Tansu Günay is a false positive

Yanlış pozitif bir web günlüğü
Ne Demiş:
Bir iki gün tartışır, sonra konu unutulur. Bundan dolayı kimse Gül'ün namusuna leke süremez. (Kayıp trilyon davası hakkında)
Nazlı ılıcak, 21/08/08

İncelediğiniz Etiket: cumhuriyet

Dün gece şu “Atatürk’ü sevmiyorum” diyen türbanlı kızı seyrettim. Atatürk’ü sevmemek için çok önemli ve haklı bir sebebi olduğunu gördüm. Kafasındaki zindan, cehalet.

Üç beş cümlesinden sonra suratına yansıyan aptallığı hissediyorsunuz. İşgalciler kadınların türbanına el atınca “müslümanlar” kurtuluş savaşını başlatmış.  Tırnak içinde yazıyorum, çünkü bunun müslüman dediği kişiler işbirlikçiler aslında. Neyse, konuşması baştan aşağı cehalet ürünü olduğu için, neden televizyona çıkartılır, neden gündeme taşınır anlayamıyorum ve bu konuyu kapatıyorum. Karşımda bunları gevelese, elime Taraf gazetesi tutuşturmaya çalışana yaptığım gibi, “bi sitti git lan” derim geçerim.

Amma bunun okumuşu vardı asıl dünkü programda. Türbanlı bir yazar kadın, aynen şunları söyledi:

“İnsanlara Atatürk adına zulüm ederseniz, sevmezler tabi.” Zulüm dediği de şunlarmış:

“Atatürk istiyor aç başını, Atatürk istiyor namaz kılma, Atatürk istiyor orda çalışma”

Bunu bu türün okumuşu, yazarlık yapabileni söylüyor. Ancak ne var ki, ben kafamı nereye çevirsem kafasındaki zindanı örtmeye çalışan bir türbanı sarmalamış bunlardan, pis sakallı bol pantolonlu tipler görüyorum etrafta. Akmerkez’de, otobüs yolculuklarında, uçaklarda, Cuma günleri caddelerde namaz kılan insanlar görüyorum. En garibi de, bunların heryerde çalıştıklarını görüyorum. Bu kadın neden bahsediyor?

Ve son olarak, bu cinsin en gelişmiş modeline, bu sabah gazeteleri okurken rastladım. Engin Ardıç bugünkü yazısında (18/06/2008) aynen şöyle diyor:
“Fakat Çekoslovakya olduğu sürece lafı kolaydı da, Slovakya ayrılınca Çek Cumhuriyeti sorun oldu.
Bu devletin adı, tamam da, ülkenin adı nedir?
“Çekistan” diyorum, tuhaf tuhaf bakıyorlar.”

Bakarlar tabi, Çek Cumhuriyeti ülkenin adı. Cumhuriyeti. Česká Republika

Etiketler: , ,

Türban konusuna girmeyecektim çünkü “bir şekilde” olamayacağından eminim. CHP Anayasa Mahkemesine yollayacak gibi gözüküyor. AKP’nin de zaten işine gelen, türban sorunun çözülmemesi, rant kapısı.

Ammaaa, bunu yiyen oldu mu merak içindeyim:

Etiketler: ,

Cumhurbaşkanı Necdet Sezer için bugün Çankaya’daki son gün. Buraya dikkat, kendisine verilen 1234 adet büyüklü küçüklü hediyenin tamamını bıraktı. Almadı. Örtülü ödenek, ki bunu babasının parası gibi harcasa laf eden olamaz, aynen Kemal unakıtana iade, kuruşuna dokunulmamış 46 Trilyon. Kırmızıda durdu, annesinin cenazesine sivil araçla gitti, Çankaya’da tasarruf yaptı. Siz bize bir kaç gömlek fazla geldiniz.

Şimdi, Ata’nın huzuruna son kez Cumhurbaşkanı olarak çıktığında göz yaşlarını tutamadı Sezer. Siz “Ağla Sevgili Yurdum”u bilmeyenler asla o göz yaşlarının sebebini anlayamayacaksınız. Siz yurdunuzu asla böyle sevemeyeceksiniz.

