Tansu Günay is a false positive

Yanlış pozitif bir web günlüğü
Ne Demiş:
Flört, fahişelikten farksız.
Cemil Çiçek

İncelediğiniz Etiket: akp

Ara verdiğim dönemleri böyle böyle telafi edeceğiz.  Açılımla başlayalım…

Bir kere açılım bize ters geldi. Şimdi biz, öz be öz Türk ırkının en güzel örneği, ülkenin sahipleri olaraktan açılım yapmaya kalktık. Yani adına ne derseniz deyin, Başbakan olun “Kürt açılımı” deyin mesela. Bu durumda ne oluyor, biz ülke sahibi Türkler açılım yapıyoruz, yani açılma eylemi bize ait, Kürtler sabit. Veya Alevi açılımı, Aleviler sabit, biz açılıyoruz onlara doğru. Yanlış mı? Değil, eğer ki açılım bize ters olmasaydı.

Zira daha ilk günden gördük ki, bizim açılacağımız Kürtlerin ise sabit kalıp mutlu olacakları bir durum falan yok ortada. Bizim hükümet, gündüz vakti havai fişek patlatırcasına bir çoşkuyla açılımayazdı ki, Kürtler iki vurup bir sayıyor. Yani ismiyle müsemma açılım, hiç de öyle bizim eylemlediğimiz, Kürtlerin ise sabit kaldığı bir olay değilmiş. Ha en baştan buna açılım yerine, “Türk-Kürt ortaya karışık” veya benzeri bir isim verselerdi farklı olurdu. Kürtlerin mazlum bir hali bayağıdır yok.

Netekim tez vakitte anlaşıldı ki, amaç üzüm yemek değil DTP’yi en tepki çekmez anda kapatmaktı.

Çok sevgili liberal arkadaşlarımla da, açılım başlamazdan az önce konuştuğum gibi; Evet, bu sorunun artık başka türlü bir çözümü yok. Ne bizim NATO ordumuz kafalarına yağdıra yağdıra bunları bitirebilecek, ne de onlar bizden toprak yada eyalet falan alabilecekler. Adına açılım dedikleri, ancak yukarıda da belirttiğim sebeplerden başka bir şey olması gereken, barışa ve uzlaşmaya yönelik paket veya paketlerle bu işin çözülmesi gerekir ve de tek yol gibidir. Paragrafın başında da söylediğim gibi, liberal arkadaşlarıma söylediğim şey, bu iş bu hükümetin harcı değil. Bu hükümetin böyle bir derdi yok. Bu şekil bir paketi ancak ve ancak, içerisinde en milliyetçisinin de olduğu, DTP (muadili)’nin de olduğu bir koalisyon yapabilir. Bu gerçeği halk (Türk, Kürt, Laz vs) iyice düşünmeli ve bir dahaki seçimlerde ona göre oy vermelidir. Ya da halk (Türk, Kürt, Laz vs), ben avantama bakarım, bal tutan parmağını diyerek AKP’yi gene başa getirir. Bu sorun da bitmez.

Etiketler: , , , , ,

Engin Ardıç bugünkü yazısında, “CHP’yi Baykal’dan kurtarmaya meraklı tazeler”den bahsetmiş. Bu tazeler Baykal gidip yerine başkası geldiğinde, CHP roket takıp uçacak sanıyorlarmış. Ve de yanılıyorlarmış. Doğrudur. Ben de Baykal’dan kurtulma heveslisi bir taze olduğumdan, üzerime alındım biraz.

Baykal’dan kurtulmak istiyorum, taze olabilirim ama CHP’li olarak söylemiyorum bunu. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak istiyorum Baykal’dan kurtulmayı, tıpkı mecliste görev yapan milletvekillerinin yüzde doksandokuzundan kurtulmak istediğim gibi. Ama Baykal giderse, CHP roketler, oyların üçte ikisini toplar gibi bir hayal de kurmuyorum. Ben sadece Baykal gitsin istiyorum, tabi Baykal’ın gitmesi demek, onun zihniyeti gitsin demek oluyor.

Bana ulusalcı, faşist, cumhuriyetçi vesaire diyebilirsiniz. Ama hepsinden üstte ne olduğumu, Fikret Kızılok’un şu sözlerinin altına imzamı atarak anlatayım; “soldan doğdum soldan uyandım solda oturdum insan olmanın haysiyetini solda buldum hep solcu oldum hep solcu kalacağım. Sebebi gayet basit; insanın soyutlarının ve somutlarının bir bütün olduğudur.” İşte bundan sonra, ulusalcılık gelebilir, faşistlik gelebilir, hatta özel yaşantıma bakarsak bayağı bir liberal olduğum görülür.

