İncelediğiniz Etiket: katliam
Ülkemin “aydın” kişileri Ermeni’lerden özür dileme kampanyası başlattılar. Bu çok ama çok karışık bir durum. Baskın Oran’ın her zamanki faşist tavrıyla (çakma Hrant) dediği gibi, biz Türkler özür dileme özürlüsü değiliz. Kendisi ne halt bilmiyorum ama biz Türkler özür dileriz gerektiğinde.
Bu işin saçmalığına gelecek olursak, birincisi tam olarak neden özür dileyeceğimiz açık değil. Ama biliyoruz ki bir soykırımdan bahsediyor. Kendisi dahil her türlü denyo için arşivler açık durumda (sanırım Ermenistan’ınkiler hariç). Hem de bayağı uzun süredir. Henüz kayda değer birinin araştırma zahmetine girip, ortaya gerçekten bir soykırım çıkarttığını göremedik. Baskın Oran ve benzerleri Batı’dan yedikleri fırçaları bize liberalizm olarak satmaktan başka birşey yapmıyorlar. Yani, tam olarak neden özür diliyoruz? Ermeni faşistlerin soykırım kanıtı diye gösterdikleri İzmir yangının fotoğrafları yüzünden mi?
Hrant’ın atalarına kavuşmadan önce söylediği gibi, o dönem birşeyler olmuş ve birden bire büyük sayıda Ermeni artık Anadolu topraklarından yok olmuş olsun. Bu sanıyorum ki soykırım iddialarının en büyük kanıtı. Birinci Dünya savaşı yaşanıyor aynı tarihte. O bölgede Ruslarla savaşan bir Osmanlı Devleti ve ayaklanan bir Ermeni grubu var. Bu şartlarda yapılan bir askeri müdahalenin soykırım sayılabilmesini bırakın, haksız bir müdahale olduğunu dahi kim söyleyebilir? Ki aynı kişiler durduk yere Irak’a girip 4,5 Milyon insanın ölümünden sorumlu tutulan Bush’a protesto amaçlı fırlatılan ayakkabı için bile sert bir protesto diyebilirken. Soykırım diyemezken…
Bir diğer şüphe, kimden özür dileyeceğiz? Türkiye’de yaşayan Ermeni vatandaşlardan mı, Ermenistan’da yaşayanlardan mı yoksa Amerika’lı Ermenilerden mi? Gerçi Baskın denen “zihni sinir”e kalsa Hun İmparatorluğundan başlar bize özür diletmeye.
Gelelim işin özüne. İnanmazsınız, ben aslında bu tür konularda çok objektifimdir. Durduk yere bir eylemle suçlanan kişi veya kişiler söz konusu olduğunda, suçlayanlardan bir ispat bir kanıt beklerim. Yani Hrant’ın büyükleri, Kapalı Çarşı’da dünyanın her yerinden her türlü kara para transferi yapabilen listelenmeyen en zengin Ermeniler’den değil de Çulsuz Ermenilerden olduğu için soykırımı kabul edecek değilim. (Ne var, Atatürk yediği tokattan hilafeti kaldırıyor da, Hrant yapamaz mı?) Ben böyle durumlarda, ne Hrant’ın aydınlığına ne Baskın’ın dallamalığına bakarım. Ben bu işin sonucunda kimin ne kazancı var ona bakarım.
Eğer bir Ermeni soykırımı kabul edilirse kim ne kazanacak? Soru budur. Ermenistan tazminat kazanacak. Para için bunca tantanaya değer mi? Elbette hayır, ki Ermenistan’ın alacağı üç kuruş tazminat (sahi bizim Yunanistan’dan alacağımız tazminat ne oldu bilen var mı?) için Batı bizim liberalleri bu kadar fırçalamazdı.
Yaaa, işin içinde Ermeni olmayan, Ermenistan vatandaşı olmayanlar var değil mi? Fransa, Belçika, İtalya vs., gerçekten vicdanları el vermediği için mi bastırıyorlar. “Dünyanın orta yerinde onlarca Ermeni katledilmiş sessiz kalamayız” ishaline mi kapılmış hepsi? Göstere göstere Afrika’yı kırımdan geçirmiş, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmiş olmalarına rağmen. Avrupa’nın göbeğinde, çok değil 50 sene önce Yahudileri kesen onlar değil miydi? Yok canım Hitler di tek başına, bütün Hrıstiyan Avrupa canla başla savaştı Hitler’e karşı. Palavra elbette, Avrupa’nın bizim liboşları fırçalayıp durmasının, soykırım da soykırım diye bastımasının başka bir sebebi olmalı. Üç kuruşa bakacak değiller.
