Son günlerde “karşı devrimci” dediğimiz kesimin 70 yıldır önümüze getirdiği “İsmet İnönü paralardan Atatürk’ün resmini kaldırdı” tartışması, gene bir takım pisliklerin üzerini örtmek üzere hortlatılmış durumda. Hayırlı uğurlu olsun.
Bana sorarsanız, bana farketmez benim kullandığım paranın üzerinde Doctus logosu var (bkz: istediğin resmi yapıştırtabildiğin kredi kartı). Ancak bu pilavi (gündem böceği) önümüze getirenler diyor ki, “Heh he he, Baykal’ın buna diyecek lafı yok. Hepiniz pisliksiniz kaldırdınız çok sevdiğimiz biricik Atamızın resmini paralardan”. Halbuki Baykal’ın buna çok nefis bir cevabı var, veriyor da: “Ben o zamanlar beşikteydim”. Bitti. “Bana ne” diyor adam.
Bu durumda, ya sizler (laf edenler para mevzusuna) CHP’nin hala Türkiye’yi kuran, Atatürk’ün partisi olduğuna inanıyorsunuz, ya da laf ola beri gele konuşuyorsunuz. 70 yıl önce yapılan bir uygulamanın hesabını şimdi soruyorsanız…
Velev ki İsmet Paşa Atatürk’ü sevmediği, kıskandığı vesaire yüzünden kaldırdı resmini paralardan, kendi sıfatını koydurttu yerine. İsmet Paşa daha mı az kurdu ülkeyi, daha mı az kurtardı analarınızı bacılarınızı çok sevdiğiniz Yunan askerlerinin kucaklarından? Emparyalizme karşı yapılmış en büyük devrimin ikinci adamından bahsediyorsunuz. Gerçi siz onu 80 yaşında dövmeye de kalkmıştınız…
Bence paranın üzerine Menderes, Demirel, Özal ve Erdoğan’ın “soka dans” yapan resimleri basılsın, en anlamlısı bu olur.
Hesap vakti gelmişti
Tarih alışkanlığından vazgeçecek
Kimsiz, kimliksiz, kişiliksiz kalanlar şimdi kendi yazgılarını yazacaklar
Ne ezen olmalıydı ne ezilen… Her ulus kendi bağımsızlığını kendisi yaratacak Eğer siz bu işleri başkaları adına yaparsanız bunun adına emperyalizm denir
Oysa biz emperyalizmi kahretmeye geliyoruz
Hakimiyet milletindir dediğimde acaba ne anlıyorlardı?
Ama anlayacaklardı, savaştıkça anlayacaklardı, kazandıkça anlayacaklardı
Bir gün ressamlar kahramanlık yüzünü kaybederlerse gitsinler Yıldırım`ın resmini yapsınlar, Aksak Timur şimdi yaşasaydı belki de aynı şeyi yapacaktı.
Şu gencecik çocuklara bak!
Yeni Zelandalı, Avusturalyalı, Anzak ve Yunan için anlamsız bir savaşın garip mezar taşları değiller mi?
İşte şimdi bizden öğrenecekler özgürlüğün ne olduğunu, bağımsızlığın ne olduğunu içleri rahat… Yanıbaşımızdaki mezarlarda. Daha ilk meclis açılırken oradakilerin çoğunun ulus kavramı yoktu
Padişah, hilafet ve ümmet… Bundan başka kişiliği olmayanlarla böyle bir özgürlük Savaşı nasıl kazanılacaktı? Diyelim ki kazandık, bu savaş kimin adına kazanılacak?
Ana kalbi işte;
Düşündüklerimi ve arkadaşlarımı tanıdıkça başıma bir şeyler gelecek korkusuyla anacığım pamuk elleriyle okşamıştı beni… “Mustafam” dedi, “Korkuyorum. Padişaha karşı mı geleceksin?”
