Arkadaşlar bazı yorumları silmek zorunda kalıyorum.
Bana “içinizi dökebilirsiniz”. Bunu sorun etmiyorum. Ama diğer yorumculara lütfen kimse küfür etmesin. Zira bu tarz yorumları silmek zorunda kalıyorum.
Bir diğer konu da spam’e takılan yorumlarınız. Haftada bir kontrol ediyorum ve yüzlerce spam gelmiş oluyor. Tek tek bunları inceleme fırsatım ve vaktim yok. Hepsini siliyorum. Bugün gördüm ki, bazı arkadaşların yorumlarını aksimet spam olarak engellemiş.
Sesliblog’da yorum yaptığınız anda yayınlanıyor olması gerek. Hiç bir onaylama işlemi kullanmıyorum. Bu sebeple eğer yorumunuz yayınlanmadıysa bilin … devamı
Sanıyorum blogdan ilk defa bir yazıyı sildim. Geçen hafta yazdığım, bir Digiturk çalışanının kaba saba e-postası hakkında yazdığı yazı ve dolayısıyla altındaki yorumlar artık yok.
Bu blogda yazılarımı bile düzenlemiyorum halbuki, bazen heyecanla yazdığım bir yazıda imla hatası varsa uyarıyorlar. Onları bile düzeltmiyorum. Çünkü yazı düzeltmek, yazı silmek gibi şeyler bana pek demokratik (sen ne anlarsın demokrasiden faşo) bir yaklaşım gibi gelmiyor. Düşünün ben siyasi bir yazıda çok büyük bir hata yaptım, veya faka bastım. Karşı düşünceden arkadaşlar bunu değerlendiğinde … devamı
Hepiniz bu günün gelmesini bekliyordunuz, biliyorum.
Çok sevgili ve terbiyeli Barış Akarsu hayranları lütfen bu yazıma kızmasınlar. Benim amacım Barış Akarsu’nun adını ölümsüzleştirmekten başka birşey değil. Size kalırsa seneye adını hatırlayan kalmaz, ama bu deney doğru çıkarsa sonsuza kadar hatırlanacaktır.
Bilindiği gibi, bendeniz Barış akarsu adlı sanatçıyı, pardon ünlü şahsiyeti, ölmeden önce tanımıyordum. Zorla mı? Tanımıyordum. Şu an da bir çok ünlüyü tanımıyorumdur. Tıpkı bir Barış Akarsu hayranının Cesario Evora ve Haris Alexiou’yu tanımaması gibi, ben de bu şahsı … devamı
Bilen bilir, ben uçmayı sevmem. Uçmayı sevmem derken, zaten uçamam da fizyolojik açıdan, ama öyle derler ya, “yarın sabah Paris’e uçuyorum” falan diye.
Uçağa binmememin bir çok sebebi var, tabi temelinde ölüm korkusu geliyor, bunu aslında söylemeye gerek bile yok.
Özel sebeplere gelirsek, bir kere kocaman demir yığınının nasıl olup da uçtuğunu anlamıyorum. Hazarfenin kanat takıp süzülmesine tamam ama, bilmem ne kadar tonluk demirler süzülüyor derseniz, bir dur derim ben de. Şeytan icadı (Televizyonu da anlamıyorum, özellikle naklen yayını).
Bir hayalimiz vardı, allahın “sevdiği” kulu olmanın bedeli İstanbul’a bağımlılıktan kurtulur kurtulmaz, “azıcık aşım ağrısız başım”veya “bir tas çorba, sırtımda bir hırka” felsefesi ile yola çıkıp, burası gibi olmayan memleketlere gitmek. Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava olan hani…
Datça‘yı ilk gördüğümde kıştı, ben gibi Ege iklimine aşikar bir insanın bile aman aman diyeceği bir kış yaşıyordu yarımada. Soğutmayan, üşütmeyen, yakmayan ve de ısırmayan bir kış. En yüksek dağlarına, en rüzgarlı kıyılarına gittim o kış. Aklımın bir kısmını, kalbimin … devamı
Biliyorsunuz bir dönem kafayı yiyerek yorumları kaldırmıştım ve yorum yapılmasına izin vermiyordum. Evet hitler bayağı düştü. Ancak yorumları kaldırmamdaki sebep zaten hitleri düşürüp yavaştan toz olmaktı. Ancak görünüşe göre toz olamıyorum.
Yorumları tekrardan açmamın iki önemli sebebi, bir kaç da önemsiz sebebi var.
Önemli sebeplerden biri, yorumlar kapalı olduğu için bazı ziyaretçilerin e-posta ile yorumlara (facebook’dan da mesaj geldiği oluyor) devam etmesi, ve gizli kapaklı bazı tartışmaların hala sürüyor olması. Bu hem yorucu, hem her e-postaya cevap veremediğim için, karşı … devamı
Yavaş yavaş blog yazarlığından kaçmakta olduğumu farkediyorsunuzdur.
Daha önce arkadaşlarıma söylediğim şeyleri burada tekrarlıyıp, bak ben demiştim de demek istemiyorum. Ancak an itibariyle, blog dünyası Türkiye’de ayağa düşmüş durumdadır. Ben bunun için bir takım erken önlemler önermiştim çevreme, hatta burası da (sesliblog) bu amaçla alınmıştı ama olmadı. Olmayacak da.
Bloglar da, tıpkı forumlar gibi insanların birbirine küfür ettiği, warez yayınları yaptığı, porno yayınları yaptığı abuk subuk yerler haline geldi. Çünkü burası bisikletle bir kadının geçebileceği bir ülke değil.
Bir an dedim ki, vaktim de yok yazmaya, açayım blogu isteyen yazsın, sinerji oluşturalım. Neyse ki hemen anlattılar yaptığım saçmalığı.
Neyse efendim, karşı fikir de olsa düzgün yazmayı beceren (genelde müdavimler) arkadaşları tenzih ederek söylüyorum ki, ağzı ve parmakları dışında uzuvlarla yorum yapan kimseler yüzünden blogu yorum olayına kapamış bulunmaktayım. Vaktim olsa neyse de, vaktim yok denetlemeye vs.
Yazılarıma cevap verecek arkadaşlar, kendi bloglarına link verirlerse takip edebilirim. İsteyen herkesin yazabileceği, ve tamamen özgür bir blog projesi ise başka bir … devamı
Osman‘la başladığımız sohbetler dizisinin ilk bölümü. Sürçü klavye ettiysek affola.
Tansu: Savaş görmüşlerle, görmemişler arasında, bir değer bilme farkı olduğunu söylüyosun. Öyle mi?
Savaş görmüş insanlar, daha vatansever mi oluyorlar? Osman: daha vatansever demeyelim de
daha bilinçli oluyolar
yani adam olayın farkında oluyo başka bir ülke kendi ülkesinin haklarına tecavüz etmeye yeltenebilir
buna karşı hazırlıklı bulunmak zorunda
silahlı sıcak çatışma çıkabilir Tansu: tabi bu sana bana göre bir bilinç Osman: ülke menfaati için bir yere askeri harekat gerekebilir
öyle … devamı