İncelediğiniz Etiket: devrim
Formül ortada, ne düşünüyoruz ki?
En çok izlenen film, Recep İvedik
Dizi: Kurtlar Vadisi
Şarkıcı: İsmail Yk
Türkücü: İbo
Futbol: Terim
Site: HaberTurk
Kadın: Seda Sayan
Uzar gider bu liste. Var mı keşke bunlardan biri ben olsaydım diyeceğiniz biri? Benim şahsen yok, hatta bir çoğuyla oturup iki kelam edecek sabrım bile yok. Ama mevzubahis vatansa, vatana hizmetse ben demiyoruz zaten. Biz demek gerekiyor.

Biz buyuz, bundan ötesi bize hayal. Devrim dediğim bundan ötesi işte. Bir hayal, ama bu hayal için yaşayanlar, bu hayal için birşeyler yapanlar oldukça, bu hayal yaşanır en azından. Bizim için olmasa da, benim için, senin için yaşanır.
Pardon Bekir Ağabey ama kimsenin başını kaşıyacağı yok, kaşınmadıkça…
Hemen korkmayın, kızıllar gelmiyor. Ama düzeni hepimiz görüyoruz. Başka başka inançlar yüzünden dünyanın nasıl acılarla boğuştuğuna bakın. Kapitalizm’in insanlığı getirdiği yere bakın, burnumuzun dibinde milyonlarca insan öldü, bir o kadarı evsiz, bir o kadar çocuk her gün su diye çamurlu yağmur sularını içiyor. Afrika neredeyse bu dünyadan değil.
İçinde herhangi bir dine dair ufacık bir kırıntı olan insan, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyor olmalı. Bütün dinler özünde birer devrim değil mi? Bu dünyanın, bu düzenin yanlış olduğunu anlamak için dahi olmaya gerek yok. Bütün evren insanlığı bir tümör gibi atmak için fırsat bekliyor.
Çok garip birşey söylemiyorum, insanın bir an, belki bir saniye “ben” dememesi yeter devrimi anlaması için. Bizim için çok kolay üstelik. Sahip çıkamadığımız, dünyanın en haklı, kanlı kapitalizme ve emperyalizme karşı kazanılmış tek devrimine sahibiz. Bu devrimin mimarı der ki “Büyük devrimlere ihtiyacın kalmayacak kadar devrimci kal, yeter”. İşte bir anlığına ben dememek bu.
Ben devrime inanıyorum, bu dünya ile ilgili en şanlı inanç olduğunu biliyorum. Yeni bir dünyanın mümkün olduğuna inanan gençler, babaları, dedeleri yaşında adamlar tarafından katledildi. Aynı adamlar kendi hastalıklı inançları için kimseye acımıyorlar. Bu düzenin değişmesi gerektiğini dile getiren kimseye acımıyorlar, çok korkuyorlar.
Düşünün ki, Anadolusunuz. Kucağınızda yaşayan insanlar, köylüler, balıkçılar, işçiler, çocuklar var. Büyük insanlar geliyor, toplu tüfekli gemileriyle, kuşatıyor, dağlarını dövüyor, nehirlerini kana buluyor. Ve senin insancıkların bir gün kalkıyor, uyanıyor ve kalan herşeyiyle seni savunuyor. Bu savaşta kim tanrının, kim şeytanın yanında? O koca koca adamlar bir tek bu topraklarda kaybetti, heryerde kazandılar.
Bizim bitmemiş devrimimiz var, herkesden daha yakınız bu dünyayı değiştirmeye. Biz yapmazsak, günün birinde evren yapacak. Ben devrime inanıyorum, başka bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyorum.
Oral Çalışlar bugünkü yazısında Boğaziçi Üniversitesindeki türban gerginliğinden bahsetmiş. Bugüne kadar kendi içinde bu sorunu halleden üniversite, yeni rektörle birlikte gerilmiş.
Halbuki Boğaziçi Üniversitesi’nin “özgürlükçü” bir geleneği varmış. Daha da güzeli şöyle demiş; “1968 gençlik hareketleri içinde o zamanki adı Robert Kolej olan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri etkin şekilde yer aldılar”.
Oral Bey herhalde şaşırdı. Boğaziçi Üniversitesi 68 hareketlerinde eylem yaptı. Yaptı ama, öğrencilere otopark açılsın diye yaptı. Deniz’le katıldığı işgallerde bir tane Boğaziçili var mıymış acaba, iyi bir düşünsün derim.
Boğaziçinden bu gibi konularda pek performans beklememekde fayda var… Şimdi saydıracak bana mezunları, kalpler kırılacak…
Bugün, 12 Eylül döneminin çok sert devrimcilerinden, gözaltı, işkence ve yıllarca hapis görmüş bir büyüğüme rastladım.
“Tansu” dedi. “Bunlar bu suçları gerçekten işlemiş, üzerine giderek çok iyi yapıyorlar”.
Bir anda, karşımdaki kim olursa olsun bu konuda söyleyecek binlerce şeyim olmasına rağmen, kalakaldım. Ağzımdan bilmiyorum der gibi bir bükülme çıktı sadece.
O an kaybettiğimizi anladım, davayı, vatanı veya bir ideolojiyi değil.
O an, neden bir devrim daha yapılamadı anladım.
O an yapılan devrim neden başarısız oldu anladım.
Size anlatabilir miyim, bilmiyorum.
En vahşi idareleri gören insanların, balyozun en büyüğünü tepelerine yiyenlerin bunu diyebilmesi, bu operasyonda alınanların suçlu olduklarını ve iyi yapıldığını söyleyebilmesi ne demek?
Bu insanların yaptığı, bilinen bir eylem yokken, sadece sözde eylem planları varken, ki bunlar da henüz iddia bile değilken, bütün bu nazi uygulamalarını eskinin darbe yemiş devrimcileri bugünün mecburi liberalleri hoş görebiliyorlarsa, ben neden devrim yapılamadığını anlıyorum. Çünkü gerçek devrimciler ölürken, siz kitap bu konuda ne diyor diye bakıyordunuz. Şimdi de aynı kitap size, marksizim çöktü, liberal olacaksınız diyor. Siz nazi uygulmasını hoş görebiliyorsunuz. Kime yapıldığı umurumda değil, suçlu veya suçsuz.
Çok ama çok sıkkın canım şimdi. Bunları kimden duysam koymazdı da, bana ne yapsak boş olduğunu anlatacak kişilerden duymak çok ağır oldu.
Fethullahın köpeği olarak yaşamaktansa, Ergenekoncu faşist olmayı yeğlerdim ben onların yerinde olsam.
Eşşekliğin büyüğü de, eşşeği eşşek gibi sırtında taşımakmış derler.
Bütün iyi niyetiyle söyledi. Devrimler bir gecede herşeyi değiştirdiği için (language da demiş ama ben bu konuda eksiğim herhalde, devrimden önce başka bir dil mi vardı?) travma yaratmış.
Bu zihniyet o yıllarda işbirlikçi olarak işgal devletleri ile çalıştığından, devrimin travma yaratması normaldir. Türk Milletinin işgal altındaki travmasını anlayamazlar.
Aynı şahıs demiş ki, “Eğer beni eleştirenler Devrim Kanunları’nı okudularsa Meclis’in ortasında eşek gibi anırırım.” Ben bir eleştiren olarak Devrim Kanunlarını okuduğumu söyleyebilirim. İddiasının borcunu da peşinen aldığımız için şu an bir talebim yok kendisinden.
