ingiltere kralı, rahmetli başkan kenediiee, taçsız kral pele, bakenbauver, kaleci mayer, nadya komanaçie, biricid bardo, fenerbahçeli cemil...
İncelediğiniz Etiket: Türkiye
Engin Ardıç bugünkü yazısında, “CHP’yi Baykal’dan kurtarmaya meraklı tazeler”den bahsetmiş. Bu tazeler Baykal gidip yerine başkası geldiğinde, CHP roket takıp uçacak sanıyorlarmış. Ve de yanılıyorlarmış. Doğrudur. Ben de Baykal’dan kurtulma heveslisi bir taze olduğumdan, üzerime alındım biraz.
Baykal’dan kurtulmak istiyorum, taze olabilirim ama CHP’li olarak söylemiyorum bunu. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak istiyorum Baykal’dan kurtulmayı, tıpkı mecliste görev yapan milletvekillerinin yüzde doksandokuzundan kurtulmak istediğim gibi. Ama Baykal giderse, CHP roketler, oyların üçte ikisini toplar gibi bir hayal de kurmuyorum. Ben sadece Baykal gitsin istiyorum, tabi Baykal’ın gitmesi demek, onun zihniyeti gitsin demek oluyor.
Bana ulusalcı, faşist, cumhuriyetçi vesaire diyebilirsiniz. Ama hepsinden üstte ne olduğumu, Fikret Kızılok’un şu sözlerinin altına imzamı atarak anlatayım; “soldan doğdum soldan uyandım solda oturdum insan olmanın haysiyetini solda buldum hep solcu oldum hep solcu kalacağım. Sebebi gayet basit; insanın soyutlarının ve somutlarının bir bütün olduğudur.” İşte bundan sonra, ulusalcılık gelebilir, faşistlik gelebilir, hatta özel yaşantıma bakarsak bayağı bir liberal olduğum görülür.
Ha bu arada, Türkiye’nin demokratik şekilde yapılan tüm seçimlerinde sağ partilerin başımıza geleceğinin de farkındayım. Bu bir gerçek, Türkiye gerçeği. Bu ülke avantacılığın prim yaptığı, sağcılığın, bir beyin bunu nasıl içtenlikle savunabilir anlayamasam da, çoğunlukta olduğu bir ülkedir. Geçtiğimiz günlerde Serdar Turgut’un yazdığı gibi bir ülkedir. Ben bu ülkede sol görüşün egemen olduğu bir yönetim beklemiyorum zaten. Ama biliyorum, benim gibi düşünen milyonlarca insan olduğunu biliyorum.
İşte Baykal, bu insanların tüküre tüküre, herşeye rağmen CHP’ye oy verdiği bir ülkenin muhalafet lideridir. Ben solculaşmasa da, sağcılaşan, avantacılaşan, gericileşen, AKP’leşen bir CHP istemiyorum. İktidarın memleketi satması, insanları bu hale sürüklemesi sorun değildir, muhalafet de bu yağmaya katıldığında o zaman çok büyük sorundur. Ben bu yağmaya katılmak istemiyorum.
Ben CHP’nin başında haysiyetli bir ekip istiyorum, bu ekibe oy verip meclise sokmak, elli yıldır başımızda duran yağmacılara, hırsızlara, gericilere, faşistlere karşı bir emniyet olmasını istiyorum. Baykal’lı CHP bu vasfını yitirmiştir. O yüzden artık elime tüküre tüküre CHP’ye oy vermek istemiyorum. Çünkü biliyorum, CHP bu seçimlerden güç kaybetmeden çıktığında, bu yolun doğru olduğunu düşünecek. Bu yolun yanlış olduğunu bilip, eline tüküre tüküre oy veren güzel insanlar sayesinde.
Ben buna ortak değilim arkadaş.
Serdar Turgut, ki çok da haz etmem, Uğur Mumcu’nun “Sesleniş” adlı köşe yazısı misali tarihe kalın harflerle not düşülebilecek kıvamda bir yazı yazmış. Gidin Akşam Gazetesi alın, bu yazıyı okuyun, bir daha okuyun, düşünün, okutun, saklayın, birbirinize zincir e-posta olarak gönderin, evinize işyerinize çerçeveletin asın.
