Tansu Günay is a false positive

Yanlış pozitif bir web günlüğü
Ne Demiş:
3 bizden gitti, 3 de sizden gidecektir.
Süleyman Demirel

İncelediğiniz Etiket: tansu

Bir hayalimiz vardı, allahın “sevdiği” kulu olmanın bedeli İstanbul’a bağımlılıktan kurtulur kurtulmaz, “azıcık aşım ağrısız başım”veya “bir tas çorba, sırtımda bir hırka” felsefesi ile yola çıkıp, burası gibi olmayan memleketlere gitmek. Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava olan hani…

Datça’yı ilk gördüğümde kıştı, ben gibi Ege iklimine aşikar bir insanın bile aman aman diyeceği bir kış yaşıyordu yarımada. Soğutmayan, üşütmeyen, yakmayan ve de ısırmayan bir kış. En yüksek dağlarına, en rüzgarlı kıyılarına gittim o kış. Aklımın bir kısmını, kalbimin yarısını bıraktım, döndüm.

Sonra hep Eylül ayında gittim. Nefesimi düzeltiyordu Datça, denizi temiz, havası temiz, insanı temiz. İlk zamanlar, Datça tarihi, Datça kültürünü incelerken, son bir kaç yıldır kendimi Datça emlak sitelerini gezerken buldum, Datça’ya gittiğimde ise, önünde en fazla dikildiğim dükkanlar emlakçılar olmuştu. Rota belliydi, para kazanılacak ve Datça’ya yerleşilecek, minimum bir on sene kazanılacak hayattan.

Ne var ki, bu sene Ağustos ayında gitmek kısmet oldu yarımadaya.

İstanbul fiyatları, İstanbul arabaları, İstanbul hanzoları gördüm, “burası gibi değil gideceğim memleket” şarkısı, burada da anlam kazandı. Geceleri tüm Datça’yı inleten türkü bar şarkıcısından kurtardığımda kulağımı, kornalar çaldı.

Datça da karıştı gitti kaosa dedim, Can Baba’nın seneyi devriyesiydi. Lokma dökmüşler, ruhuna değsin dedik, yedik. Gözümün önüne vurulanlar geldi, aklıma “vurulmuşum düşüm gecelerden kara…” diye başlayan şiir gelirdi normalde ama Datça’da Can Baba’nın evine 10 metre mesafede uyurken şu dizeler geldi:

“sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar

ki onlar

şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar

mevsim dönüp yeniden yeşermeye başlayınca rüzgar

çıplağında o atın yine onlar koşacaklar

o çocuklar,

o yapraklar,

o şarabi eşkiyalar

onlar da olmasa benim gayri kimim var.”

Vurulanların neden vurulduğunu düşündüm, Datça’ya baktım bir daha. Döndüm geldim.

Bir hayalimiz vardı hep, duruyor yerli yerinde.

Etiketler: , , ,

Biliyorsunuz bir dönem kafayı yiyerek yorumları kaldırmıştım ve yorum yapılmasına izin vermiyordum. Evet hitler bayağı düştü. Ancak yorumları kaldırmamdaki sebep zaten hitleri düşürüp yavaştan toz olmaktı. Ancak görünüşe göre toz olamıyorum.

Yorumları tekrardan açmamın iki önemli sebebi, bir kaç da önemsiz sebebi var.
Önemli sebeplerden biri, yorumlar kapalı olduğu için bazı ziyaretçilerin e-posta ile yorumlara (facebook’dan da mesaj geldiği oluyor) devam etmesi, ve gizli kapaklı bazı tartışmaların hala sürüyor olması. Bu hem yorucu, hem her e-postaya cevap veremediğim için, karşı taraf açısından daha kötüydü.

İkinci önemli sebep, ki bence en önemlisi aynı zamanda, şartların değişmesi. Yani bu blogda yapılan tartışmalarda benim karşı taraf olduğum iki major görüşün de son zamanlarda güç kaybediyor oluşu. Neleri kastettiğimi anlıyorsunuzdur. Karşı taraf daha güçlü göründüğü dönemlerde buradan ağzıma geleni söylerken, şimdi o tarafın söyleyecek şeyleri olduğunda yorumların kapalı olmasını, kendi içsel adalet mekanizmama yediremedim.

Bu sebeple buyurunuz.

