Polonezköy’de Piknik
Bilenler bilmeyenlere anlatsın, ben sağlık turizmi denilen, bir duyanın “aman abi süper iş sakın bırakma” dediği, içi ise bendenizi yakan abuk bir iş yapmaktayım. Aslında pek de yapamamaktayım ya, başka bir yazının konusu olsun bu beceriksizlik.
Pazar günü, hazır herkes oruçlu, fazla kalabalık olmaz diye Polonezköy’e pikniğe gittik. Hatta yollar o kadar boştu ki, Arabın yağı bol bulması hesabı, önce bi Şile yaptık geri döndük, boş yol daha ne yapsın evren bana?
Polonezköy’ün sonradan popüler olma ciks mekanlarını sevmiyorum ben.Ve serde fırlamalık var, gidip tam Kuşhan’ın merkezinin karşısında yapıyoruz pikniğimizi. Maksat oraya bir umutla gelen ve fiziksel olarak mağdur vatandaşlarımızla dalga geçmek değil. Buranın müşterileri genelde senin benim kadar şişman olan, ama madem sosyete buraya takılıyor biz de burda çekmeliyiz azabımızı diye gelen zengin insanlar olduğu için, onlarla kendi çapımızda dalga geçmek. Hani siz ota talim biz burda mangalı yaktık diyoruz aptal aptal.
Bu pazar da aynı şeyi yapmak üzere oturduk Kuşhan’a karşı. Henüz ısınma turlarını atıyoruz, belki bir bira falan içeceğiz sonra da yemek. Ancak, pek hoş bir gün değildi o gün Kuşhan’ın merkezi için. Belki gazetelerde okumuşsunuzdur, 19 yaşında bir kızcağız kalp krizinden hayatını kaybetti tam biz oradayken. Durup duruken diyorlar demesine ama son bir ayda 15 kilo vermiş. Son bir ayda bilmem kaç kilo vermiş kaç kişinin ölüm haberini okuduk gazetelerde acaba?
Başa dönelim, sağlık turizmi yapıyoruz dedim ya. Bizim gibi bu işi yapmaya “çalışan” küçük firmaların şu özelliği vardır.Türkiye’deki bütün işletmeler ve kurumlar müşterinizdir (Hastahane, doktor, güzellik merkezi, spa vs) ancak yurt dışından buraya birilerini getirmek zordur, işin o kısmında pek müşteriniz yoktur.Türkiye’deki işletmeler bizi bir halt bellediğinden peşimizden koşar dururlar, sanki öyle çok turist getiriyoruz da nereye versek bunları diye yazı tura atıyoruz.
Ofise gelir gelmez sağlık konusunda benden daha bilgili (kim benden daha bilgili değil ki? hayatımda üç kere doktora gittim, üçü de ameliyat için) ve deneyimli olan, sağlık kuruluşlarının içini dışını iyi bilen ortağıma “Kuşhan ile çalışıyor muyuz” diye sordum. Hayır dedi, neden dedim. Cevap bence ürkütücüydü, neden çalışalım ki dedi, Kuşhan’ın merkezi bir sağlık kliniği falan değil, bildiğin otel. Ayrıca kullandığı teknikler, çağdışı, demode. Hatta orasının neden çalıştırılmasına izin verildiğini anlamadığını söyledi.
Kısacası, ne denirse densin, 19 yaşında bir kızın genlerinde problem olsun, ırsi olsun ne olursa olsun, bir ayda 15 kilo verdikten sonra pat diye ölmesi normal karşılanmamalı. Muhtemelen işin hukuki boyutu da halledilmiştir otele giriş yaparken imzalanan sözleşmelerle falan ama, ortalık kısa sürede aşırı kilo veren insanların ölüm haberleriyle doluyken, “az ye çok spor yap” yöntemleriyle faaliyet gösteren bir otele sağlık emanet etmek pek akıllıca değil. Sahibi ister doktor olsun, ister allame. Otopsi raporlarında, hayatını kaybeden kızın genlerinde problem çıkabilir, kalp rahatsızlığı gizli ve ırsi de olabilir, ama bir ay içerisinde bu demoda yöntemlerle kilo verdirildiği gerçeği var. Belki genler veya ırsi rahatsızlıklar bu sorunu eninde sonunda çıkartacaktı, ama benim düşünceme göre verdiği kilolar bu sorunu öne almış olabilir.
Bu kamp acilen gözden geçirilmeli.
Bir neden bulunacaktır mutlaka dediğiniz gibi.
Ama bu acaba oraya çuvalla para döküp, süper zayıflıyorum(sağlığımdan oluyorum) diye sevinenlere ders olacak mı?
Diyetlere oldum olası karşıyımdır zaten.
Abi, benim anlamadığım bi şeyler daha var bu konuda.
Sizin ortak biliyor da bu zatın otelinin vasıflarını(!!!), sağlık merkezi, zayıflama kampı vs. vs. diye sayfa sayfa reklamı yapılırken, adam televizyonlarda arzı endam ederken bunu görüp de denetlemesi gereken kurumlar neden bi haberdi bu durumdan?
Elbete, pek çok gerekçe öne sürülebilir bu zavallı çocuğun ölümü için. Hatta kendi ayağıyla gelmiş bile diyenler olabilir. Ama hiç birinin haklı ve yerinde gerekçeler olmayacağı kesin. Hele o otel sahibi zatın yakasını kolay kolay kurtaramaması beklenir bu durumda. Ama ya şimdi denetleme üstüne denetleme yapan kurumlar, az evvel neyle iştigal ediyorlardı acaba diye merak ediyorum şahsen.
Ve acaba onların görevi ihmal gibi bu suçla suçlanması gündeme gelebilir mi?