Çünkü geldiğimiz nokta daha açık anlatılamazdı, bu yazı son kurşundur. Bu yazı da hedefi bulmazsa, sen sağ ben selamet.
Okuyun: Tiksinti
Bu CHP’ye oy vermenin Cumhuriyete ihanet olduğunu düşündüğüm malum. Ama bir çoğu için bunun problem olmadığını biliyorum. Bir kaç konuyu anlamamız lazım. Aşağıda yazdıklarıma inanmayanlar seçimlerden sonra tekrar buyursunlar.
CHP hiç bir şartta, İstanbul ve Ankara’yı alamaz. Değil Kılıçdaroğlu, İsmet Paşa aday olsa gene olmaz. CHP’nin, Kılıçdaroğlu’nun bu seçimleri kazanacağını ve İstanbul’u yöneteceğini düşünmek saflıktır, AKP’yi tanımamaktır, İstanbul’u bilmemektir. Bu gibi çıkışlarımda beni “umut-kırıcı” olarak suçlayanlar var, işte bu saflıktır. İşte bu AKP’nin neden %50 aldığının yanıtıdır. Çünkü seçmeni, çevresindeki 50 kişiden ibaret sanmak gibi bir yanlışın içindeler. İstanbul seçmeni Kılıçdaroğlu’nu tanımaz, bu seçmen Topbaş’ı da tanımaz. İstanbul seçmeni, yolsuzluklara karşı duran, avantayı bitirme niyetindeki bir kişiye oy moy vermez, veremez. İstanbul’da, hayatında deniz görmemiş kaç kişi oy veriyor biliyor musunuz?
Gerçekçi olalım, CHP sol bir parti değildir artık. Demokrat bir parti zaten değildir, Atatürk’ün partisi hiç değildir. CHP’nin başındaki o malum 5-6 kişi, kemik bir oy sayısını parsellemiş ve üzerine yatmıştır. AKP gibi büyük vurgunlar yapamıyor olsalar dahi, kendi çaplarında bunun rantıyla geçinen, hatta büyümeyi istemeyen, “buna da şükür” diyen vizyonsuz bir görünüm içindedirler. Son dönemlerde görmüş olduğunuz açılıp saçılmalar, kaybedilen oyların telafisinden başka birşey değildir. Eğer Kılıçdaroğlu olmasaydı yaşanacak olan hezimetin, Kılıçdaroğlu ile en azından eski durumunda kalabilmesi çabasıdır. Yani Kılıçdaroğlu ancak eski oy oranını kurtarabilir ve CHP’de bakın seçmenimiz hala yanımızda der.
Bu saçmalığa düşmeyelim, bu CHP ile dedeniz, babanız hangi noktada bıraktıysa, o noktaya dönersiniz. Akıllı olalım, CHP’nin artık bizim CHP olmadığını kabul edelim, yenilmeyi bilmeyenler, eninde sonunda zavallı durumunda düşerler. Bu CHP’nin bizi zavallı durumuna sokmasına izin vermeyelim. CHP’yi rakiplerinin değil, gerçek Cumhuriyetçilerin bitirdiğini yazsın tarih. CHP’yi tarikatler, kuran kursları, şeyhler müritler değil, siz, Atatürk’ün çağdaş çocukları bitirin.
Yerel seçimlerde zaten bir şansımız yok.
O zaman belki genel seçimleri kurtarırız.
CHP, Ergenekon’dan sonra, Atatürkçü düşüncenin bitirilmesine yönelik darbenin, halka karşı uygulanan son basamağıdır. Alet olmayın!
Ey Atatürk’in Partisi,
Partiye çarşaflı da al, sarıklı da. İstersen Aczmendi al. Ama bununla gösteriş yapma, bununla pazarlama yapma. Pazarlama yapacaksan, sanatçı al, bilim adamı al. Bunu da beceremiyorsan, sus otur. Biz zaten alışığız.
Ey Atatürk’ün Partisi,
İster Kuran kursu aç, istersen manastır. Ama bunun gösterişini yapma, bununla pazarlama yapma. Pazarlama yapacaksan, gitar kursu aç, yazarlık atölyeleri aç. Beceremiyorsan sus otur.
