, ve haklı olduğu noktalardan biri kendisinin bir yazısını Ermeni özürüne ayırmasının çok şey değiştirmeyeceğiydi, ne yazık ki ilk gördüğüm örnek bu yönde…
Haklısın, kendisinden özür diliyorum.
Peki savaş yıllarından sonra kardeşlik ve barış içinde yaşayan iki halk (li ne derseniz deyin, Ermeni fikir liderleri kaşımazsa hiçbir gerginlik olmayacaktır) da bir özür sayılmaz mı?
Yani her ne olduysa o yıllarda, her ne acılar yaşandıysa, bu iki halkın birlikte yaşayabiliyor oluşu da zaten karşılıklı bir özür ilişkisi değil mi? Neden bu konuda bir ranta girişiliyor? Benim sevdiğim ve sevmediğin bir kaç Ermeni arkadaşım var. Ne sevmemin ne sevmememin nedeni bunlar değil. Babalarımız zaten halletmişler bu konuyu. Bir özür ise dilenmesi gereken dilenmiş veya bir diyet ise ödenmiş demek ki? İki üç kişi kendi kişisel ezik geçmişinin hesabını Türklerden sormak istiyor diye, neden şimdi bu bir kampanyaya dönüşüyor?
Hadi yanılıyorum diyelim, gerçekten var mı bildiğiniz tanıdığınız birbiriyle küs veya düşman iki kişi, biri Ermeni biri Türk.
Bir konuda kesinlikle, size katılıyorum o da bu konunun bireyler arasında olmadığı. “özür dilemek”, “geçmişle hesaplaşmak” 2. Dünya Savaşı’nda bu yana oturmaya başlayan bir kültür ve düşünce düzeyi. Kampanyaya gelince haklı haksız bir çok gerekçe var kampanyanın yanlış olduğuna dair ki ben de bir çok yanlışının olduğunu düşünüyorum ama bir nokta da doğru yerde olduklarından eminim oda yukarda da yazmış olduğum kültürü benimsemiş oldukları. Samimidirler ya da değillerdir niyet okumak beni aşar, ama ekliyorum gerçekten özür dilemesi gereken geçmişi ve geleceği sahiplenen, varlığı bu temel üzerine kurulmuş olan devlettir ki Dünya’da bunun bir ok örneği var.(İstenirse uzun uzun örneklerim)
Bunun yanında, geçmişi kaşımak ilk bakışta yanlış bir bakış gibi görünebilir, ancak tarih bilimi zaten bu iş için yok mu?
Ve kesin bir şekilde belirtmek istiyorum, soykırım olduğunu düşünmüyorum, tehcirin. Çünkü olayı o zamanın koşullarına göre değerlendirmek, gelişim sürücini anlamak lazım. Ancak aynı olay bu dönemde yapılmış olsaydı, altını çizerek söylüyorum, soykırımdır.
Ama beni asıl ilgilendiren şey, hep beraber “bir daha asla” diyebilmemiz. Bu topraklara aynı kanlı gölgenin düşmesinin önünde set kurmamız ki bu ülkede ne yazık ki bir çok kanlı olay ve süreç vuku buldu, böyle bir duruşu sergileyemediğimizden.(darbeler, Maraş Olayları, 1 Mayıslar,…) İşte bu yüzden bireylerin, özür dileyecek vicdanı sergilemeri bu konuda önemli, illa ki soykırım olduğuna dair özür dilemek gerekmiyor, dedim ya soykırım olduğuna inananlardan değilim ancak bir gerçek var ki onca yaşamını yitiren, aynı toprağı işlediğimiz Ermenilerin acılarını da görmezden gelmek benim vicdanım için çok fazla. Bu acılarda benim atalarımın terinin olabileceği gerçeği beni özür dilemeye ve bu acıları sahiplenmeye itiyor. Onun dışında sadece Ermenilerin acılarını değil, Ermenilerin müslümanlara(Kürt, Türk, Çerkez, ayırmadıkları için böyle belirtiyorum.) yaptıkları acıları da görmezden gelemem, dürüst davranmak gerekirse kökenim nedeni ile ister istemeze içimde bir kin oluşuyor. Aynı şekilde Balkanlardan, Kafkaslardan sürüşen Türkler içinde aynı siniri ve acılırını paylaşıyorum.
Ve tekrar söylüyorum beni asli olarak ilgilendiren şey hep beraber “bir daha asla” diye bilmemiz.
tansu allahn aşkına söyle Hrant Dink’in ırkçılığını hangi yazısından çıkarttın? bunu cidden soruyorum. zira dava konusu yazısında yok öyl4e bir düşünce. okduğum diğer yazılarında da
Belli bir tane yazısından çıkartmıyorum. Belirttiğimi sanıyordum.
Açıklayayım. Bu ülkede Ermeni vatandaşların bir çoğu hali vakti yerinde, gelir açısından ülke ortalamasının üzerinde kişilerdir. bunun farklı sebepleri vardır, çalışmış kazanmışlardır, helal olsun.
Ama Ermeni cemaati içinde de tıpkı Türkiye’nin genelinde olduğu gibi, fakirler, ezilmişler, sanatçılar, hırsızlar, katiller vardır.
Muhtemelen fakir ve ezilmişleri Türkiye geneli ile oranlarsak, daha azdır ama önemli değil.
Önemli olan, Türkiye gerçeğini, Türklüğün, Türklerin Ermeni azınlığa karşı belli bir tavrı gibi algılamak, hatta daha da ileri gidip bu gerçeği Türk olmanın bir defosuymuş gibi görmek ırkçılıktır.
tansu, bu özür saçmalığı bir yana, bu ülkede birisine “Ermeni Dölü” demek bir küfürdür. bu sana bir çağrışım yapıyor mu?