Gün nasıl doğacaksa, sen beni nasıl doğurduysan anacığım…
Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak
Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak,
Gün nasıl ağarıp gelecekse, nasıl ki rüzgar bulut olacaksa
Buluta yağmur, el değecekse
Yağmura toprak can verecekse
Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak
Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak
Ne din, ne ırk… Sen, ben var…
Ne dün, ne bugün… Yarın var…
Sonra ateş, sonra kan, sonra ihaneti gördük. İhaneti ateşle yakıp, aydınlatıp korku korkudan kaçıp, ressamlar bizim resmimizi yaptılar Gencecik Yeni Zelandalı, Anzak, Avusturalyalı koyun koyuna bağımsızlığın resmini bizden öğrendiler.
Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak
Güneşe bak doğudan doğacak güneşe bak
Aydınlattık
Korku korkudan kaçıp, doğudan doğdu güneş İlk defa karanlık korktu
İhaneti ateşle yakıp, aydınlattık
İnsanlar bilinçlendikçe kişiliklerini ister, milletler de öyledir
Kabiliyetlerini keşfetmek, zengin olmak isterler
Bu zenginlik başkalarının açlığı pahasına olursa
İşte o zaman iş değişir eninde sonunda hesabı sorulur
Din adına, ideoloji adına başka milletleri boyunduruk altına almak;
İşte biz buna emperyalizm deriz. Gerçek bir devrimcinin amacı egemenliğin kayıtsız ve şartsız ulusta olmasını sağlamaktır, tam bağımsızlık dünya milletleriyle kardeş olmak demektir, ırk esasına dayanan düşünce unsurları insanlık ailesine üvey evlat yetiştirmek demektir, bilinçlenen bir toplum demokrasiden korkmaz. Halkını cahil bırakan insanlar eninde sonunda kahrolurlar.
Fakirliği paylaşmakla, zenginliği paylaşmak ayrı ayrı şeylerdir
Sosyal devlet; emeğin ve geniş halk kitlelerinin refahı demektir
Bunun kaideleri bellidir ne üç beş kişi parası ile dünyayı değiştirebilmelidir ne de devlet zalim olmalıdır.
İnsan zekası ve kültürü soyut ve somut kavramlarıyla bir bütündür Sanata, bilime ve söylediğin türküye ekmek kadar acıkıyorsan ne mutlu sana
Barış zeka ürünüdür, savaş aklı olmayanlara aittir eğer uğruna savaşacak bir şeyin varsa o olsa olsa özgürlüğündür, bağımsızlığındır, zaman akacak ve gidecektir hiçbir şeyi tabulaştırma dogmalara karşı koy büyük devrimlere gereğin kalmayacak kadar devrimci kal yeter
Eğer bir milletin kurtarıcıya gereksinimi yoksa artık millet olmuştur! Sakın kurtarıcı bekleme, yoksa sana karşı olan vazifemi yapamadım sayarım!
Bir Devrimcinin Güncesi, Mustafa Kemal
Fikret Kızılok
Nazlı Ilıcak bugünkü yazısında (23/1/08) “Ergenekon” kod adlı Kuvvacı grup hakkında gevelemiş. Ancak şu an terör örgütü olarak yargılanan ve resmileşen bu grup üyeleri hakkında şöyle bir benzetme yapmış:
“Vatanınbağrınadüşmandayamışhançerini;bulunurkurtaracakbahtıkaramaderini…” Küçük Mustafa Kemal’ler göreve hazırdı!
Açıkça Mustafa Kemal’e hakaret ediyor. Hep bu tarz sansürlerin diğer tarafında olduğumdan nereye başvurulur nasıl yapılır bilmiyorum. Buradan suç duyurusunda bulunuyorum.
Malumunuz, Atatürk’e hakaret içeren videolar sebebiyle popüler video paylaşım sitesi Youtube’un erişimi Türkiye için engellendi. ŞAhsi kanaatim eşşek gibi geri açılacağından bu konuya fazla girmek istemiyorum, sadece artık Atatürk’e ve Türke hakaret içeren videolar daha özgür kılınmış oldu.
