İncelediğiniz Etiket: perihan
Gerçi onlardan üç tanesi bir araya geldiklerinde, çevreye takındıkları faşist tavrı bile anlamadılar hiç.
Neyse efendim, Facebook’da profil sayfalarına göğüslerini gere gere “liberal” yazan arkadaşlarda hafif bir kıpırdanma seziyorum son günlerde. Ama biz gene her türlü faşizmde yaptığımız gibi fikir liderlerine bakalım.

Taze taze Perihan Mağden. Ablamız bugünkü yazısında başbakana nasıl kırılmış, nasıl üzmüşler onu. Çünkü çok demokratik başbakanımız, her zaman kendisinin arkasında duran, tüm icraatlarını destekleyen Perihan Ablamıza dava açmış. Perihan Abla da sen özgürlükçüsün diye arkandaydık, bu mudur özgürlükçülük diyor. Adım gibi eminim davayı geri çekeceğinden başbakanın da, asıl konu gözden kaçmasın.
Perihan Mağden’e koca bir “Ohaa” diyorum. Herhalde büyüklerimiz boşuna “liboş” dememişler. Çok özgürlükçü, ultra demokratik başbakanın sanki ilk davası bu!!! Aptallık mı, başka birşey mi merak içindeyim. “Salı günü öğrendiğim kadarıyla..” diye başlamış cümlesine davaları anlatırken, biri de bizzat kendisine açılan dava.
Sormak istiyorum kendisine, bu salı mı?
İnsanın amacı üzüm yemek değil de bağcı dövmekse, dövecek kişi de kendini yargılayacakları artık iyice tanımışsa eğer, vay haline bağcının. Adam bağcıyı durup duruken döver, siz de hak etti şerefsiz dersiniz.
Perihan Ablam bugünkü Güven Kazası adlı yazısında, geçtiğimiz günlerde Isparta’da düşen uçaktan ve orada kaybettiğimiz değerli insanlardan bahsediyor. Kaza hakkında yorumlarda bulunuyor, şu sebeple düşmüş bu sebeple düşmüş. Hatta ölenlerden birisini tanıyormuş, başı sağolsun. Pilotların aldığı eğitimden bahsediyor, yeterli bir eğitim midir, değil midir? Bilmiyorum.
Kararını veriyor, pilot hatası. Tamam. Sonra da çeşitli komplo teorileriyle ortaya çıkan diğer medya mensuplarına yükleniyor. Yok Dan Brown yazmış, yok uzaktan kumandayla düşürülmüş diyenlere veriyor, veriştiriyor. Bu da tamam.
Sonra, aslında bu komplo teorilileri ile uğraşacağımıza şu iki soruyu sorsaymışız kendimize, olayın gerçek yüzünü görebilir mişiz diyor. Birinci soru, Eğer Demirel’in memleketi olmasa, sırf yalakalık uğruna o “çakma” havaalanı Isparta’ya yapılır mıydı? Cevap veriyorum: Yapılmazdı.
İkinci soru, Türk Silahlı Kuvvetleri o kadar beceriksiz ki… Cevap veriyoru.. Ne?
Evet, ikinci soru Dünyanın en iyi pilotlarını Türkler sanmamızdan ötürü mesnetsiz inancımız.
Şimdi Tansu, hangisi kardeşim? Cevap veriyorum, üst paragraftaki.
Peki güzel kardeşim neden Türk Silahlı Kuvvetleri beceriksiz falan diyorsun? Ben demiyorum Perihan Abla diyor. Tüm bu konuları, yazının sonunda anlamsız bir biçimde TSK’nın becereksiz bir kurum olduğunda bağlıyor. Buyrunuz aynen:
Ben mesela bizim askerlerimizin (pilotuyla, piyadesiyle, denizcisiyle) kazaya uğrama oranlarının, bir Yunanistan, İspanya, İngiltere ya da Cezayir ile karşılaştırılmış tablosunu görmek isterdim. İsterim.
Aynen Askeriyemiz’e özellikle son 30 yılda bütçemizden ayrılan hatırı sayılır miktarların, dökümünü görmek istediğim gibi.
Ama buna HESAP VEREBİLİRLİK, DENETLENEBİLİRLİK deniliyor ve Askeriyemiz’in hiçbir makama hesap vermeye niyeti yok.
Ayrıca: Meclis’e mi? Güldürmeyin beni!
Büyükanıt daha taze taze, Meclisimizde terörizmin nasıl da legalleştiğini ilan etti!
Şimdi, insan TSK’yı sevmez anlarım. Her gün bu konuda yazar, onu da anlarım. Ama başka bir konudan yazarmış gibi başlayıp anlamsızca TSK’ya giydirmeye başladın mı orda art niyet ararım. Pilot asker de değil. Bu kadar demokrasi, cildi bozar benden söylemesi.