Uzun süre yazmadım. Bekir Ağabeyimizin manevrası üzerine sessiz kalamadım o kadar. Ben yazmazken bir yığın gelişme oldu. Açılım, grip, GDO, Nobel ve diğerleri. Hepsi hakkında ne düşündüğümü zamanla yazarım herhalde. Şimdilik geçen zaman içerisindeki hislerime tercüman olsun diye, bölünen Yugoslavya’nın tanınmış müzisyeni Goran Bregoviç’den bir alıntı yapmak istiyorum:
Bekir Çoşkun’u sevenlerdenim. Siyasi görüşleri, yaşam tarzı ve hayvanseverliği benimle oldukça örtüşür. Burada da sıkça kendisinden alıntılama yapmışlığım vardır, takip edenler hatırlar. Belki de basından asla kaçırmadan takip ettiğim tek kişidir. Dağ başına tatile çıksam 15 günlüğüne, döndüğümde hemen Hürriyet arşivlerinden kaçırdığım yazılarını okurum. Bekir Coşkun geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesinden ayrılıp HaberTurk’e geçti. Şimdi gene [...]
Engin Ardıç bugünkü yazısında, “CHP’yi Baykal’dan kurtarmaya meraklı tazeler”den bahsetmiş. Bu tazeler Baykal gidip yerine başkası geldiğinde, CHP roket takıp uçacak sanıyorlarmış. Ve de yanılıyorlarmış. Doğrudur. Ben de Baykal’dan kurtulma heveslisi bir taze olduğumdan, üzerime alındım biraz. Baykal’dan kurtulmak istiyorum, taze olabilirim ama CHP’li olarak söylemiyorum bunu. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak istiyorum Baykal’dan kurtulmayı, tıpkı [...]
Şimdi size bir hikaye anlatacağım. Müdavimler hatırlar, bir dönem adamın biri musallat olmuştu bu bloga. Başbakanın ağzından küfürler savuruyordu, “Başbakan ananı mı …” gibisinden. Bu adam aslında bir Doctus üyesiydi ve beyinsizliğinden ötürü forumdan atılmıştı. Doctus’da youtube yasağı ile ilgili bir habere de başbakanın ağzından küfürler savurmuştu, adam Başbakanın bi tarafı bellemiş kendini belli ki. [...]
Serdar Turgut, ki çok da haz etmem, Uğur Mumcu’nun “Sesleniş” adlı köşe yazısı misali tarihe kalın harflerle not düşülebilecek kıvamda bir yazı yazmış. Gidin Akşam Gazetesi alın, bu yazıyı okuyun, bir daha okuyun, düşünün, okutun, saklayın, birbirinize zincir e-posta olarak gönderin, evinize işyerinize çerçeveletin asın. Çünkü geldiğimiz nokta daha açık anlatılamazdı, bu yazı son kurşundur. [...]
Bu CHP’ye oy vermenin Cumhuriyete ihanet olduğunu düşündüğüm malum. Ama bir çoğu için bunun problem olmadığını biliyorum. Bir kaç konuyu anlamamız lazım. Aşağıda yazdıklarıma inanmayanlar seçimlerden sonra tekrar buyursunlar. CHP hiç bir şartta, İstanbul ve Ankara’yı alamaz. Değil Kılıçdaroğlu, İsmet Paşa aday olsa gene olmaz. CHP’nin, Kılıçdaroğlu’nun bu seçimleri kazanacağını ve İstanbul’u yöneteceğini düşünmek saflıktır, [...]
Açıkça CHP’nin de aynı planın bir parçası olduğu ortaya çıkmıştır. Çünkü bizlere gene paranoyak, gene değişime ve açılıma karşı muhafazakar diyecekler. Bu yeni Cumhuriyetin, muhalefet, iktidar, ordu ve kalan tüm kurum ve kuruluşlarca uzlaşıldığının açık kanıtıdır. Geriye bir tek bunu halka benimsetmek kalıyor. Şimdi de Atatürk Cumhuriyetine gönülden bağlı insanlar CHP eliyle kandırılıyor. Bir dönem [...]
Ey Atatürk’in Partisi, Partiye çarşaflı da al, sarıklı da. İstersen Aczmendi al. Ama bununla gösteriş yapma, bununla pazarlama yapma. Pazarlama yapacaksan, sanatçı al, bilim adamı al. Bunu da beceremiyorsan, sus otur. Biz zaten alışığız. Ey Atatürk’ün Partisi, İster Kuran kursu aç, istersen manastır. Ama bunun gösterişini yapma, bununla pazarlama yapma. Pazarlama yapacaksan, gitar kursu aç, [...]
Dün gece Muammer Ketencoğlu‘nu seyretmeye gittik. Değil Muammer Aşık Veysel olsa, konserin arasında “ain’t no sunshine” çalabilecek meşrebe sahip bir mekanda çıkmak zorunda kaldığından, yerin adını zikretmek istemiyorum. Muammer Ketencoğlu’nun “Balkan Yolculuğu” adlı projesinin bir konseriydi bu, Balkan şarkıları dinledik. Hatta daha önce hiç duyulmamış bir Balkan Türküsü bile dinledik. Bu devirde duyulmamış türkü olur [...]
Bir insan ne kadar dangalak olabilir? “Bu kadar da gerizekalı olunmaz” deriz. Ama olunur, hem de sandığımızdan çok daha fazla salaklığın içinde yaşar gideriz. Ben diyordum benzerlerini, faşist diyenler oluyordu, paranoyak diyenler oluyordu. Anamızı belleyen Ermeni’lerden özür diliyor mu bir grup “aydın”? Yarın Kürtler’den de özür dileyeceğiz. Diyordum ben, bu kafayla yarın ananızı elin kucağına [...]