İncelediğiniz Etiket: hareket
Tuncay Özkan MİT Ajanı Mı?
Bu satırların yazarı olan bendeniz için bu sorunun cevabı çok net: Bilmiyorum… Bunu aklınızda tutun.
Tuncay Özkan’a neden MİT ajanı derler bir anlam veremezdim. İşte neden “hiçbir şey göründüğü gibi değildir” derler, buna bir örnek. Anlam veremezdim çünkü Tuncay Özkan’ı bir dönem çok yakından ve detaylı bir şekilde takip ettim. Evet, bir sürü çok gizli belge eline geçiyordu ve geçiyor hala. Bu tür belgelerin çok daha az etkilisini zamanında MİT müsteşarlığı da yapmış olan Mahir Kaynak açıkladığında, MİT tarafından dava açılmıştı. Tuncay Bey’e bildiğim kadarıyla MİT’den bir dava yok. Ama gene de garip geliyordu bana bu iddialar.
Peki bu iddiaları yapanlar neye dayandırıyorlardı? Öncelikle yukarıda belirttiğim gerçeğe. Sonra da MİT eski Kontrterör Daire Başkanı, Mehmet Eymür’un, Tuncay Bey’in Mit ile işbirliği yaptığını açıklamasına.
Buraya kadar beni hala inandırabilecek netlikte bir kanıt yok. Şimdi hepsini unutalım. Tuncay Özkan’ın kim olduğunu da unutalım ve yakın geçmişe bakalım. Bazı değişmez gerçeklerin ışığında inceleyelim.
Dağlıca saldırısı ile verilen 12 Şehit ve 8 esir, Türk’lerin, özellikle de ulusalcı dediğimiz Türk’lerin sabrının taştığı nokta olmuştur. Söylenecek sözün kalmadığı an. Derhal somut bir adım görmezse, ulusalcı kesimin sokağa çıkmayı düşündüğü an. Hatta ilk geceyi hatırlayın.Yurdun dört bir yanında, hiçbir plan veya önceden belirlenmiş program, bir çağrı olmamasına rağmen halk, ulusalcı halk sokağa dökülmüştü kendiliğinden. Artık yerinde oturamayan vatansever, aldı bayrağını çıktı sokağa ve baktı ki komşusu da orada. Bir oldular yürüdüler. Yani halk sokağa adımı atmıştı.
Şimdi bu bir gerçek. Bir diğer gerçek Milli İstihbarat Teşkilatı, asla ve asla halkın ayaklanmasını desteklemez, buna göz yummaz ve hatta buna engel olur. Evet MİT kendi başına bir oluşumu veya hareketi destekleyebilir ama kendi kontrolü dışında gelişen bir harekete göz yummasını beklemek biraz saflık olur. Bu gerçeği de cebimize koyalım.
Halk sokağa çıktı, değil mi? Şimdi, ulusalcılar ve vatanseverler, meydanlarda Tuncay Bey önderliğinde “türbanı Çankaya’ya sokmayacağına” dair ant içenler, o zamanki duygularını hatırlasınlar. Ve arada yaşanılanları, siyasi manevraları, Tuncay Bey’in neler yaptığını, hükümetin tavırlarını vs, herşeyi unutalım. Öfkenizin, bir harekette bulunma isteğinizin son raddeye geldiği an, “hani toplasak şu milyonlarca vatanseveri de” dediğiniz an uykuya daldığınızı düşünün.
…….
…….
Şimdi uyanın!
Ne görüyorsunuz? Ben ne gördüğümü anlatayım. Bastırılmış, susturulmuş, evine geri sokulmuş bir milyon ikiyüzbin adet vatansever görüyorum.
Bu kimin eseridir? Tuncay Bey’in.
Şimdi eğer Tuncay Bey, gerçekten MİT ajanı olsaydı, bundan daha iyisini yapabilir miydi?
Daha önce, Tuncay Özkan liderliğindeki biz kaç kişiyiz adlı platformun kendimce yanlışlarını yazmıştım. Anlattığı ve yapacağını söylediği şeylerde kendisiyle hemfikir olduğum için, destekledim ve yapabileceğim şeyler için kendisine sürekli mesaj gönderdim.
An itibariyle bir milyon 120 bin kişi olan bu grup, Türkiye’nin facebook’dan sonra en büyük grubu olmuştur sanıyorum.
Ancak, sürekli yanlışlık yapan yönetim muhtemelen son yanlışına da imza atmış durumda. Aidatlı üyelik. Artık aylık olarak belli bir ücret yatırmayanlar siteden okumak dışında faydalanamayacaklar.
Eğer Tuncay Bey bunu tutturursa, anında Doctus’a aidat geliyor haberiniz olsun.
Tuncay Özkan’ın hedeflemiş olduğu rakama çok az kaldı. Bir milyon deli yürek, bir milyon vatansever dedi hedef, an itibariyle 935 Bini geçmiş durumda. Tüm facebook ordayız vesselam.
Tuncay Özkan görünüşe göre, ulusal cephenin fikir lideri, araştırmacısı. Kendisine e-posta ile attığım 15 kadar mesaja cevap alamadım (Hepsi aynı e-posta değildi, spam yapmadım yani). Eee, bir milyona da az kaldığına göre konuşabilirim artık.
1. İnternette vatansever ulusalcıları toplamanın alemi nedir? Bu bir milyon kişi, tanıtım filmlerinizde dediğiniz gibi gerçekten “doğuyorlar mı”. Bu insanlar zaten varlar. Hadi herkese ulaşmak istediniz diyelim, ne yapacaksınız? Bir milyon kişi zaten mitinglere geldi ve şahsınızın huzurunda, sizinle birlikte “türbanı” Çankaya’ya sokmamaya, Köşk’ün etrafında kalkan olmaya yemin etmişti. Ne oldu da, bu yemin tutulmadı?
2. En önemlisi, altyapınız rezalet olmasına rağmen bu insanları internetten toplamaya kalktınız. İsim, soyisim, e-posta tamamdır. Hiç mi düşünmediniz? Bu topladığınız kişilerin yarısı, belki yarısından fazlası karşı devrimciler olabilir. Bir çoğu aynı kişi olabilir. Bu en önemli tehdit olarak görünüyor altyapıda. Diğer aksaklıkları geçtim.
3. Yaptığınız hareketler ve tutum, örneğin mitinglerde verdiğiniz ve bize verdirttiğiniz türbanı Çankaya’ya sokmama sözünün tutulmaması, karşı devrime ve antilaik kesime karşı olabilecek “gerçek” bir harekatı engelliyor olabilir mi? Belki bin kişinin toplanıp Ankara’ya yürümesi, bir milyon kişinin bir web sayfasına üye olmasından iyidir. Belki de tam tersi, ha?
4. Ani bir baskınla veya mahkeme kararı ile sitenizin veritabanına el konulabilir. Bu durumda biz fişlenmiş olmaz mıyız? Belki sunucularınız zaten tehdit altındadır. bunları düşündünüz mü?
Velhasıl, şu bir milyon kişi toplanınca ne olacak merak ediyor ve bekliyorum. Umarım facebook’da “29 ekime kadar bir milyon Türk Bayraklı profil” hareketinden daha kapsamlı olur.