Tansu Günay is a false positive

Yanlış pozitif bir web günlüğü
Ne Demiş:
Görebildiğinizi düşündüğünüz şeylerin görünmeyen yanlarını göremezsiniz
George W. Bush

İncelediğiniz Etiket: ben

Arkadaşlar bazı yorumları silmek zorunda kalıyorum.

Bana “içinizi dökebilirsiniz”. Bunu sorun etmiyorum. Ama diğer yorumculara lütfen kimse küfür etmesin. Zira bu tarz yorumları silmek zorunda kalıyorum.

Bir diğer konu da spam’e takılan yorumlarınız. Haftada bir kontrol ediyorum ve yüzlerce spam gelmiş oluyor. Tek tek bunları inceleme fırsatım ve vaktim yok. Hepsini siliyorum. Bugün gördüm ki, bazı arkadaşların yorumlarını aksimet spam olarak engellemiş.

Sesliblog’da yorum yaptığınız anda yayınlanıyor olması gerek. Hiç bir onaylama işlemi kullanmıyorum.  Bu sebeple eğer yorumunuz yayınlanmadıysa bilin ki Aksimet sizi bellemiş. Ne yapabilirsiniz bilmiyorum, başka bir e-posta adresi kullanın mesela.

Etiketler: , ,

tansu10

Etiketler:

Haber Vatan gazetesinden: “Eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin Reformcu Partisi, kendine AKP’yi örnek alınca muhafazakârlar ayağa kalktı”, “Parti bildirilerinde ve Moshakerat isimli gazetelerinde “AKP’nin Türkiye’deki başarısının, İslam ve laik sistemin yanyana yürüyebileceğinin bir kanıtı” olduğunu yazdılar; İran’da da bir “sivil İslam” kurulabileceğini dile getirdiler.”

Şimdi tespit yapalım. İran, şeriat kanunlarıyla yönetilen bir İslam devleti. Yani ben ve benim gibilerin korktuğu, AKP padişahlığının bizi götürmeye çalıştığı yer olarak düşündüğü devlet.

İran’ın reformist partisi, çağdaşlaşmak adına, islamı sivilleştirmek adına AKP’yi örnek alalım diyor ve muhafazakar kesim buna tepki gösteriyor.

Peki, biz AKP’yi örnek almadan önce neydik? Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti. Şimdi ise islam devleti İran’ın, sivil islam olarak çağdaşlaşma yolunda gördüğü bir basamak.

Bu, AKP’li arkadaşlar için, “bak İran bile AKP’yi çağdaşlaşmak, islamı sivilleştirmek olarak görüp istemiyor” şeklinde yorumlanabilir. Benim için ne olduğunu anlatayım.

Türkiye>>>>>AKP>>>>>İran

Türkiye<<<<<AKP<<<<<İran

Etiketler: ,

Kapanırsa kapansın, bana ne?  Neden mi?

Geçimime bir faydası yok.

Zamanımın bir çoğunu aldığından geçimime zararı var.

Antipatik oldum.

Yalvardım yakardım ama sahipliğini devredemedim.

Şimdi, eğer ki Adnan Oktar (ki bu adam ve mürtileri de umurumda değil) Doctus’u kapattırırsa ne olur? Bence yazık olan binlerce proje arasına katılır, unutulur gider. İyi mi olur, hayır. Umurumda mı, biraz umurumda ama kendimi öldürmem.

Çünkü siz televole tarzı haberleri seviyorsunuz. SDN “şok şok bilmemne sorununu çözüyoruz” yazdığında kendinizden geçiyorsunuz. Bildirgeç Doctus’dan gördüğü haberleri yanlış yunluş yayınlayınca daha bir hoşunuza gidiyor.

Çünkü siz gerçek anlamda düzgün bir forum kültürüne alışamadınız.

Çünkü siz beni sevmediniz, ve beni Doctus sandınız, halbuki ben size vermek için çok uğraştım Doctus’u.

Şimdi, Adnan Bey doctus.net alanadını engelletirse, yaklaşık 4-5 dakika içinde moctus.net den yayına kaldığımız yerden devam etme ihtimalimiz var. Peki değecek mi?

