Bilen bilir, ben uçmayı sevmem. Uçmayı sevmem derken, zaten uçamam da fizyolojik açıdan, ama öyle derler ya, “yarın sabah Paris’e uçuyorum” falan diye.

Uçağa binmememin bir çok sebebi var, tabi temelinde ölüm korkusu geliyor, bunu aslında söylemeye gerek bile yok.

Özel sebeplere gelirsek, bir kere kocaman demir yığınının nasıl olup da uçtuğunu anlamıyorum. Hazarfenin kanat takıp süzülmesine tamam ama, bilmem ne kadar tonluk demirler süzülüyor derseniz, bir dur derim ben de. Şeytan icadı (Televizyonu da anlamıyorum, özellikle naklen yayını).

Diğer bir sebep, uçağı kullanan kişilere zerre güvenmiyor oluşum. Hani ben kullansam belki binerim. Tanıdığım biri gitti bilmem kaç ay bir kursa, pilot oldu şimdi adını vermiyim bir havayolu firmasında pilotluk yapacak. Allah aşkına biner miyim ben o uçağa, adamın düz yolda düştüğünü, nasıl araba kullandığını biliyorum.

Sonra, motoruna kuş girince düşüyor bu meretler. Kuş lan, meteor olsa, ara sıra yağan kurbağalar falan olsa tamam tesadüfün böylesi derim de, kuş girince düşen alet mi olur havada. Düşünsenize, balığa çarpınca batan gemi gibi, ya da asfaltta takla atan araba.

Şöyle derler bir de, bak bakalım yılda kaç kişi trafik kazasında ölüyor, kaç kişi uçak kazasında. Asıl sen bak bakiyim, kaç kişi trafik kazasından kurtuluyor, kaç kişi uçak kazasından kurtuluyor. Al dün 160 kişi öldü, bir kazada bu kadar insan ölür mü yahu? İzan diye bir şey var. Şimdi açıklarlar, kalkışta motorun vidasının gevşemesi sebebiyle…. Yuh ulan bi motor durdu diye katliam mı olur?

Ve en çarpıcı argumanıma geliyorum. Uçaklar dünya dengesini bozuyor. Her hangi bir canlının o hızla, o kadar kısa sürede seyahat etmesinin ekolojiye ters olduğuna inanıyorum. Yani var mı doğada 5 saatte okyanus geçebilen bir canlı? Okyanus geçilecekse, minimun 30 günde geçilmeli. Ondan sonra adam fırt Amerika’dan kalkıp, Irak’a bomba atıyor 10 saatte. Halbuki gelse buraya 45 günde, atar mı o bombaları. Önce bir durup su içer.

Neyse uzatmayalım daha neler çıkar, binmiycem işte.