Ey Baykal,
Sana her rakip olma potansiyeli taşıyanı yok ettin. Çevrene ağzından çıkanı kulağı duymayan dedeleri, işi gücü belli olmayan mezcup kılıklı ne idüğü belirsizleri topladın. Şimdi de Kılıçdaroğlu gibi parlamakta olan bir yıldızı, sözüm ona ödüllendirip, bitirdin. Evet bitirdin. İstanbul’da yaşayan 12 yaşında çocuklar bile bu halkın muhallebiciye oy vereceğini, Klılçdaroğlu’nu seçmeyeceğini biliyor.
Tek tek, sırayla AKP’nin tüm hırsızlarını ortaya çıkaran, CHP”nin 60 yıldır yapamadığı hizmeti bir ayda yapan, CHP’nin eylem açısından gelmiş geçmiş en başarılı neferlerinden birini, bile bile, göz göre göre ateşe attın. Eğer düzgün birinin senin önüne geçmesi, ölmene bağlıysa Baykal, öl lütfen!
Bundan gayrı benden CHP’ye zırnık yok, Atatürk’ün partisi diye CHP’ye oy verecek olanlar da bir daha düşünsünler. Atatürk’ün kemiklerini bir çok hainden çok daha fazla sızlatır bu CHP’ye oy vermek.
Bugünü de iyi hatırlayın.
Faşistlerin televizyon ve sendika bastığı gün, Baykal da kendini CHP’nin üstünde gördüğünü açık etti.
Bu yeni nesil F Tipi faşistlere de herhalde FF diyeceğiz bundan böyle. Ortalıkta hukuk ayaklar altına alınırken, çok özgür çok liberal basın ve bu basına biat eden köpekler (Beyaz’dan özür diliyorum) ve hatta biat ettiğini farkında olmayan, Fethullahın kuklasına dönen dangalak liberallerden hiç ses çıkmıyor. Ben neden bazı liberal görünümlü öküzlere faşist diyordum anlamayanlara duyurulur.
Polis, asker veya halk, hiç farketmez, ART’ye yapılanları ROJ TV’ye yapsaydı görürdünüz o liberalleri. Veya Metal İş sendikası yerine AKP kadın kolları basılsaydı.
Tam da bu esnada, Baykal denen, Ergenekon’dan daha tehlikeli birisi, belki de CHP’nin tek kurtuluş umudu olan Kılıçdaroğlu’nu İstanbula belediye başkan adayı ilan ederek harcadı. Kılıçdaroğlu bu seçimi kazansa da kaybetse de, kaybetmiş olacak. Kazanırsa, ki kazanamaz, kendisine yapılacak baskıyı ve muhalafeti kaldırabilecek bir parti yok arkasında. AKP 6 ayda işini bitirir. Bazıları onun işini bitirdiği AKP’lileri gösterip heyecanlanabilir. Ancak kazın ayağı öyle değil. Kılıçdaroğlu bu sefer diğer tarafta olacak. Baykal her zaman yaptığı gibi, önüne çıkması muhtemel bir rakibi, küçük hesapların insanı olarak harcadı.
Gerçek CHP’lilerin, “Baykalcılık”dan kurtulup ellerini taşın altına koyması gereken zamandır. İstanbul gibi bir “göbeğini kaşıyan adam” ormanında zaten Kılıçdaroğlu’nun kazanma şansı yok, tıpkı Ankara’da herşeye rağmen İ. Melih Gökçek’in kazanacağı gibi. Gerçek CHP’lilerin bir an önce Baykal denen dinozordan kurtulmaları, hatta ne İstanbul’da ne Ankara’da CHP’ye oy vermemeleri gerekmektedir.
F-Tipi faşizm yükselirken, bunun karşısında yıldırım gibi durması gereken muhalafet lideri, küçük hesapların peşinde hala. Küçük hesapların adamı…
Bir de söylemeden geçemiycem, bu F-tipi faşizmin her vatanseveri vuracağına inanıyorum ve bunun bir itibar meselesi haline geleceğini düşünüyorum. Yani yakında Ergenekon denilen soruşturma yüzünden gözaltına alınmayan vatanseverler rencide olacaklar. Acaba ben yeterince Atatürkçü değil miyim? Beni de alın.