Beril Özcan, web günlüğünde bir anket oluşturmuş. “Atatürk yaşasaydı birkaç kendini bilmez yüzünden bütün gelişmiş ülkelerde kullanılan dünyanın en zengin bilgi kaynaklarından biri olan youtube’a Türkiye’nin erişimini yasaklatmazdı.” Cevaplar, “evet yasaklatmazdı, hayır yasaklatırdı, fikrim yok” şeklinde seçilmiş. sonucu elbette belli ama yasaklatırdı diyen birileri çıkarsa diye bir olayı anlatmak istiyorum.
Atatürk hakkında ilk okuduğum kitap, Türk Düşmanlığı ayyuka çıkmış yazar H. C. Armstrong tarafından kaleme alınan, Bozkurt (Grey Wolf) adlı Atatürk ve Türk Milletine karşı düşmanca tavrı açık olan bir kitapdır. Kitapta Atatürk’e karşı kesinlikle aklınıza gelmeyecek bazı ithamlarda bile bulunulmuş. Artık anlayanlar anlamayanlara anlatsın. Elbette kitap dönemin hükümeti tarafından yasaklanmıştır. Ancak Mustafa Kemal kitabı merak eder ve getirttirir. Yaveri Kılıç Ali’nin de anlatımına göre, kitabı dinledikten sonra şöyle der: “Bunun ithalini menetmekle hükümet hataya düşmüş. Adamcağız yaptığımız sefahati eksik yazmış, bu eksiklerini ben ikmal edeyim de kitaba müsaade edilsin ve memlekette okunsun!”
Yani Atatürk elbette Youtube’u engelletmezdi. Tahminim altına yorum bile yapardı. Kitap şu anda sansürlü bir şekilde Türkiye’de bulunabilir, hatta Wikipedi araması da yapabilirsiniz ama neme lazım onu da yasaklarlar falan, dikkatli olmak lazım.
Yayına ilk çıktığı gün olan, 10 Kasım’dan beri konuşuluyor. Nihayet birileri akıl edip reklamcılara sordu da, bize de tüm bilgiler ışığında, sanki üstüme vazifeymiş gibi yorum yapma sırası geldi.
Tartışılan ilk konu, reklamda bahsi geçen güllerin Abdullah Gül’e yöneltilmiş bir metafor olup olmadığıydı. Mekan Çankaya Köşkü ve gündem malumken, tersini düşünmek saflık olur. Belki gerçekten filmi yapanlar bunu düşünmemişti ama bunun bir metafor olduğunu düşünmememiz imkansız. Kusura bakmasınlar yani.
Peki reklam gerçekten, reklam üstadlarının söylediği gibi on üzerinden on alacak kadar iyi mi? Bence, evet iyi bir reklam. Gündem, tarih, vizyon, teknik herşey yerli yerinde. Ancak, reklam profesyonellerinin, bu reklama övgüler dizmesini, yere göğe sığdıramamasını fazla kaale almayın derim. Çünkü bu reklam eleştirilirse, adama “çık da daha iyisini yap, görelim” derler. Hiç kimse de yapamaz.
Peki, Atatürk’ün reklamda kullanılaması doğru mu? Bu reklamda evet. Çünkü anlatılmak istenen, İş Bankasını Atatürk’ün kurmuş olması gibi sebepler bu hakkı veriyor. Ama ben reklamcı olsam, hem de iyi reklamcı olarak dolanan biri olsam, yaptığım reklamda Atatürk’ü oynatmayı yakıştırmazdım kendime. Yani bunun hit olacağı belli. Kötü olsa bile. Neyse ki güzel olmuş. Ama maharet kendi başına iyi reklam yapabilmekse, olmamış…
Şimdi Asya Bank da çıkıp, Hz Muhammet’i oynatsa reklamında. Malum ticaret yaparmış, parasını yatırsa Asya Bank’a, iyi olur mu? Hangi reklam daha fazla ses getirir?
Recent Comments