Ha bu arada, Türkiye’nin demokratik şekilde yapılan tüm seçimlerinde sağ partilerin başımıza geleceğinin de farkındayım. Bu bir gerçek, Türkiye gerçeği. Bu ülke avantacılığın prim yaptığı, sağcılığın, bir beyin bunu nasıl içtenlikle savunabilir anlayamasam da, çoğunlukta olduğu bir ülkedir. Geçtiğimiz günlerde Serdar Turgut’un yazdığı gibi bir ülkedir. Ben bu ülkede sol görüşün egemen olduğu bir yönetim beklemiyorum zaten. Ama biliyorum, benim gibi düşünen milyonlarca insan olduğunu biliyorum.

İşte Baykal, bu insanların tüküre tüküre, herşeye rağmen CHP’ye oy verdiği bir ülkenin muhalafet lideridir. Ben solculaşmasa da, sağcılaşan, avantacılaşan, gericileşen, AKP’leşen bir CHP istemiyorum. İktidarın memleketi satması, insanları bu hale sürüklemesi sorun değildir, muhalafet de bu yağmaya katıldığında o zaman çok büyük sorundur. Ben bu yağmaya katılmak istemiyorum.

Ben CHP’nin başında haysiyetli bir ekip istiyorum, bu ekibe oy verip meclise sokmak, elli yıldır başımızda duran yağmacılara, hırsızlara, gericilere, faşistlere karşı bir emniyet olmasını istiyorum. Baykal’lı CHP bu vasfını yitirmiştir. O yüzden artık elime tüküre tüküre CHP’ye oy vermek istemiyorum. Çünkü biliyorum, CHP bu seçimlerden güç kaybetmeden çıktığında, bu yolun doğru olduğunu düşünecek. Bu yolun yanlış olduğunu bilip, eline tüküre tüküre oy veren güzel insanlar sayesinde.

Ben buna ortak değilim arkadaş.

Etiketler: , , , ,

Şimdi size bir hikaye anlatacağım. Müdavimler hatırlar, bir dönem adamın biri musallat olmuştu bu bloga. Başbakanın ağzından küfürler savuruyordu, “Başbakan ananı mı …” gibisinden. Bu adam aslında bir Doctus üyesiydi ve beyinsizliğinden ötürü forumdan atılmıştı. Doctus’da youtube yasağı ile ilgili bir habere de başbakanın ağzından küfürler savurmuştu, adam Başbakanın bi tarafı  bellemiş kendini belli ki.

Şimdi bu adam, artık uğraşılmayacak seviyeye geldiğinde, ben bunu bizzat gidip Ankara Bilişim Suçlarına bakan başsavcıya şikayet etmiştim, dernek üzerinden muhabbettibimiz var. IP adresi, mesajlar, bi de herifçi başbakandan dem vuruyor ya, bayağı bayağı tehlikeli işler açacaktım başına.

Neyse, bir gün foruma girdiğimde en az 8 editör  “ommerk” adlı üye senle konuşmak istiyormuş diye bana mesaj atmışlardı. Bloga girdim, son konuların hepsinde “Tansu Bey sizinle özel olarak konuşmam lazım” şeklinde yorumlar vardı, keza bilinen maillerimde falan da.  Dedim noluyor yahu, hayırdır inşallah.

Bu ommerk meğerse bizim küfürbazmış, kendini başbakanın bi tarafı sanan var ya. Buldum adamı, dedim hayırdır kardaş, nedir derdin heryerden bana ulaşmaya çalışıyorsun?

Bana aşağıdaki mesaj yolladı, virgülüne noktasına dokunmadan yayınlıyorum:

Teşekkür ederim.
Biliyonuz ben eski üyeyim.Bir ara askere gittim geldim.Daha önce sizinle ve bazı üyelerle saçma sapan tartışmalarım olmuştu.
Askerden geldikten sonra benim psikolojim çok aşırı seviyede bozulmuştu aileme bile tartışmaya girmiştim şu an psikolojik bir tedavi alıyorum.Sizin blogunuzda olan yazılarınızdan dolayı size bir antipatim oluştu ve askerden geldiğim dönemde size karşı küfür dolu sözler sarfettim siteye sürekli konuları ben açtım.Blogunuzda olan yazılarda bana ait.
Bana karşı bir dava açmışsınız.Bunları biri bana yapsa ben sizin yaptığınızın daha fazlasını yapardım.sizden özür dilemek istiyom.
Sizi internette araştırdım bulunduğunuz diğer sitelerden yazılarınızı okudum ve şu an köpekler gibi pişmanım.Hala bazı düşünceleriize karşı olsam da.
Beni kabul edip etmemek size kalmış.Ben sadece sizden özür dilemek ve affetmenizi dilemekten başka çarem yok.İsterseniz şu an size bütün bilgilerimi vereyim.Davanız için.
Eğer kabul ederseniz bunu site içinde de belirtebilirim.Etmessenizde olsun.Kendiniz bilirsiniz.