Not: Yorumları geri koyunca, yorum yapanlara e-posta gidiyormuş. Tabi çok yorumu olanlar için bu durum can sıkıcı olmuş. Aslında yorumları geri koymadan, yorumlara abonelik eklentisini kaldırdım, yorum yapılınca posta gönder ayarlarını kaldırdım ama gene de gitmiş. Wordpress adına özürlerimi sunarım.

Etiketler: , ,

Yavaş yavaş blog yazarlığından kaçmakta olduğumu farkediyorsunuzdur.

Daha önce arkadaşlarıma söylediğim şeyleri burada tekrarlıyıp, bak ben demiştim de demek istemiyorum. Ancak an itibariyle, blog dünyası Türkiye’de ayağa düşmüş durumdadır. Ben bunun için bir takım erken önlemler önermiştim çevreme, hatta burası da (sesliblog) bu amaçla alınmıştı ama olmadı. Olmayacak da.

Bloglar da, tıpkı forumlar gibi insanların birbirine küfür ettiği, warez yayınları yaptığı, porno yayınları yaptığı abuk subuk yerler haline geldi. Çünkü burası bisikletle bir kadının geçebileceği bir ülke değil.

Tıpkı forumlarda bilmemnekadar rep puanı toplayan dingilin kendini internet gurusu sanması gibi, blogu 500 kişi tarafından izlenen dingil de kendini köşe yazarı sanmaya başladı (Bana laf sokmayın günde 30 kişi izliyor burasını).

Bu sebeple de, bloglar oldu mu sana rating çuvalı. Biri kişisel blog yazarken yemek tarifi veriyor, öbürü teknoloji blogu açıp “şok şok msn bilmemkaç çıktı” diye yazı giriyor, biri Eda’ya küfrediyor, öbürü Wolkancayı dövüyor..

Ammaaaa, forumlar gibi ayağa düşürdüler dedim demesine de, forumlarla bloglar arasında küçük bir fark var. Forum ve forum sistemi internet kendini bildiğinden beri, sistem de insanlık kendini bildiğinden beri var. Ayağa da düşse, başa da çıksa var ve olacak. Aynısını bloglar için söylemek yanlış olur.

Velhasıl yakın gelecekte, buradan seslenmeye çalıştığım düzgün blog yazarları da, msn listesinde binlerce kişi olan, halk arasındaki imajı “abi benim bilgisayara virüs girdi nasıl kovarız” olmaktan öteye gidemeyen pc kurdu gariban insan durumuna düşecekler.

Düzgün blog yazarlarını, bloglarını zorlaştırmaya davet ediyorum. Yorumları kapatın, insanlar size cevap vermek için kendi bloglarında yazsınlar. Veya daha iyi bir fikri olan varsa buyursun, ben blogum okunmasın diye elimden geleni yapacağım. Zira dingil konumuna doğru hızla ilerliyoruz.

Açık seçik uyarıyorum, blog dünyası boka sardı, kendinizi sıyırın yoksa bulaşır.

Not: Bu yazıya has, yorumlara izin veriyorum. Konu dışına çıkanları silerim…

Etiketler: ,

Geçtiğimiz günlerde 5-6 günlüğüne ben de kayboldum. Bakın neredeymişim.

Sponsored By: Çamlıbağ, Yunatçılar Şarapçılık :)

Etiketler: , , ,

Bir an dedim ki, vaktim de yok yazmaya, açayım blogu isteyen yazsın, sinerji oluşturalım. Neyse ki hemen anlattılar yaptığım saçmalığı.

Neyse efendim, karşı fikir de olsa düzgün yazmayı beceren (genelde müdavimler) arkadaşları tenzih ederek söylüyorum ki, ağzı ve parmakları dışında uzuvlarla yorum yapan kimseler yüzünden blogu yorum olayına kapamış bulunmaktayım. Vaktim olsa neyse de, vaktim yok denetlemeye vs.

Yazılarıma cevap verecek arkadaşlar, kendi bloglarına link verirlerse takip edebilirim. İsteyen herkesin yazabileceği, ve tamamen özgür bir blog projesi ise başka bir bahara kaldı.

İşin özü, bu blog artık sadece okumak için, cevap vermek isteyenler ya kendi bloglarına yazmak ya da kendilerine blog açmak durumundalar. Belki böylesi daha hayırlı olur, kimilerini yazmaya teşvik etmiş oluruz.

Dediğim gibi pek vaktim olmuyor yazmaya, rss beslemesinden takip ederseniz daha iyi olur.

Sevgilerimle.

Etiketler: ,