Ama bir tek “Ermeni Dölü” demek küfür değildir sanırım, başka küfürler de var. Ki bazı küfürlerin gideceği yerler, anayasa ile koruma altına alınmıştır. Örneğin Türkiye veya Türklük.
“Ermeni dölü” bana bir çok çağrışım yapıyor, bazıları küfür manasında bazıları, hani insan arkadaşına der ya “nerdesin lan ipne?” o manada…
tansu, bilmiyorsun, bilmemekle övünüyorsun. temel kavramları temel düzeyde bile bilmeden kullanıyorsun. “genelinden çıkarttım ” gibi yuvarlak laflar ediyorsun.
kardeş sana ne diyeyim ben allah aşkına?
ama ibne olmak, kötü birşeydir tansu. çok denemek istersen gir bir kahveye kağıt oynamaya başla. sonra dön heriflere “ermeni dölleri sizi “diye bağır. bakalım ne olacak. küfür mü değil mi olduğu hususunu yediğin yumruklardan anlarsın.
“tansu, bilmiyorsun, bilmemekle övünüyorsun. temel kavramları temel düzeyde bile bilmeden kullanıyorsun. “genelinden çıkarttım ” gibi yuvarlak laflar ediyorsun.”
Yahu ben zaten sırf bununla alakalı bir yazı yazdım. Bir daha tekrarlamak istemiyorum. Bir gün çiçek çocukları gibi konuşup, arkanı döndüğünde sana faşizm uyguluyorsa bir insan, ne yapıcaz? Artıları eksileri tartıp ona göre mi don biçelim?
Adam anlatıyor işte, çocukken yetimhanenin arkasındaki bahçeyi almışlar elinden, evet dokunaklı üzüldüm. Benim de daha 3 hafta önce yavru köpeklerimi aldılar.. Ama bunu yapanlar ben Yahudiyim diye ve onlar Türk oldukları için mi yaptılar? Adam alt tarafı bir bahçe istilasına etnisite sokup ırkçılık yapıyor işte… Yani bunun üstüne hacca gittiyse “haaa ırkçı değilmiş” mi diyelim
Yok valla ibne olmak kötü bişey değil.. dediğin şartlarda ancak “ibne demek” kötü bişey olabilir
Bak şimdi sen de yapıyorsun.
Girelim kahveye ve “Ermeni dölleri” diye bağıralım. Orda neden dayak yeriz? Çünkü ordakiler Ermeni değiller, bunu bir küfür olarak algılıyorlar.
Bu da Türk milletinin içindeki faşizmi gösteriyor öyle mi? Yani bi acıları var bu insanların değil…
tancucuğum, gözümün nuru,
biz başından beri ne diyorduk? bu ermeni diasporada soykırım diye tutturan iyi aile çocukları kürt aşiretlerden müteşekkil çetelerin, soğuğun v.s. nin önemsenecek bir kısmını (Talat paşadan rakam 600.000 civarı) topraklarından sürdüğü, bunlarınd a önemsenecek bir kısmı ölen atalarının acılarını falan anlayamaz. olay olmuş bitmiş. bu adamlar, 1915′teki adamların torunlarının torunu belki de, demiyor muyuz? peki sen bunların 1915′teki acıları yaşamıyor olduğunu iddia ediyorsun da küçük bir kısmı ermeni çetelerin mezalimi sonucu ölen, techire kadar ermeni komşularının çoğu ile yakın ilişkiyi sürdüren Türklerin (veya Türkiyedeki kürt Türklerin) 1915 yılındaki atalarının acılarını paylaştığını mı savunuyorsun? tutarlı ol biraz sen zeki adamsın.
ayrıca bu meselede yanlışsın. bugün yunanistanda türkiye gündemi türkiyedeki insanlardan daha yakın takip edilir. ermeni diaspora zaten malumun. ülkede kuş uçsa bilirler. balkanların yarısı Türklerden nefret eder. her fırsatta “Türkler bizi şöyle böyle yaptı” der dururlar.
bizde bunların hiçbir tezahürü ise yoktur. yunanistanda bir siyasetçi türkiye karşıtı laf mı etmiş şeyimizde bile olmaz. bunun tek bir sebebi var, biz büyük bir milletiz fenasi. o kadar büyük ki vakti zamanında ne kadar düşmanımız varsa hepsinin eline vermişiz. kendi silahımızla kendi ülkemzi kurmuşuz. bu yüzden de mesela ABD başkanı çıkıp türkiyeyi tehdit ederse falan tırsarız ama yunanistan başbakanı aynı şeyi yaparsa çıkar sokağa, yunan elçiliğinin önünde “erkekseniz gelin” gösterisi yaparz:D bilmem ermeni ve yunanlılarla aramızdaki farkı anlatabildim mi?
pardon fenasi değil tansu diyecektim alışkanlık kusura bakma.
bizim dangalaklar şunu anlayamadı gitti: türkiyeli ermeni başkadır; ermenistanlı ermeni başka. ya da… bu topraklarda yaşayan yahudilerle siyonistler aynı kefeye konamaz.
ben, insanlarımı süngülemiş, tecavüz etmiş, işkencelerle öldürmüş, sırtından vurmuş, yakmış yıkmış şerefsizlerden niye özür diliyomuşum?
benim atalarımdan kim özür dilicek? ama soad fanı olan türk gençlerinin olduğu bi ülkeden umudumu kestim ben.
hepinizi bilemem. ben türküm ve katillerden özür dilemiyorum!!!!!!!!