İkinci yılında Doctus, 10 000 üye, günde 20 000 izlenme, Google’da indeksli 300 000 Türkçe sayfa ve toplamda bir milyona yakın tekil kişi tarafından ziyaret edilme başarısını gösterdi.

Ben internet içeriğinden para kazanan birisiyim. Bu istatistiğin Amerika’daki satış fiyatı, 100 000 dolar civarıdır. O da .net uzantısı yüzünden. Yoksa 300-400 bini de bulabilirdi. Aylık sırf google kazancı 3000 dolar olurdu, ki bu artarak ilerlerdi, ortalama her yıl iki katına çıkardı.

Aktif üyelerimiz üzerine alınmasın hiçbirini. Ne doctus’un istatistiklerine ne de batmasına katkıları var. Şöyle söyleyelim, Doctus’un aktif üyeleri, 10 000 kişi içinde 20 kişi. Ve bu oran diğer tüm istatistiklerde de aynı. Yani doctus bu geliri elde etse de onların bir katkısı yok, batsa da.

Şimdi tüm bu sebeplerden, ben diyorum ki Doctus kapanırsa önümüzde beş yıl içinde doctus benzeri bir bilgi güvenliği platformunun ortaya çıkması imkansız. Ama vazgeçmezsem,  bit yıl içinde moctus.net i de bu duruma getirebilirim ve gene “rakiplerden” bir kaç adım önde olurum.

O zaman tekrar soruyorum, değer mi? (bu arada demin gelen bir e-posta ile sunucu masraflarımızın da iki katına çıktığını öğrenmiş bulunmaktayım, herkese açık bloglarda yazan olmasada 3000 civarı tablo açıyor veritabanında :)

Etiketler: ,

Yazının başlığını aldığı ünlü şarkımız, Kıbrıs harekatı sırasında vatandaşımıza moral ve motivasyon sağlamasının yanı sıra, aslen bir Yahudi halk şarkısıdır. Bazı bölümlerindeki keman tınısı ecnebilerin “killer” dediği öldürücü türdendir. Dinlemenizi tavsiye ederim.

[kml_flashembed movie="http://www.goear.com/files/localplayer.swf" width="366" height="75" fvars="file=391d815" wmode="transparent" /]

Memlekete bakarsak, keşke bu şarkının popülarite konusunda zirve yaptığı yıllardan bu yana pek bir değişiklik yok diyebilsek. Memleket, memleketten başka herşeye benzer oldu son günlerde.

RTE ilk geldiğinde “değiştim” demişti. %30′umuz inanmıştı. Şimdi araya sıkıştırdığı küfür, yalan ve hakaretleri saymazsak, son bombası kendisi gibi düşünmeyen bir gazeteciyi memleketten kovmak oldu. Hem de çok değil bundan bir kaç hafta önce, özellikle kendine oy verenler olmak üzere tüm milletin gözünün içine baka baka “her görüşü kucaklayacağız” demişti. Gözünün içine baka baka yalan söyledi. Gözümüzün içine baka baka anamıza küfretti, kovdu.

Memleketimi satıyor, bölüyor, değiştiriyor. İnsanımın çoğu bunu destekliyor. RTE ve marabaları, göz göre rejimimizi değiştiriyor, arada napıyorsun diyenleri kovarak. Yarın hapse atacak, kaybedecek, öldürecek. Dinle siyaseti birbirine karıştırıp, zekası “inançla siyasetin ne gibi bir alakası olur?”u bile kaldırmayan kitleyle besleyip, hastalığı para, şantaj ve tehditle yayan zihniyet gümbür gümbür geliyor. Bir gün önce hepinizi kucaklıyacağız diyen zihniyet, ertesi gün kendi gibi düşünmeyenleri ortadan kaldırmaya kalkıyorsa, Türkiye’nin büyük bir çoğunluğu sözüne güvenilmez bir ağanın marabası olmaya gönüllü demektir. Ben AKP’ye oy veren yan komşumun, yarın “RTE çıkıp bizi beğenmeyenleri yok edin” derse, bana baltasıyla saldırmayacağından emin değilim.

Memlekette, karşıdan gelen her iki kişiden birinin yarın ne yapacağından, hangi aptallığa göz yumacağından emin değilim. Bu memleket ya yok olmaya, ya iç savaşa gidiyor. Söylemedi demeyin.

Etiketler: ,