ingiltere kralı, rahmetli başkan kenediiee, taçsız kral pele, bakenbauver, kaleci mayer, nadya komanaçie, biricid bardo, fenerbahçeli cemil...
İncelediğiniz Etiket: türk
ITU öğretim üyesi, antropolog Timuçin Binder, Anadolu’nun 1071 Malazgirt Savaşı ile Türkleştirildiği savına karşı çıkıyor. Diyor ki, genetik araştırmaların sonucunda şu an burada yaşayan Türklerin 40 000 yıl önce de bu topraklarda yaşadığı ortaya çıkıyormuş. O zaman bizim Malazgirt savaşıyla Anadoluya girdiler diye bildiğimiz topluluk Çinliler olsa gerek. 40 000 yıldır burada yaşarken, pardon ama geri zekalı mıyız önce OrtaAsya’ya gidip, sonra kendi insanlarımızla savaşıp geri girelim Anadolu’ya. Muhtemelen bizim tarihçiler bir yerlerde yanıldılar, Alparslan diye bildiğimiz de Tsu-kung olsa gerek.
Bir bilim adamının benim kadar gerizekalı olmadığını sanıyorum, elbette Timuçin Bey işin doğrusunu biliyordur. Benim bu şekilde saçmalama yol açan haberin veriliş biçimi. Benzer bir haberi, belki 7-8 sene önce Cumhuriyet Gazetesinde görmüştüm. Antalya’da bulunan 2000 yıllık bir mumya, aynı köyde yaşayanlar ile akraba çıkmıştı. Biz de şaşırmıştık.
Kısacası geldiğimiz nokta; biz zaten buradaydık, Türkler geldi, toprakları işgal etti.
Bizim kurduğumuz cumhuriyetin değerlerine ne kadar ters. Eski Yugoslavya dağılma sürecindeyken sevdiğim iki sanatçıyı takip ediyordum. Emir Kusturica ve Goran Bregoviç. İkisi de Yugoslavya dışında yaşıyor ve ülkelerini dışarıdan izliyordu. İkisi de “Büyük Yugoslavya”ya inanıyordu ve ülkelerinin bölünmesini istemiyordu. O zaman bana doğru gibi gelmemişti. Ben olsam gider savaşırdım diye düşündüm. Çünkü o anda, “Büyük Yugoslavya”yı bölünme sürecine getiren yaşananlardan habersizdim. Haberim olmasına gerek yoktu, gelinen noktada bir önem teşkil etmiyorlardı. Biri diğerine zulüm yapmış, öbürü bir diğerine yapmış.
Bu saçmalıklara kanmayalım. Bilimsel her türlü gerçek hazım edilebilir ancak bölünme projesine dahil organlardan çıkan ifadelerde artık alt beyine gönderme aramak gerekiyor.
OrtaAsyadan göç olmamışmış. Sanki biz, lazlarla, çerkezlerle, kürtlerle, rumlarla, yahudilerle elele geldik Malazgirte sanıyorduk. Bu aptal yerine koymaya müsait tartışmalara girmemek dileğiyle.
Not: Ben de kimseyi aptal yerine koymamak için, Türk nedir, Türkiye Cumhuriyeti kimlerden oluşur, OrtaAsya’dan gelenler kimlerdir ve Büyük Yugoslavya ile alakası nedir gibi konuları geçiyorum…
Ben 31 yıl önce geldim bu topraklara
Şehitler ve terör hakkında görüşlerimi belirtmeden önce, fikirlerime ters düştüğü sanılan bir takım kavramları kendime göre netleştirmek istiyorum. Kendime göre, çünkü gene de itirazlar olacağından eminim.
Demokrasi denilince insanın aklına hemen, özgürlük ve özellikle fikir özgürlüğü geliyor. Her türlü görüşün özgürce tartışıldığı, fikirleri aynı olanlardan, çoğunluğun geri kalanları yönetme hakkı. Azınlıkların haklarının da korunması, başkalarının haklarının da olduğu bilinci gibi bir takım yan öğeleri de vardır. Burada demokrasinin ne olduğunu anlatacak değilim, dileyen okuyucular ilgili wikipedia maddesine göz atabilirler.
