Tansu Günay is a false positive

Yanlış pozitif bir web günlüğü
Ne Demiş:
Rabbime sordum Cleveland dedi
(Kocası Kemal Unakıtan\'ın nerede ameliyat olması gerektiği)
Ahsen Unakıtan

İncelediğiniz Etiket: Türkiye

Hakaret saydığımız bir kelime vardır. Cinsel ilişkide, erkeğe düşen kısmın argosu. “Öküzün trene baktığı gibi bakmak” değil, “kıçını devirip uyumak” hiç değil, sevgiyle uzaktan yakından alaka bizim köyden değil! Anladınız siz onu, derler ya “ebeni s..”

Peki neden büyük çoğunlukla sevdiğimiz kişilerle yaptığımız bir şeyi, gerekli gereksiz bir küfür olarak kullanırız? Bunca yıldır bunca erkek, severek ve isteyerek bu eylemde bulunurken, en çok da onlar bu kelimeyi küfür olarak kullanıyorlar. Bir de her erkeğin kendi performansını bulunmaz hint kumaşı sanmasını işin içine katarsak, iyiden iyiye içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Örneğin, işyerinde arkadaşınız çay getiriken sizin üzerinize döktü, spontane olarak şöyle deriz: “Hay senin yapacağın işi s..yim”. Lan hani süperdin yatakta? Adamın yaptığı işi beğenmeyip hakaret ediyorsun, ama o müthiş performansınla ödüllendiriyorsun.

Bir diğer ilginç durum da, bu kelimenin ifade ettiği eylemin, olması gerektiği yerden ziyade dilimize vurması, sözel anlamda daha çok şey ifade etmesidir. Birisi gelip, “bacını s..yim” dediğinde ve bunu gerçek anlamda yapmadığında, sadece dile getirdiğinde delleniriz. Adamı döveriz, vururuz kırarız. Cinayet sebebi bile sayılır. E bacılarımız bakire mi ölüyor? Eninde sonunda biri veya birileri bunu yapmıyor mu bacılarımıza? Sen bunu gerçekten yapana laf etmiyorsun da, bunu çok da hevesli olmayan bir temenni biçiminde dile getiren adama ne kızıyorsun?

Askerlik yapan herkes bilir. Bu eylemin dile nasıl vurduğunun kabesidir askerlik. Dediklerine inansan, sanırsın ki herkes heran her yerde birileriyle sevişip duruyor. Askerlikde çokça söylenen ve artık söylene söylene mi gerçek olmuş yoksa cidden hayatın bir parçası mı olduğunu anlamadığım bir söz de “s..en yaranır” dır. Askerliğini üst olarak yapan herkes bunu çok iyi bilir. Önceleri herkese arkadaş gözüyle bakarsınız. “Hadi kardeş şu yaprakları bi toplayalım şurdan” veya ” Arkadaşlar saat 8 oldu, haydi uyanalım” gibi nazik yaklaşırsınız ama bu durum zamanla yerini ” 5 dakikanız var, yapraklar toplandı toplandı. Yoksa  istikamet Zonguldak asfaltı” ve “Kalkın hüleaayn” gibi nazik olmayan ama sonuca yönelik cümlelere bırakır.

Velhasıl efendim, birini döversiniz, maçta yenersiniz, terfi edersiniz, birine veya birşeye kendinizi “üstün” kıldığınız her anı, hani o bir tek gerçek anlamında beceremediğiniz kelime ile ifade edersiniz. Üstelik bu eylem, güzel bir eylemken.

Peki bunları neden anlatıyorum? Hayatımıza veya geçimimize bir faydası var mı? Bunca yıldır bu kelimeyi böyle kullanmasaydık süper cinsel yaşamlarımız mı olacaktı? cinsel yaşamlarımız süper olsaydı bu kelimeyi böyle anlamsızca çarçur etmeyecek miydik? Karşımızda mağdur ve ezik olan veya böyle olmasını temenni ettiğimiz kişilere karşı kullandığımız bu kelime yoksa bilinçaltımızda bir şevkat göstergesi mi? Yani halı saha maçında yendiğimiz rakibe, “nası s..tik ama” dediğimizde, bu bir teselli armağını mı acaba?

Neden deveye diken de insana s…en? Neden?

Önümüzdeki yerel seçimlerde bunu Ankara halkına soracağım. Neden?

Etiketler: , ,

Geçenlerde Doctus’da bir üyemiz, bir diğer salaklara yönelik haber yapma medyası CHIP dergisinin, Linux’un yaratıcısı Linus Torvalds’ı dünyanın en iyi on “hacker” ı arasında göstermesinden şüpheye düşüp bir konu açmıştı. Zira “ne kadar az IQ o kadar para” mantığıyla çalışan bu haberci aynı zamanda hacker’ın tanımını msn şifresi çalmaya çalışan kimseler olarak falan yapıyormuş. Düşünseniz Linux kız arkadaşının msn şifresini kırmaya çalışırken yanlışlıkla Linux çıkartmış.

