“Faşo” bellendik bari elalemin bloglarını da “faşo düşüncelerle” bozmayalım. Hrant konusunda yazmayacaktım ama başka bloglarda yazınca, Sesli’nin nesi eksik dedim.

Olası bir yanlış anlaşılmaya mahal vermemek adına baştan belirteyim, Hrant’ın ve diğer tüm düşünürlerin öldürülmesi beni ziyadesiyle rahatsız eder. Öldürülmesine destek vereceğim kişi ise yoktur. Apo dahil. Ayrıca Hrant Dink ölümünden önce takip ettiğim biri değildi. Ölümünden sonra öğrendim hakkında açılan davaları ve fikirlerini.

Şimdi bakalım Hrant Dink konusuna. Birincisi, Hrant Dink faşisttir. Tıpkı diğer bazı azınlıkların fikir liderleri gibi, özgürlük demokrasi liberalizm ve benzeri fraksiyonlar ışığında düpedüz faşist söylemleri vardır. Örneğin: “Türk’ten boşalacak o zehirli kanın yerini dolduracak temiz kan, Ermeni’nin Ermenistan’la kuracağı asil damarında mevcuttur”, Bir diğer söyleminde, Ermeni ve Yahudi toplumunundan birlikte bahsederken, “Her ikisinin de özel nedeni aynıdır… Soykırıma uğramış olmak.” demiştir. Yahudilerin bugün İsrail ve diasporada açık bir faşizm yürüttüğü saklanamaz bir gerçektir. “Ben Türk değil Türkiyeliyim ve Ermeniyim”. Ayrıca bir takım yasadışı işlerinde “Fırat” adını, yakalandığı takdirde Ermeni Cemaat’e bir zeval gelmemesi için kullanmıştır. Bu örnekler çok.

Yani, kim (kendisi dahil) ne dersen desin, bunların aksi davranışlar yapmış olması, Ermeni Cemaati de eleştirmiş olması, onu faşistlikten kurtaramaz. Bizim özgürlükçü ve çok liberal aydınlarımıza ve halkımıza bu akımlar, “nerede Türkiye’nin aleyhine çalışan bir mekanizma varsa, özgürlükçü ve daha liberal olmak için bunları desteklemelisin” şeklinde öğretildiği için, Hrant gibi Türkiye ve Türklüğü aşağılamak onlar için bulunmaz nimet, özgürlüklerin en büyüğüdür. (Aynı kesim için PKK bünyesindekiler direnişçidir ama, o “direnişçiler” yüzünden 24 saat eksi 30 derecede, çadırda nöbet tutan subayın izin gününde düğüne gitmesi faşistlik sayılır, işini yapmamak sayılır.)

Türkiye’nin sorunlarını, Türk gibi düşünmeden, Türk gibi hissetmeden, Türk olmanın bir defosuymuş gibi yansıtmanın, Nazi Almanyası’nda SS Subaylarının Yahudileri çene yapısından ayırt etmelerinden bir farkı yoktur. Bu şekilde davranan biri, kendini Türk hissetmiyor demektir ki bu zaten bunlar için ayrı bir özgürlükçü olma göstergesidir ve saklamazlar. Bu durumda, kişisel olarak yaygın kullanım biçimini tasvip etmesem de, “Ya sev ya terk et” cümlesi bu insanları neden rahatsız eder. Nedenini hemen söyleyeyim, çünkü Türkiye toprakları aslında bazıları için Kürdistan’dır, Ermenistan’dır. ÖZgürlükçü arkadaşlarım şöyle düşünsün, bir şirketiniz var ve telefon üretiyorsunuz. Ancak çalışanlarınızdan biri, rakibiniz olan başka bir telefon firmasının çalışanı olarak hissediyor kendini ve bu şekilde davranıyor. Ne yaparsınız?

“Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz”, bu cümleyi her duyduğumda, Amerika Irak’a girdiğinde, o ana kadar “yaşasın Saddam” nidaları atan halkın Amerikan ordusunu büyük bir yavşaklıkla karşıladığı sahneler gözümün önüne geliyor. “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz”, yok canım. bence hepiniz katil, hepiniz Samast olsanız, yani aslında Samast’a sahip çıksanız daha iyi olurdu. Samast ve benzerleri başka gezegenden çünkü, onları Endonezya yetiştirdi de Hrant bizim mahallenin çocuğu. Geçiniz, yemezler. Yiyenlere ve Halaskargazi’yi inletenlere afiyet olsun.

Hrant Dink Öldürülmemeliydi, kimse öldürülmemelidir.