Tansu Günay is a false positive

Yanlış pozitif bir web günlüğü
Ne Demiş:
Sat sat bitmiyor, ne kominist bir ülkeymişiz?
Kemal Ağa

İncelediğiniz Etiket: türban

Ne bereketli aymış bu Eylül…

Alpay’ın “Eylül’de Gel“ini bilmeyen yoktur. Okulların tatil olmasıyla aralarına yaz giren sevdiği kıza söyler. Eylül’de gel! Alpay yaz demez tatil demez, okul yollarında dolaşır aşık olduğu kıza rastlamak için. Ve ne acıdır ki kız 18 yıl boyunca gelmez. Bunu da Alpay’ın 18 sene sonra yaptığı bir diğer şarkıdan anlıyoruz; “18 Eylül önce gelmeliydin sen bana, ama gelmedin.. .orda kal!

CHP’nin çarşaf/türban açılımı bana bu hikayeyi anımsatıyor. Açılım diyenler CHP’nin ağırbaşları, bana kalırsa “takiye” bile değil. Hiçbir şey! Hani Seinfeld vardı bir zamanlar “Comedy about nothing” (Hiçbir şey hakkında komedi) yapardı, bu da olsa olsa “Politics about nothing” (Hiçbirşey hakkında politika) olabilir.

Ben CHP’yi Baykal’sız hatırlamıyorum, ki eşşek kadar adam sayılırım.  “Belki de” CHP’nin sorunu budur ha. Ben varolduğum zaman içinde Baykal’sız CHP bilmiyorum, bildiğim yakın tarihe göre ise, İsmet İnönü ve Ecevit’den başkasını da bilmiyorum CHP’de. Belki CHP’nin web sayfasında “genel başkanlarımız” gibi bir bölümün olmaması bundandır. Utanmıştır birileri…

Çarşaf, türban, sıkmabaş, bütün bunlar Atatürk’ün partisi ile zıt şeyler. Bunlar devrimimizin kaldırmaya çalıştığı şeyler. CHP’nin misyonlarından en önemlilerinden birinde daha başarısız olduğunu buradan anlıyoruz, kadınımızı çağdaşlaştıramadı. Ve bir gün kucaklaması, eğitmesi veya başka türlü bir şey yapması gereken bu kadınları karşı devrime kaptırdı. Türban’ın bayrak haline gelmesine izin verdi, çarşafın simge.

Ama şimdi “açılmaya” karar verdi. Çarşaflıya, türbanlıya yarın sarıklıya, cübbeliye… Bunların CHP’ye oy vermesinde bir sakınca mı var? Elbette hayır, tonlarcası var yıllardır, Baykal’a rağmen. Ama Baykal’ın mesajı zaten bu değil, orada rozetlenen çarşaflı zaten CHP’liydi. Baykal devrimin koruyucusu olarak sahipsiz bıraktığı, Soros’a kaptırdığı türbanlının peşinde.

Ama ben duyuyorum, AKP kadın kollarında özlediği sosyalizmi bulan, türbanlı veya çarşaflı kadın içinden mırıldanıyor. 18 Eylül önce gelmeliydin sen bana, orda kal!

Oral Çalışlar bugünkü yazısında Boğaziçi Üniversitesindeki türban gerginliğinden bahsetmiş. Bugüne kadar kendi içinde bu sorunu halleden üniversite, yeni rektörle birlikte gerilmiş.

Halbuki Boğaziçi Üniversitesi’nin “özgürlükçü” bir geleneği varmış. Daha da güzeli şöyle demiş; “1968 gençlik hareketleri içinde o zamanki adı Robert Kolej olan Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri etkin şekilde yer aldılar”.

Oral Bey herhalde şaşırdı. Boğaziçi Üniversitesi 68 hareketlerinde eylem yaptı. Yaptı ama, öğrencilere otopark açılsın diye yaptı. Deniz’le katıldığı işgallerde bir tane Boğaziçili var mıymış acaba, iyi bir düşünsün derim.

Boğaziçinden bu gibi konularda pek performans beklememekde fayda var… Şimdi saydıracak bana mezunları, kalpler kırılacak…

Bir haftadır iki farklı yazıda, bir takım çevrelerden bir takım cevaplar almaya çalışıyorum. Soruların özeti şu: Türkiye, Ramazan ayında oruç tutmayanlara veya içki içenlere karşı tahammül sahibi bir müslüman kitleye sahip midir? Bu sorunun cevabını da, Ramazan ayı içinde bir cuma namazı çıkışına denk düşen bir vakitte cami çevresinde içki içebilecek cesarete sahip olan var mı diye örnekleyerek aradım.

“Nah içersin, adamın ağzını burnunu eline verirler” diyenler dışında yorum yapan “liberal” ve “dinci” noktaları arasındaki arkadaşlar, cevap vermek yerine hep eğilip büküldüler. Benim başka birşey sorduğumu düşündüler sanırım.

Neyse ki en güzel cevap Ağa’dan geldi. Bugün Kadıköy’de konuşan RTE, asıl baskının içki içmeyenlere yapıldığını açıkladı. Örneğin ben. Bu iki yazımla siz inançlı mumin kardeşlere baskı yapıyorum içki için diye.

Bir de içki yasağını protesto edenler, hayatı o şişenin içinde görenlermiş. Şöyle anlatayım Ağa’ya:

İçkiyi yasaklarsınız, çünkü senin kitlen ağzıyla içmeyi bilmez. Düşün ki, içki satıyor diye sopalarla adam döven develer, bir de sarhoş olsalar?

