İncelediğiniz Etiket: ahlak
Ayıptır söylemesi beni tanıyanlar bilir. Gerekirse adamı itin bi taraflarına sokar çıkartırım. Doctus.net üzerinde daha kimseye böyle bir şey yapmadım, o kadar diyelim.
Şimdi, Shiftdelete adında, ana sayfasında auto-refresher kullanmak vasıtası ile hitlerini arttırıp reklam verenlerini kazıklayan bir site var. Bu sitede ahlak şu seviyede. Bir haber bulunur, çevrilir veya Türkçe ise değiştirilir, yayınlanır ve altına çatır çatır, sanki o haber yapan ecnebi kardeşimiz babasının oğluymuş gibi kendi imzaları atılır. (gerçi insan babasının oğluna bile yapmaz böyle birşey)
Ben bu konuya değinmiştim, ben gerek doctus blog’da gerek forumda gerekse burada bir çok sitenin, etik olmayan, yanlış tavırlarını eleştirdim. O ana kadar içinde cehaletin yanısıra terbiyesizlik de bulunmayan kimseler, bu eleştirilerimize teşekkür etmişlerdir. Ancak biraz evvel bir blog haberine Shiftdelete’in editörü veya başka birşeyi olan bir arkadaşımızdan tehditkar bir mesaj aldım.
SDN’de bu açıkla ilgili hazırladığımız çözümü bulabilirsiniz.
****
Umarım bu yorumum editör tarafından engellenmez. Doctus’un önceliğinin güvenlik mi başka şeyler mi olduğunu öğreneceğiz bu şekilde.
Elbette bir “it operasyonu” yapmayacağım. Yalnız bundan sonra haber çalarken dikkatli olsunlar.
Çakma haber sitesi habertürk’ün yazarlarından Murat Ongun şöyle demiş:
Ne diyor Deniz Bey? “Uzlaşma, çoktan seçmeli test uygulamalarıyla yapılamaz. Umarım, Başbakan çoktan seçmeli sorusuyla parti ziyareti yapacaksa, sonuncu şık “hiçbiri” olacaktır.”
Yani Baykal aslında diyor ki; ” 22 Temmuz’dan AKP birinci parti çıkar. Erdoğan Başbakan, biz muhalefet oluruz. Cumhurbaşkanlığı seçiminin dümeni de yine Erdoğan’da olur.”
Şimdiden, mağlubiyeti kabul etmiş.
Şimdi merak ediyorum, iktidar partisinin başkanı ve geri kalanı günde ortalama 6 adet ciddi pot kırıp, insan gibi bir medya olsa şimdiye kadar sokağa çıkamayacak hale gelmiş olmaları gerekirken, çok ahlaklı ve kesinlikle yalaka olmayan Murat Ongun’un bulduğu naneye bak.
Baykal’dan da pek haz etmesem de, geçenlerde İsviçre’nin Cenevre kentindeki Sosyalist Enternasyonal toplantısında Baykal’ın, AKP’nin tüm elementlerinin yedi yıl çalışsa beceremeyeceği bir konuşma dinledim.
Baykal her ağzını açtığında RTE ile karşılıklı konuşalım diyor, RTE duymazdan geliyor çünkü siyaset hayatının biteceği andır Baykal’la konuşması.
Buna ve sayamadığım bir ton şeye rağmen, Ongun buna mı takmış. Bravo
Yıllardır düşünüyorum bunu. Türkiye’de yaşayan bir kısım insanda bu özgüven nereden geliyor? Kim bunları şımartıyor? Hangi mantığa sığınıp bazı şeyleri becerebileceklerini düşünüyorlar.
Örnek 1:
Hülya’daki Türk Sanat Müziği söyleyebilirim özgüveni nereden geliyor?
Hele ki böyleleri varken:
Tuğba neden kendini güzel sanar?
Fenerbahçeli Tuncay Şanlı’ya benzemiyor mu?
Sıla dizisindekileri kim oyuncu diye seçmiş, onlar hangi özelliklerine güvenip kabul etmişler:
Ki zamanında bunlar varken:
Ahmet Hakan ve Ayşe Arman‘ı kim neden köşe yazarı yaptı? Kendilerinde nasıl bir birikim gördüler ki kabul ettiler?
