Tansu Günay is a false positive

Yanlış pozitif bir web günlüğü
Ne Demiş:
Sivas katliamı hakkında: Olayı bu kadar büyütmek yanlış, bir futbol maçında da bu kadar insan ölebilirdi.
Tansu Çiller

İncelediğiniz Etiket: islam

Malumunuz son günler Mustafa Kemal’e veriştirme günleri. Cumhuriyet hiç bir vakit bu kadar sahipsiz ve bu kadar aciz kalmadığı için normaldir. Özellikle zamanında insan gibi görünen bazı kimselerden, bu dönemde “çok güzel haraketler” görebilirsiniz. Bu zamanlar çok şahane dönme zamanlarıdır. Havada bir bayram havası olduğundan, kimse size napıyorsun demez.

Can Dündar denen ezikten bahsetmiyorum sadece, maaşını Fettoşdan alan her X-solcuda bu belirtileri görebilirsiniz.  Can Dündar denen çok aydın dallamanın neden Atatürk belgeseli yaparken, en önemli özelliklerini (Mesela bağımsızlık) atlayıp karıya kıza düşkünlüğüne, alkolü fazla kaçırmasına takıldığını da merak etmiyorum. Kendi bakış açısıdır, nasıl gördüğüdür.

Ancak bir nokta var ki filmde, Atatürk’ün demokrasi konusunda nasıl gerilerde olduğu, hatta demokrat olmadığı, hatta diktatör olduğu gibi ustaca yalanlarla bezeli. “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” diyen birine diktatör diyebilmek herhalde zor olmalı. İnsanın bayağı bir “demokrat” olması lazım bunu diyebilmek için.  Ama salak da olması lazım. Şöyle ki, o devirde Mustafa Kemal’den nasıl bir demokrasi bekliyorlardı merak ediyorum? Lütfen 1920-1940 arasını ve Avrupalı uygar ülkelerin ne durumda olduğuna bir bakın. İnsanlara günümüz koşullarındaymış gibi bir portre çizmek ve ortaya 1920′lerde kadın haklarından bahseden bir diktatör çıkartmak. Nobellik…

Tabii müslümanlar buna çok sevindi. Atatürk’ün müslüman görünmesi ve müslüman bir devlet başkanının böyle bir devrim yapabilmiş olması onların anlayabileceği bir şey değil elbet. Hangi başka “müslüman” emperyalizme karşı böyle bir devrim becerebilmiş?

Bakın müslümanlar ne boklar yiyor 10 Kasım’a çeyrek kala:

ANKARA – İslamcı dernek ve vakıflar ortak bir açıklama yaparak, 10 Kasım’dan başlamak üzere tüm resmi bayram ve törenlerin boykot edilmesi çağrısı yaptı. Çağrıda, resmi törenler “ilkel müsamere ve ayin” olarak tanımlanarak, “Kendisine saygısı olan, çocuklarına değer veren, onların kimliksiz, kişiliksiz birer fabrikasyon ürünler halinde şekillenmelerine karşı çıkan herkesi de önümüzdeki 10 Kasım’dan başlayarak bu saçma ritüellere, anlamsız propaganda ayinlerine, İslami kimliğimizin tahkir edildiği organizasyonlara tavır almaya çağırıyoruz”

Ve içlerinden şöyle devam etmişlerdir:

Siz çocukları bizim derneklere yazdırın, biz onlara islamiyeti öğretelim koynumuzda, dimağları açılsın.

Etiketler: , , ,

Hani şark kurnazından tatlı tatlı dost kazığı yerken, “gel bi öp beni” deyip duran bir adam vardır. Arkadaşı dayanamaz sorar, ne diye öptürüyorsun? Cevap basittir, “becerilirken öpülmeyi severim” der.

Nedense bana, Amerika ile biz gelişmekte olan ülkelerin ilişkisini anımsatır bu fıkra.

Çuval mı geçirmiş bizim çocuklar? Ver bi öpücük!

Geminizi mi batırmışlar? Ver bi alt dudak!

Dolayısıyla alıştık, hatta mahçup olur duruma düştük. Zira bizler çağ atladıkça, sadece becerenin değil becerilenin de öpebildiği bir dünya oluştu (bkz türban özgürlüğü). Halbuki alışmıştık, ne zaman Amerika uçkurunu çözmeye kalksa, biz yanağımızı uzatıyorduk. Şimdi başımıza bir de dudak uzatma çıktı. Biz de öpeceğiz.