Bu sebep aslında o kadar açık ki, ama nasıl yaptılarsa insalıkta katliam görememe hastalığı yarattılar. Batı son yüzyılda, bir kıta kadar insanı herkesin gözü önünde katletti. Afrikalı yüzlerce ırk, Avusturalya Yerlileri, Amerika Yerlileri, Ortadoğu sakinleri. Tüm bunları Avrupa katletmedi mi? Hiçbiri resmi olmasa da, ortada bilinen yüzlerce soykırım onların eseri değil mi? Peki hiç Hrıstiyan soykırımı duydunuz mu? Resmi, gayrı resmi farketmez. Hiç hrıstiyan bir topluluğun kırıldığını duydunuz mu?
Duydunuz, Ermeni soykırımı. Başka da bir şansları yok. Ne Katolik soykırımı, ne ortodoks, ne Fransız, ne İtalyan ne İngiliz soykırımı yer bu dünya. Yese yese Ermeni soykırımı. Herkes diyorsa doğrudur di mi, hele ki soykırımcı olarak nitelediğin toplumun kendi içinden köpeklerin varsa. Daha ne?
Şimdilerde Ruanda dediğimiz topraklarda üç farklı kabile yaşarmış. Tutsiler, Hutular ve Twalar. Bir kralları varmış, muhtemelen bir de Kraliçeleri vardı.
Sonra Almanlar geldi, Ruanda’yı sömürgeleri yaptılar. Bir Alman hükümeti kurulmadı, Almanlar pek ilgi göstermediler Ruanda’ya. İkinci Dünya Savaşında almanların yenilmesiyle yönetim Belçika’ya geçti. Belçikalılar kurumsallaşma aşamasında Tutsileri kullandılar, Tutsiler Ruanda’nın aydınlık yüzünü temsil ediyorlardı, eğitimli ve zengin. Almanya’nın boşvermişliğini bir kenara bırakıp, bu hiçbir zenginliği olmayan topraklardan Belçika bir pay çıkartmaya çalıştı.
Ancak zamanla, Hutu’ların sayısı artıp da ileride Tutsi’lerin yerine ikdidar olacakları anlaşılınca, Belçika Hutulara yöneldi. Ama fazlaca belli etmeden. Zamanla Tutsilerin Nuh soyundan geldiği, daha ince ve uzun yapılı oldukları gibi ırksal ve etnik ayrımcılığı yaymaya başladılar. Hatta 10 inekten fazlasına sahip olanlara Tutsi denir derecesinde bir noktaya geldi ayrımcılık.

Ve sene 1994′e geldiğinde, iktidardaki Hutu hükümetinin de göz yummasıyla katliam başladı. Devlet başkanının uçağı düşürüldü, ve radyolardan bunun sorumlusunun Tutsiler olduğuna dair yayın yapmaya başlandı. Tüm Hutular, ellerindeki satır ve sopalarla, Tutsileri katletmeye çağırıldı. Öyle de yaptılar. Bir anda Hutu olan birisi, Tutsi olan yan komşusunun evine gidip herkesi öldürmeye başladı.
100 gün sürdü, bir milyon Tutsi öldürüldü. Katliamın ilk gününde, dönemin Birleşmiş Milletler ordusuna ait komutanı bizzat Genel Sekreter Koffi Annan’ı arayıp yaşanan katliamı anlattı. Ancak müdahale etmemesi emrini aldı. Amerika, Birleşmiş Milletler askerlerinin çekilmesini sağladı. Fransa ve ABD, bölgeye müdahale etmemek için, belgelerdeki “soykırım” kelimelerini çıkarttılar.
Fransa son anlarda müdahale etmeye kalksa da, tamamı Hutu olan askerlere destek vermiştir ve 200 000 civarı Tutsi’nin kendi bölgelerinde katledilmesine sebep olmuştur.
Anlatmak istediğim, tüm bunlar 100 günde oldu. Hazırlığıyla birlikte elli yıl. Kitlesel cinnet denen hadise, o kadar ani, o kadar hızlı ortaya çıkar ki, şaşırmaya vakit bulamazsınız. Değişik bir mimleme ile, sosyolog arkadaşım Osman Börütecene ‘ye kitlesel cinnet kavramını paslıyorum.