Neyse, bu durum bana hemen HaberTürk’ü hatırlattı, uzun zamandır girmiyordum. Önce Fatih Altaylı’ya bakayım dedim, Altaylı yazısında herkesin HaberTurk’ün çıkartacağı gazeteyi konuştuğunu söylüyordu. Sonra aradım taradım kim konuşuyor diye, çünkü ben HaberTurk hariç her medyayı düzenli takip ediyorum, kimseden duymadım bu gazeteyi. Neyse buldum, meğer Fathi Altaylı’nın 4 yazısından 3′ü bu gazeteyle ilgiliymiş, herhalde ondan bahsediyor. Çıksa da bir an önce batsa, zira Habertürk vay ne kadar hit alıyorum, bunlar gazeteyi bir alsa voleyi vururuz diye düşünüyor olabilir. Büyük hata ederler, o sitenin takipçileri arasında tuvalette OMO kutusunun arkasını okuyacak kapasitede dahi az buçuk adam var. Yüz ziyaretçinin doksansekizi, haberleri okumadan yorum yapan çapulcu tayfası. Onların bu gazeteyi alacaklarını düşünüyorsa, vay haline.

Neyse, daha güzeli bir haber gördüm, ki görmez olaydım. Bağlantı falan verip salaklığı buraya da bulaştırmıycam. Nobre denen futbolcu, basın toplantısı sırasında ayakkabısını çıkartıp, atıyor gibi yapmış. Ve bu anı, orada bulunan onlarca haberci arasından  sadece ve sadece HaberTürk yakalayabilmiş. Muhtemelen diğer haberciler, haber arıyorlardı zira.. Tabi en önemlisi HaberTürk haber diye, bu görüntüyü yakalamasını yayınlamış. Yani haber diye çektiği fotoğrafı koyup, Nobre böyle yaptı dese, tamam. Bunu yapmamış. Bu görüntüyü bir tek Habertürk yakaldı diye haber yapmış. Çünkü okuyucu salak, biliyor. Bakın bu çok büyük atlatma bir görüntü, bunu kimse yakalayamadı, biz en büyüğüz. Şimdi hep beraber…

E bu apaçık okuyucusuna salak demek değil mi? Bu da büyük başarı ile yakalanan görüntü.

121573

Uzatmadan,

Ergenekon terör örgütü diye nerede bir hükümet karşıtı aldılar mı içeri?

“Hani kanıt?” dedik, çıkartıyorlar. Susurluk davasının kantılarını, göbeğini kaşıyan dıngıla Ergenekon diye sokacaklar. En çok da zamanında Susurluk davasının üzerine gidemeyen şimdiki Liberaller mal bulmuş mağribi, hatta yeni gelin gibi atlıyorlar bu cephanelerin üzerine.

Bari sen yapma be sözde değil özde Liberal kardeşim. Yuh!

Etiketler: , ,

Ortalık öyle duman ki, nereden başlasak nasıl anlatsak bilemiyoruz.

Allahtan renkli kişilikler de var, ki neyin ne olduğunu ayırabiliyoruz.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Yargıtay‘ı uyardı. ” Hükümetin yargıya müdahalesi söz konusu değildir” derken, “Yargıtayın Ergenekon konusunda yorum yapması İhsas-ı Rey sayılır” diyerek müdahalede bulunmaktan kaçınmadı ve hükümetin ayak üstü yalan atma alışkanlığından güzel bir örneği aynı cümleye sığdırarak bir rekora imza attı.

Bundan sonra, mesela İ. Melih Gökçek’den, aynı anda üç yalan söyleyip, üçünü de aynı cümleyi bitirmeden deşifre etmesini bekliyoruz.

Ama anlamak da istemiyoruz bir yandan…

Şimdi de Kürtlerden özür dileyeceğiz. TESEV böyle uygun görmüş, hani bir kaç hafta önce de biri “Kürt Soykırımı” diyordu. O da olur ağam, o da olur paşam. Sıraya girin…

Lan ne milletmişiz, kürdü ermenisi, ne bulduysak anasını bellemişiz.

Bence artık kendini azınlık gören ezikler, Hrant gibiler, Samast gibiler tarafından gebertildiğinde mıymıy etmesinler. Kendileri kazıyor mezarlarını.

Aydınlar, teröristler, katiller, nerde bir ezik varsa bir olmuşlar Türk’ü aşağılıyorlar ama faşist gene Türk oluyor. Tarih yazılıyor efendiler, gerçekten eline kalemi alan kafasına göre yazıyor tarihi. Buna karşı ses çıkartmaya meyilli herkes de içerde, Ergenekon vesilesi ile.

Kim ırkçılık yapıyor bu memlekette? Bu zulüme yurdum “Samastı” sıkmasın da ne yapsın?

Etiketler: ,