Bakın Obama seçildi, bizimkiler kurban kesmişler. Bunlar “Alem Tayyib gibi başbakan mı gördü?” ekolünden gelirler.

Hırsızlık yaparlar, çocuk becerirler, hak yerler, müslümanın en önde gideni bunlardır. Ruhban sınıfına bir tepki, bir cevap olmasına rağmen islamiyet, bayılırlar ağalara domalmaya. “İt ite, it kuyruğuna” dır. Daha argosu kim kimi becerirsedir.

İster uyanın ister uyanmayın, AKP ve hizmet ettiği amaç, İslamiyet’i yok etme projesidir.

Ver bi yanak!

Etiketler: , ,

Dün gece “Nat Geo Wild” adlı kanalı izliyordum. Aslında, hayvanları insanlardan daha çok seven ve onlara daha fazla değer veren biri olarak, bu ve benzeri kanalları sıklıkla “ana haber” niyetine izliyorum.  Dün gece annesiz kalmış iki adet “siyah ayı”nın maceralarını izledim.

Barınakta doğmuşlar, ama aklınıza bizim belediye barınakları gelmesin. Neredeyse doğal ortamlarına yakın bir barınak. Anneleri ölmüş ve bu yavru ayılara ne yapacağız diye düşünen bir grup bilm adamı. Bilim adamlarının başında ise, bu yavruların elinde doğduğu bir bilim kadını var. Saatlerce izledim. Doğal hayatın, her türlüsünden gerçekliğini öğrettiler yavrulara. Bir yaşına geldiklerinde her iki yavru da avlanabiliyor, hakkını koruyabiliyor ve doğal ortam ayıları gibi kendi kendini ikame edebiliyorlardı.

Geceli gündüzlü bir yılını bu ayılarla geçiren, doğdukları günden beri onlara annelik yapan, eğitim veren bilim kadını, bu ayıların artık doğal ortamlarına bırakılmaları gerektiğini düşünmeye başladı. Ve bunu görebilmek için, barınağın dışında tam anlamıyla bir doğal ortam yarattılar. İçinde domuzlar, tavuklar ve çeşitli av hayvanları, ağaçlar bulunan büyükçe bir alan. Ve ayıları buraya bıraktılar.

İncelemeler olumluydu, bu barınak ayıları tıpkı doğal ortamında yaşayan hemcinsleri gibi kendi kendilerini yaşatabiliyorlardı. Ve kesin karar verildi, ayılar doğal ortamlarına salınacak. Ancak karar vermek yetmiyor, bir komisyon toplandı, günlerce tartıştılar. Ayılara annelik yapan bilim kadını, onları çok sevmesine rağmen bırakılmalarını istiyordu. Çünkü bunu haketmişlerdi. Ancak uzun tartışmalar sonucunda komisyon, doğal ortamdaki ayıların, saflığını bozabilir endişesiyle ayıların barınakta kalmasına karar verdi. Evet bu iki yavru ayı, barınakta doğmalarına rağmen çok büyük bir gelişme göstermişlerdi. Bunun için inanılmaz harcamalar yapıldı, bir sürü bilim adamı çalıştı. Ama komisyon, doğal ortamdaki ayıların, belki de binde birlik bozulma ihtimalini göze alamadı ve ayılar barınakta kaldı.

Bir iki hafta sonra ayılardan biri, sebebi bilinmeyen bir beyin kanaması sebebiyle öldü. Bilim kadını çok üzüldü.

Aynı esnada olmasa da, TV’de izlememle aynı anlarda, bizim ülkemizde de bir komisyon toplandı. Adalet Bakanlığına verdikleri öneride, kızların evlenme yaşının 14′e düşürülmesi ve tecavüzde “evlenirim” denildiğinde suç oluşmaması gibi saçma bir kanunun da 14 yaşa indirilmesini istedi. Yani eğer 14 yaşında bir kız çocuğuna tecavüz ederseniz, evlenirim diyerek yırtabilirsiniz. Atatürkçü düşünceyi faşist kabul eden bu islami düşünce ishali elbette kabul edilmeyecektir, ama nerede olduğumuzu görmemiz açısından manidardır. Hüseyin Üzmez adlı pisliğin de 14 yaşında bir kızla ilişkiye girmesi ardından, aynı ishale kapılan bazı dinci yazarların desteklediğini hatırlatıyorum.

