Dün gece şu “Atatürk’ü sevmiyorum” diyen türbanlı kızı seyrettim. Atatürk’ü sevmemek için çok önemli ve haklı bir sebebi olduğunu gördüm. Kafasındaki zindan, cehalet.
Üç beş cümlesinden sonra suratına yansıyan aptallığı hissediyorsunuz. İşgalciler kadınların türbanına el atınca “müslümanlar” kurtuluş savaşını başlatmış. Tırnak içinde yazıyorum, çünkü bunun müslüman dediği kişiler işbirlikçiler aslında. Neyse, konuşması baştan aşağı cehalet ürünü olduğu için, neden televizyona çıkartılır, neden gündeme taşınır anlayamıyorum ve bu konuyu kapatıyorum. Karşımda bunları gevelese, elime Taraf gazetesi tutuşturmaya çalışana yaptığım gibi, “bi sitti git lan” derim geçerim.
Amma bunun okumuşu vardı asıl dünkü programda. Türbanlı bir yazar kadın, aynen şunları söyledi:
“İnsanlara Atatürk adına zulüm ederseniz, sevmezler tabi.” Zulüm dediği de şunlarmış:
“Atatürk istiyor aç başını, Atatürk istiyor namaz kılma, Atatürk istiyor orda çalışma”
Bunu bu türün okumuşu, yazarlık yapabileni söylüyor. Ancak ne var ki, ben kafamı nereye çevirsem kafasındaki zindanı örtmeye çalışan bir türbanı sarmalamış bunlardan, pis sakallı bol pantolonlu tipler görüyorum etrafta. Akmerkez’de, otobüs yolculuklarında, uçaklarda, Cuma günleri caddelerde namaz kılan insanlar görüyorum. En garibi de, bunların heryerde çalıştıklarını görüyorum. Bu kadın neden bahsediyor?
Ve son olarak, bu cinsin en gelişmiş modeline, bu sabah gazeteleri okurken rastladım. Engin Ardıç bugünkü yazısında (18/06/2008) aynen şöyle diyor:
“Fakat Çekoslovakya olduğu sürece lafı kolaydı da, Slovakya ayrılınca Çek Cumhuriyeti sorun oldu.
Bu devletin adı, tamam da, ülkenin adı nedir?
“Çekistan” diyorum, tuhaf tuhaf bakıyorlar.”
Bakarlar tabi, Çek Cumhuriyeti ülkenin adı. Cumhuriyeti. Česká Republika
Recent Comments