Ki aynı gazetede Bekir Coşkun ve Doğan Hızlan gibi ustalar varken.
Bu liste de bitmez, isteyen alta ekleyebilir?
Genç Parti’ye, parti olarak baktığımızda belki de Türkiye’nin uzun zamandır özlemini duyduğu iktidar partisi budur işte diyebilirsiniz. Ancak Genç Parti’ye, Cem Uzan’ın partisi diye baktığımızda işler karışık.
Son günlerde, çevremde aklı selim olduğuna inandığım insanlar oylarını Genç Parti’ye vermekten bahsediyorlar. bu insanlar 30 yaş üstünde, bu ülkenin yakın tarihindeki tüm mühim olayları bilen (kriz, darbe, yolsuzluk, devalüasyon, zamn vs) kişiler. Etrafta gezinen parti konvoylarına, tanıtım bürolarına bakıyorum, hepsi senin benim gibi düzgün insanlar. Hani bir iki tanışıklığın olsa çekinmeden evine davet edersin.
Genç Parti’ye dönersek tekrardan, Cem Uzan 2002 seçimleri için Genç Parti’yi kurdu. Seçim tanıtımını Türkiye’de bir iletişim devi olan Ali Taran’a verdi. Ali Taran zeki adamdır, kendisinin de dediği gibi, Genç PArti Seçim kampanyasını Cem Uzan’ı o güne kadar tanımayan kişilere göre düzenledi. Cem Uzan’ı tanımayanlara anlattı. Nasıl anlattığı ayrı bir konu, ali Taran işini yaptı, hem de iyi yaptı çünkü Genç Parti 2002 seçimlerinden %7.25 oy oranı ile çıktı. Az daha meclise giriyordu, hatta seçim sistemi böyle saçma olmasa Cem Uzan bizzat milletvekiliydi. Çünkü Ali Taran, onu tanımayanlara göre düzenlemişti kampanyasını ve onu tanımayan 2.5 milyon kişi Cem Uzan’a oy verdi.
Şimdi de durum farklı değil, gene Cem Uzan’ı tanımayan milyonlar kendisine oy verecek, belki de bu sefer barajı aşıp milletvekili olacak. Dokunulmaz olacak. Ve ne yapacak?
Bilmiyorum, size soruyorum. Cem Uzan başbakan veya milletvekili olursa ne yapacak?
Her ne yapacaksa, biraz geçmişe bakmakta fayda var. İmar Bankası ile devleti 25 Katrilyon dolandırdığını hatırlıyorum. Babası ve ağbisinin (ki ortakları olur) Türkiye’ye gelemediklerini, polis tarafından arandıklarını hatırlıyorum, Ürdün vatandaşı olduğunu hatırlıyorum, telekulak diye bir operasyon hatırlıyorum ki altından ahlaksız şeylere varan skandallar çıkmıştı, tehditler hatırlıyorum, hırsızlıklar hatırlıyorum vs vs.
Kısacası bu adama oy veren Ali Taran’ın hedeflediği kitle, bu işin sonunda “biz valla bilmiyoduk abey” diyip sıyrılacaklar. Peki 30 yaş üstü Genç Particilere soruyorum. siz ne diyeceksiniz böyle bir adama oy verip dokunulmaz kılınca.
Bir de önerim var slogan olarak:
“Türkiye satılıyorsa, benden iyi kimse satamaz”
C.U:
Digg’i taklit edeyim belki milyonda biri olurum, bu da bana yeter de artar mantığıyla açılan ikiyüzbin site arasından, alanadının kısalığıyla ön plana çıkabilen oyyla adlı digg taklidi, an itibariyle spame fırsat yaratmış bulunuyor.
Bılgisiz.org’da okuduğum habere göre, oyyla cemaatinden birisi üyelerin e-posta adreslerini afişe etmek gibi bir deha göstererek spam için şahane bir orta yapmış. Fırsatçı spammer dediğimiz,e-posta arşivini ancak birileri ifşa ederse oluşturabilen becereksiz kötü amaçlı kişiler de bu fırsatı değerlendirmişler tabi. Oyyla’ya üyeyseniz oyalanmaya devam ediniz.