Etiketler:

Haber Vatan gazetesinden: “Eski cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin Reformcu Partisi, kendine AKP’yi örnek alınca muhafazakârlar ayağa kalktı”, “Parti bildirilerinde ve Moshakerat isimli gazetelerinde “AKP’nin Türkiye’deki başarısının, İslam ve laik sistemin yanyana yürüyebileceğinin bir kanıtı” olduğunu yazdılar; İran’da da bir “sivil İslam” kurulabileceğini dile getirdiler.”

Şimdi tespit yapalım. İran, şeriat kanunlarıyla yönetilen bir İslam devleti. Yani ben ve benim gibilerin korktuğu, AKP padişahlığının bizi götürmeye çalıştığı yer olarak düşündüğü devlet.

İran’ın reformist partisi, çağdaşlaşmak adına, islamı sivilleştirmek adına AKP’yi örnek alalım diyor ve muhafazakar kesim buna tepki gösteriyor.

Peki, biz AKP’yi örnek almadan önce neydik? Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti. Şimdi ise islam devleti İran’ın, sivil islam olarak çağdaşlaşma yolunda gördüğü bir basamak.

Bu, AKP’li arkadaşlar için, “bak İran bile AKP’yi çağdaşlaşmak, islamı sivilleştirmek olarak görüp istemiyor” şeklinde yorumlanabilir. Benim için ne olduğunu anlatayım.

Türkiye>>>>>AKP>>>>>İran

Türkiye<<<<<AKP<<<<<İran

Etiketler: ,

Yazının başlığını aldığı ünlü şarkımız, Kıbrıs harekatı sırasında vatandaşımıza moral ve motivasyon sağlamasının yanı sıra, aslen bir Yahudi halk şarkısıdır. Bazı bölümlerindeki keman tınısı ecnebilerin “killer” dediği öldürücü türdendir. Dinlemenizi tavsiye ederim.

[kml_flashembed movie="http://www.goear.com/files/localplayer.swf" width="366" height="75" fvars="file=391d815" wmode="transparent" /]

Memlekete bakarsak, keşke bu şarkının popülarite konusunda zirve yaptığı yıllardan bu yana pek bir değişiklik yok diyebilsek. Memleket, memleketten başka herşeye benzer oldu son günlerde.

RTE ilk geldiğinde “değiştim” demişti. %30′umuz inanmıştı. Şimdi araya sıkıştırdığı küfür, yalan ve hakaretleri saymazsak, son bombası kendisi gibi düşünmeyen bir gazeteciyi memleketten kovmak oldu. Hem de çok değil bundan bir kaç hafta önce, özellikle kendine oy verenler olmak üzere tüm milletin gözünün içine baka baka “her görüşü kucaklayacağız” demişti. Gözünün içine baka baka yalan söyledi. Gözümüzün içine baka baka anamıza küfretti, kovdu.

Memleketimi satıyor, bölüyor, değiştiriyor. İnsanımın çoğu bunu destekliyor. RTE ve marabaları, göz göre rejimimizi değiştiriyor, arada napıyorsun diyenleri kovarak. Yarın hapse atacak, kaybedecek, öldürecek. Dinle siyaseti birbirine karıştırıp, zekası “inançla siyasetin ne gibi bir alakası olur?”u bile kaldırmayan kitleyle besleyip, hastalığı para, şantaj ve tehditle yayan zihniyet gümbür gümbür geliyor. Bir gün önce hepinizi kucaklıyacağız diyen zihniyet, ertesi gün kendi gibi düşünmeyenleri ortadan kaldırmaya kalkıyorsa, Türkiye’nin büyük bir çoğunluğu sözüne güvenilmez bir ağanın marabası olmaya gönüllü demektir. Ben AKP’ye oy veren yan komşumun, yarın “RTE çıkıp bizi beğenmeyenleri yok edin” derse, bana baltasıyla saldırmayacağından emin değilim.

Memlekette, karşıdan gelen her iki kişiden birinin yarın ne yapacağından, hangi aptallığa göz yumacağından emin değilim. Bu memleket ya yok olmaya, ya iç savaşa gidiyor. Söylemedi demeyin.

Etiketler: ,