Ve benim cevabım:

Öncelikle teşekkür ederim açıklığın için.
Allahtan savcı dernek olarak dava açmamızı kabul etmedi, kişisel olarak açabileceğimi söyledi. Bu süreçleri biliyosan, zaten dava açmadığımı da biliyosundur. Savcı araştırıcak emniyetle birlikte, emniyette bana bilgi vericek araştırma sonucunu ondan sonra ben istersem dava açabilicem. İşleyiş budur yani..
O yüzden henüz ne bana bi bilgi verildi ne de ben dava açtım. Sadece suç duyurusu ve bunun da kamuyla alakası olmadığı için kendi kendilerine dava açamazlar.

Daha önceki suç duyurum bir hack grubuyla alakalıydı gördüysen, ona bile aylar sonra geldi cevap, yani senin için de baya bir sürer cevap vermeleri (bulurlarsa)

Ben ortada affedilecek bişey görmüyorum, zaten konu benim blogla sınırlı kalsaydı sorun da çıkmazdı. Yani ben ve benim blogumla Doctus’u iyi ayırmak lazım. doctus artık kamuya mal oldu..

Kısacası, şu mesajından sonra ben dava falan açmam, eğer savcı bişey yaparsa da elimden geldiğince engel olurum ki eminim yapamaz, (mesajlarını da tam hatırlamıyorum, kamu suçu oluşturcak birşey yoktu herhalde)

Ayrıca bu konu aramızda kalır, istiyorsan bu hesabınla Doctus’da takıl, diğerlerini geri alamayız.

Benim blogda da takılabilirsin, farkettiysen karşı görüşlerden arkadaşlar çoğunlukta zaten, tartışıyoruz, kavga dövüş geçiyo zaman…

Sonuçta birbirimizi kesmediğimiz sürece, birlikte yaşıycaz.
Sağolasın

Bunlar da tüm yazışma ve halen gelen kutusunda durduğunun kanıtları:

11

21

31

Ve bana savcıdan gelen bir takım haberlere rağmen ne mahkemeye verdim, ne bunu blogda forumda vesairede anlattım. Herkesin gözü önünde bana ve aileme küfürler etmiş olmasına rağmen, benden özel olarak özür dilediği için, bunun ortaya çıkartmadım.  Konu kapanmıştı ki, kendine yakışan bir platformda benim hakkımda yazdıklarını yolladılar. Onlara da buradan bakabilirsiniz:

doctus denen site mi?
O site anti-akp forumu resmen.
Site sahibinin bloguna bakarsan anlarsın.
Resmen küfür ediyo partiye herkese.
Daha önce sen o forumda silinen konuları biliyormusun?
Akp aleyhinde küfür etmek alay etmek serbest o forumda.
Akp aleyhinde bir konu aç bak bütün açlar gelecek nasıl alay edecek.Sİte sahibi denen o adam en başta gelir yazar.

Şimdi kafamdan geçenler şunlar,

Ey andaval, “velev ki” anti-akp forumuyuz, sana giren çıkan nedir?

Bir adet AKP veya herhangi bir partiye  hakaret, küfür gösteremezsen Doctus’dan, şerefsizsin. Yok yok,  veledi-i zinasın. (Biliyorum şerefle merefle bir alakan olmadığını)

Allah en kısa zamanda şifa versin.

Velhasıl, Doctus’da herhangi bir AKP karşıtı veya aslen hernagi bir siyasi konu yoktur. Varsa da yıllar yıllar öncesinden kalmıştır. Zira her sayfanın başında (Ki sayfa sayısı 500 000 civarında) “Doctus’da siyasi konuların yeri yoktur” yazar.

Başka lafım yok…

Etiketler: , ,

Serdar Turgut, ki çok da haz etmem, Uğur Mumcu’nun “Sesleniş” adlı köşe yazısı misali tarihe kalın harflerle not düşülebilecek kıvamda bir yazı yazmış. Gidin Akşam Gazetesi alın, bu yazıyı okuyun, bir daha okuyun, düşünün, okutun, saklayın, birbirinize zincir e-posta olarak gönderin, evinize işyerinize çerçeveletin asın.

Çünkü geldiğimiz nokta daha açık anlatılamazdı, bu yazı son kurşundur. Bu yazı da hedefi bulmazsa, sen sağ ben selamet.

Okuyun: Tiksinti

Ortalık öyle duman ki, nereden başlasak nasıl anlatsak bilemiyoruz.

Allahtan renkli kişilikler de var, ki neyin ne olduğunu ayırabiliyoruz.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Yargıtay‘ı uyardı. ” Hükümetin yargıya müdahalesi söz konusu değildir” derken, “Yargıtayın Ergenekon konusunda yorum yapması İhsas-ı Rey sayılır” diyerek müdahalede bulunmaktan kaçınmadı ve hükümetin ayak üstü yalan atma alışkanlığından güzel bir örneği aynı cümleye sığdırarak bir rekora imza attı.

Bundan sonra, mesela İ. Melih Gökçek’den, aynı anda üç yalan söyleyip, üçünü de aynı cümleyi bitirmeden deşifre etmesini bekliyoruz.

Ama anlamak da istemiyoruz bir yandan…