İncelediğiniz Etiket: saydam
Dün Osman‘ın bir yazısından, popüler iletişimci Ali Saydam’ın şunları söylediğini öğrendim:
Benim e-şerefsiz dediğim, adını, adresini, kimliğini gizleyerek etrafındakileri hiçbir mesnete dayanmadan boklamayı şizoid bir zevk ve/veya çıkar unsuru haline getirmiş manyaklar ortada dolanıyor.
Bugün de Engin Ardıç’ın küfürlerinden nasibini almış internetim:
Yorum olduğunu sandığı abuklamalar gönderen “okur kitlesinden” sözediyorum. Azıcık içi dolu olana “blog” diyorlar.
Fakat ruh hastalarına da gün doğdu.Çöp tenekesine cüruf boşaltır gibi, ruhlarının pisliklerini Internet’e döktüler.
Psikopatlara sağlanan ikinci kolaylık, “anonim yazabilme” olanağı. Yani gizlilik. Gözüne bir “rümuz” kestiren, sallıyor abuklamasını…
Bunlar gözümüze ilk çarpanlar. Elbette bir sebebi var. son çıkan sansür kanunlarından faydalanmayı ummuyorlardır diye düşünüyorum. Gerçi Sayın Saydam da öyle bir niyet var gibi geldi bana ama Ardıç’tan beklemem doğrusu.
Saydam’ın sıkıntısını anlayabiliyorum. İçten içe, internetin bir mecra olduğu gerçeği vuruyor. Yüzbinlerce dolarlık kampanyaların yerini, 300-400 dolara çıkartılabilen internet kampanyaları alacak. Üç satır google adwords 5 Saydam gücünde geliyor da geliyor. Gel de korkma.
Zamanında yapılan “çok çok güzel işlerin” internette çocuk oyuncağıymış gibi savrulması çarpıyordur. Internet sayesinde Akbank reklamlarının çalıntı olduğu ortaya çıkabiliyor mesela. Youtube’daki “anonim” şerefsizin biri Akbank reklamının altına “ahanda aynısı burda var” diyip çalındığı reklamı koyunca, devrimsel bir hareket yaptığının farkında değil elbette. Olan daha iyisini yapamayacağını bilen, çalıntı olsun olmasın, klişe olsun olmasın bu kampanyalara geçer not veren iletişim gurusuna oluyor. Ha çalıntı olduğunu bilmiyordum da diyemiyor, e dur geliyim de daha iyisini yapayım da. Anonim şerefsiz deyip çıkıyor.
Bir diğer anonim şerefsizinden mağdur kişi de Engin Ardıç. O da başka bir gerçeğin rahatsızı. İçindeki pislikleri gazeteye boşaltmakla, internette bir siteye boşaltmak arasında bir fark olmayışının farkında. Bu onu çıldırtıyor. Diğer yazarlardan bir farkı vardı, içindekileri oto sansürsüz boşaltma yeteneği. Baktı ki eline klavye alan yapabiliyormuş bunu…
Sayın Ardıç, internette anonim de olsa her yazının bir insan tarafından yazıldığını garanti ederim. Kim olduğunu bilseniz ne yapacaksınız?
Toplamak gerekirse, her iki anonim arsızı gazete yazarına şunu söylemek istiyorum; e-şerefsizlik olarak tanımladığınız internet anonimliği ile bizzat ikinizin de yaptığı ulaşılamama arasında, şerefsizlik açısından pek bir fark olduğunu sanmıyorum. Siz bir anonim yazıdan rahatsız olduğunuzda, yazarını bulup dövemeyince kudururken, biz sıradan insanlar sizin kim olduğunuzu bile bile size ulaşamıyoruz. Sıkıyorsa koyun altınıza yorum imkanı, verin “okuduğunuz” bir e-posta adresi. Haydi…
Güncelleme, bu konuda yazan diğer bloglar. Arttıkça buraya ekleyeceğim.