7 Yaşında çocuğa başörtü taktırırsınız, kapatırsınız, çünkü senin kitlen sarkar o çocuklara.

Kadınlarla tokalaşmazsınız, çünkü senin kitlen bir kadının elini tuttuğunda, bir tarafı kalkar.

Bu kadar güçle türban gibi basit bir meseleyi çözmezsin, çünkü senin kitlenin kafası basmaz yedirilen ranta. Çıkar gene meydanlara sanki ben serbest bırakmıyorum türbanı.

Sen demokrat oldun, bize faşist muamalesi yaparsın. Gerçi çok erdemli liberal dostlar sana demokrat diyorsa, ben faşist olmaya razıyım.

Dün gece şu “Atatürk’ü sevmiyorum” diyen türbanlı kızı seyrettim. Atatürk’ü sevmemek için çok önemli ve haklı bir sebebi olduğunu gördüm. Kafasındaki zindan, cehalet.

Üç beş cümlesinden sonra suratına yansıyan aptallığı hissediyorsunuz. İşgalciler kadınların türbanına el atınca “müslümanlar” kurtuluş savaşını başlatmış.  Tırnak içinde yazıyorum, çünkü bunun müslüman dediği kişiler işbirlikçiler aslında. Neyse, konuşması baştan aşağı cehalet ürünü olduğu için, neden televizyona çıkartılır, neden gündeme taşınır anlayamıyorum ve bu konuyu kapatıyorum. Karşımda bunları gevelese, elime Taraf gazetesi tutuşturmaya çalışana yaptığım gibi, “bi sitti git lan” derim geçerim.

Amma bunun okumuşu vardı asıl dünkü programda. Türbanlı bir yazar kadın, aynen şunları söyledi:

“İnsanlara Atatürk adına zulüm ederseniz, sevmezler tabi.” Zulüm dediği de şunlarmış:

“Atatürk istiyor aç başını, Atatürk istiyor namaz kılma, Atatürk istiyor orda çalışma”

Bunu bu türün okumuşu, yazarlık yapabileni söylüyor. Ancak ne var ki, ben kafamı nereye çevirsem kafasındaki zindanı örtmeye çalışan bir türbanı sarmalamış bunlardan, pis sakallı bol pantolonlu tipler görüyorum etrafta. Akmerkez’de, otobüs yolculuklarında, uçaklarda, Cuma günleri caddelerde namaz kılan insanlar görüyorum. En garibi de, bunların heryerde çalıştıklarını görüyorum. Bu kadın neden bahsediyor?

Ve son olarak, bu cinsin en gelişmiş modeline, bu sabah gazeteleri okurken rastladım. Engin Ardıç bugünkü yazısında (18/06/2008) aynen şöyle diyor:
“Fakat Çekoslovakya olduğu sürece lafı kolaydı da, Slovakya ayrılınca Çek Cumhuriyeti sorun oldu.
Bu devletin adı, tamam da, ülkenin adı nedir?
“Çekistan” diyorum, tuhaf tuhaf bakıyorlar.”

Bakarlar tabi, Çek Cumhuriyeti ülkenin adı. Cumhuriyeti. Česká Republika

Etiketler: , ,

“Gerçek” inananlardan af dileyerek,

Bir üst cümleye dahil olmayan, türbanı Allah’ın emrettiğini söyleyip bu konuda özgürlük isteyenler, türbanı sadece ve sadece inançları için kamusal alana sokmaya çalıştığını söyleyenler cevaplasınlar.

Türban’ı inançlarınız gereği taktığınızı söylüyorsunuz. Benim iddiam ise, türbanın inanç ile hiçbir alakası olmadığı, Allah örtünmeyi emretmiş olsa bile, gerçekten inanan bir insanın türbanda ısrar etmeyeceği yönünde. Yani kısacası, sen gerçekten inançlıysan,türbanda ısrar etmez başını “herhangi” bir şekilde örter, istediğin yere girersin. Şimdi anlayacağız gerçeği. İnançları gereği türbanda ısrarcı olanlar cevaplasınlar:

Faiz alıyor musunuz?

faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alış veriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.Bakara Suresi (275)
Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden geriye kalanı bırakın. Bakara Suresi (278)

Eğer ayetlerde belirtilen şartlar oluşursa, yani hepsine eşit davranabileceğinize inanıyorsanız, dört kadın alacak mısınız veya kadınsanız üzerinize üç kadın kabul edecek misiniz? Bunu tercih etmiyorsanız dahi, Allahın emri olduğu için bu konuda özgürlük isteyecek misiniz?

Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız, (onları değil), size helâl olan (başka) kadınlardan ikişer, üçer, dörder olmak üzere nikahlayın.2 Eğer (o kadınlar arasında da) adaletli davranmayacağınızdan korkarsanız o taktirde bir tane alın veya sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin. Bu, adaletten ayrılmamanız için daha uygundur. Nisa (3)

Köle edinmeyi düşündünüz mü?

Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının malı olan bir köle ile, kendisine verdiğimiz güzel rızıktan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan kimseyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur, fakat onların çoğu bilmezler.Nahl Suresi (75)

Başka din mensuplarıyla ilişkileriniz nasıl?

Ey inananlar! yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğunu doğruya iletmez.Maide Suresi(51)

Siz işinize gelen ayeti mi tanıyorsunuz, yoksa size bazı kullar tarafından söylenenleri mi? Kuranın tümünü mü?

Etiketler: ,