Ha unutmadan, üstteki ayılar ve bilim adamları Tayland’dan. Hani adı çocuk seksi sektöründe anılan Tayland.

Dileğim üzerine AKP kapatılmadı.

Bu aslında çok önemli bir olaydır. Hayır AKP’nin kapatılması veya kapatılmamasından bahsetmiyorum. 11 mahkeme üyesinden 7’si kapatılmasın deseydi ve öyle kapatılmasaydı, tamam sorun yok derdim. Aynı şekilde kapatılması da benim için fazla önem teşkil etmiyordu.

Ancak, savcının ” Laiklik karşıtı fiillerin odağı” haline geldiği iddiasıyla açtığı davada, Anayasa mahkemesi şu kararı vermiştir: Evet, ülkeyi ezici bir üstünlükle yöneten AKP Laiklik karşıtlarının odağıdır. Ancak günümüz Türkiye’sinde bu bir sorun değildir.

11 üyeden 10′u, bu iddiayı doğru bulmuştur ama AKP’yi kapatmamıştır.

Bu, Atatürkçü düşüncenin çöküşü, Türkiye Cumhuriyetinin Türkiye Ilımlı İslam Cumhuriyeti oluşunun belgesidir.

Bundan sonra, Türkiye’de tarikatların devletin her alanında kadrolaşmasından, ülkeyi şeyhlerin cemaatlerin yönetmesinden, Türkiye’nin tüm dünyada bir islam devleti olarak anılmasından rahatsız olacaklar ve bunu değiştirmek isteyenler olacaksa, bu kişiler bugün belgelenen yeni Cumhuriyete göre “terörist” sayılacaklardır. Bu sebeple dernek veya parti kurmakla yorulmasınlar, eline silah alıp dağa çıkmaları gerekmektedir.

Tekrar ediyorum, bugün alınan karar bir uyarı, AKP’nin çizgisini değiştirtecek bir ceza değildir. Bu laiklik olmadan da yaşayabiliriz savının halka benimsetilmesidir.

Atatürkçü düşünce çökmüştür.

Etiketler: , , ,

İslamcı Bir yazar, 14 yaşındaki bir kız çocuğuna cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla hapiste. Hırsızlık değil, cinayet değil, başka bir şey değil. Kız çocuğuna taciz. Daha aşağılık bir kaç suç anca vardır.

Bir Milli Gazete yazarı Mehmet Şevket Eygi , Üzmez isimli şahsın yaptığı tacizin, islami açıdan uygun olduğunu söyledi. TV’de gördüm, sunucu da şaşırdı ve emin olmak için aynen şöyle sordu: Yani islamiyete göre 78 yaşında bir adam, 14 yaşında bir kızla ilişkiye girebilir mi? Yazar kendinden emin cevapladı, Evet. İslam açısından uygun mudur, islam dini o kadar mı sapık belledi ki müslümanları da böyle bir kriter belirledi bilmiyorum ama bu şahısın da kişisel bilgisayarlarını ve gizli ilişkilerini incelemekte fayda görüyorum.

Ardından gene vakit gazetesinde çıkan bir yazıda, bir şeyhin gecede altmış kere cinsel ilişkiye girdiği ve başka şeyh mi aynısı bilmiyorum, bir gecede 1000 karısını hamile bıraktığından bahsediliyor. Ha tesadüf mü bilmiyorum, gecede 60 kere ilişkiye giren şerefsiz de 14 yaşında bir kızla girmiş. Teorik olarak mümkün olmasa da, böyle bir hayalle yaşadıkları gerçek.

Müslüm Gündüz, bir başka seks skandallarıyla tanınan şeyh şıh gibi bir şey, bunların yanında masum kalıyor elbette.

İsmini anmak istemediğim bir diğer yarı-peygamber, ilk “demokratlardan” bir büyüğümüzün kasasından da çocuk donları çıktığı mahkemede yüzüne karşı söylenmişti.

Belli ki bu kesim aklını bu işlerle bozmuş. Yıllardır bahsettikleri özgürlük de, türbana mürbana değil, cinselliklerineymiş. Hadi hepsini geç, yalan dolan olsun. Deniyor ki islamiyete göre, 14 yaşında bir kız ve 78 yaşında bir erkek (burada aslında bir yaş sınırı yok) cinsel ilişkiye girebilirler.

Girsinler…

Etiketler: , ,