Etikete göz atıyor tansu
Şimdi size bir hikaye anlatacağım. Müdavimler hatırlar, bir dönem adamın biri musallat olmuştu bu bloga. Başbakanın ağzından küfürler savuruyordu, “Başbakan ananı mı …” gibisinden. Bu adam aslında bir Doctus üyesiydi ve beyinsizliğinden ötürü forumdan atılmıştı. Doctus’da youtube yasağı ile ilgili bir habere de başbakanın ağzından küfürler savurmuştu, adam Başbakanın bi tarafı bellemiş kendini belli ki. [...]
Arkadaşlar bazı yorumları silmek zorunda kalıyorum. Bana “içinizi dökebilirsiniz”. Bunu sorun etmiyorum. Ama diğer yorumculara lütfen kimse küfür etmesin. Zira bu tarz yorumları silmek zorunda kalıyorum. Bir diğer konu da spam’e takılan yorumlarınız. Haftada bir kontrol ediyorum ve yüzlerce spam gelmiş oluyor. Tek tek bunları inceleme fırsatım ve vaktim yok. Hepsini siliyorum. Bugün gördüm ki, [...]
Sanıyorum blogdan ilk defa bir yazıyı sildim. Geçen hafta yazdığım, bir Digiturk çalışanının kaba saba e-postası hakkında yazdığı yazı ve dolayısıyla altındaki yorumlar artık yok. Bu blogda yazılarımı bile düzenlemiyorum halbuki, bazen heyecanla yazdığım bir yazıda imla hatası varsa uyarıyorlar. Onları bile düzeltmiyorum. Çünkü yazı düzeltmek, yazı silmek gibi şeyler bana pek demokratik (sen ne [...]
Hepiniz bu günün gelmesini bekliyordunuz, biliyorum. Çok sevgili ve terbiyeli Barış Akarsu hayranları lütfen bu yazıma kızmasınlar. Benim amacım Barış Akarsu’nun adını ölümsüzleştirmekten başka birşey değil. Size kalırsa seneye adını hatırlayan kalmaz, ama bu deney doğru çıkarsa sonsuza kadar hatırlanacaktır. Bilindiği gibi, bendeniz Barış akarsu adlı sanatçıyı, pardon ünlü şahsiyeti, ölmeden önce tanımıyordum. Zorla mı? [...]
Bilen bilir, ben uçmayı sevmem. Uçmayı sevmem derken, zaten uçamam da fizyolojik açıdan, ama öyle derler ya, “yarın sabah Paris’e uçuyorum” falan diye. Uçağa binmememin bir çok sebebi var, tabi temelinde ölüm korkusu geliyor, bunu aslında söylemeye gerek bile yok. Özel sebeplere gelirsek, bir kere kocaman demir yığınının nasıl olup da uçtuğunu anlamıyorum. Hazarfenin kanat [...]
Bir hayalimiz vardı, allahın “sevdiği” kulu olmanın bedeli İstanbul’a bağımlılıktan kurtulur kurtulmaz, “azıcık aşım ağrısız başım”veya “bir tas çorba, sırtımda bir hırka” felsefesi ile yola çıkıp, burası gibi olmayan memleketlere gitmek. Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava olan hani… Datça‘yı ilk gördüğümde kıştı, ben gibi Ege iklimine aşikar bir insanın bile aman aman diyeceği bir [...]
Biliyorsunuz bir dönem kafayı yiyerek yorumları kaldırmıştım ve yorum yapılmasına izin vermiyordum. Evet hitler bayağı düştü. Ancak yorumları kaldırmamdaki sebep zaten hitleri düşürüp yavaştan toz olmaktı. Ancak görünüşe göre toz olamıyorum. Yorumları tekrardan açmamın iki önemli sebebi, bir kaç da önemsiz sebebi var. Önemli sebeplerden biri, yorumlar kapalı olduğu için bazı ziyaretçilerin e-posta ile yorumlara [...]
Yavaş yavaş blog yazarlığından kaçmakta olduğumu farkediyorsunuzdur. Daha önce arkadaşlarıma söylediğim şeyleri burada tekrarlıyıp, bak ben demiştim de demek istemiyorum. Ancak an itibariyle, blog dünyası Türkiye’de ayağa düşmüş durumdadır. Ben bunun için bir takım erken önlemler önermiştim çevreme, hatta burası da (sesliblog) bu amaçla alınmıştı ama olmadı. Olmayacak da. Bloglar da, tıpkı forumlar gibi insanların [...]
Geçtiğimiz günlerde 5-6 günlüğüne ben de kayboldum. Bakın neredeymişim. Sponsored By: Çamlıbağ, Yunatçılar Şarapçılık
Bir an dedim ki, vaktim de yok yazmaya, açayım blogu isteyen yazsın, sinerji oluşturalım. Neyse ki hemen anlattılar yaptığım saçmalığı. Neyse efendim, karşı fikir de olsa düzgün yazmayı beceren (genelde müdavimler) arkadaşları tenzih ederek söylüyorum ki, ağzı ve parmakları dışında uzuvlarla yorum yapan kimseler yüzünden blogu yorum olayına kapamış bulunmaktayım. Vaktim olsa neyse de, vaktim [...]