Benim tartışmak istediğim şey, önceliklerimiz. Demokrasilerde herkesin fikrini belirtmeye ve bunun için çaba sarfetmeye hakkı vardır, değil mi? Örneğin, sizin Türkiye topraklarında hakkınız olduğunu beyan etmeniz, ve bu konuda çalışmalar yapmanız demokrasidir, öyle mi? Güneydoğu Anadolu bizimdir diye düşünüp burayı almak istemek hakkınızdır, diyorsunuz? Biz buranın ezilen halkıyız, ülkenin geri kalanı bolluk ve refah içindeyken biz burada sürünüyoruz, o zaman biz Türk değiliz Kürdüz ve hakkımızı alırız diyorsunuz, yanılıyor muyum? Demokrasi varsa, kendi milletvekillerimi seçer yollarım meclise, ananızı belletirim bile diyorsunuz. Hakkınızdır, helali hoş olsun.
İnsan haklarına bakalım. Kürtlere yönelik hak ihlallerine son verilmesini sağlamak. Benim Kürt insan hakları projesi adı verilen şeyden anladığım ve bizi ilgilendiren kısmı bu kadar. Biz, biz de kimsek artık, lazların, çerkezlerin, yahudilerin, ermenilerin (bu da karışık), türkmenlerin ve daha bir sürü Türkiye Milletini oluşturduğunu düşündüğümüz grubun haklarını ihlal etmiyoruz da, bir Kürtlere kastımız. Neden bilmiyorum, sevmiyoruz onları…
Şimdi birbirimizi salak yerine koymayalım. Demokrasi, bir ülkenin bütünlüğüne göz koymak, bir ülkenin insanlarının ayaklanıp, başka bir ülke kuracağız diye dağlara düşmesi değildir. Eğer öyle ise de ben demokratiğim diyenlere “hadi ordan” dememiz gerekir, ki böyle sananlara diyeceğiz. Ve eğer ki, Kürt insan hakları projesi diye bir saçmalığın peşindeyseniz, kendiniz kaşınıyorsunuz diyebilirim. Sevgili bir arkadaşım “Kürt olduğum için ilkokulda dayak yedim” demişti. Ne kadar doğru bilemiyorum, ama kandırılmak isteyen insanlara anlatılan efsanelerin, bir müddet sonra bu insanlar tarafından kendi başlarına gelmiş gibi aktarıldığına çok şahit oldum. Ben de bir sürü okula gittim, askere gittim veya başka topluluklarda bulundum. Kimse kimseyi Kürt diye dövmedi.
31 yaşındayım, kardeşim yok. Kardeş yerine koyduğum insanlardan biri lazdır, biri boşnaktır, bir diğeri de Alevidir. Askerde birbirinize emanet edildiğiniz bir sistem vardır, “badilik” derler, bir “badi”n olur ve onunla birbirinizden sorumlu olursunuz. Benim badim, bir karmaşada bana saldırdıklarını düşünüp, on kişinin içine atlamıştı benim için. Kürtdü, Türkçe’yi az biliyordu. Bana, eğer askere gelmese PKK’ya katılmak zorunda olduğunu anlatmıştı. Yengem çerkesdir, ve kimbilir komşum nedir? Hatta kimbilir ben neyim?
Bu benim Türkiyemdir. Sen şerefli bir Türkün olduğu herhangi bir ortamda, bu ülkenin toprağında yaşayıp, bu ülkenin okuluna gidip, bu ülkenin ekmeğini yiyip, ben Türk değilim, kürdüm dersen, evet dayak yersin muhtemelen.
Kürt kardeşlerim, üzgünüm sizler için. Kandırılmakta olduğunuz için, aranızda zekası düşükler olduğu için üzgünüm, “bizim” aramızda da var. Ama o dağlarda soydaşlarınız, bizim askerimize saldırdığı müddetçe, hala “ben önce kürdüm” derseniz öleceksiniz.. Bunun ne demokrasi ile, ne de insan hakları ile alakası var. Bunun adı VATAN