Varan Turizm
Varan Turizm ile yaptığım seyahat sırasında dizüstü bilgisayarım çalındı. Ve ben, dizüstü bilgisayarlar için ayrı bir yönetmelik olması gerektiğini farkettim. Zira diğer değerli eşyalardan ufak bazı farklar içeriyor dizüstüler. Örneğin otobüse binerken, en sevdiğiniz hırkanızı bagaja verebilirsiniz. Ve ya maddi değeri yüksek bir kitabı bavulunuza koyar, bagaja yollarsınız. Ama dizüstü bilgisayarlar için bu geçerli değil. Çünkü bagaja vermezsiniz, korkarsınız sığırın biri üzerine koca bavulu fırlatır ya da dizüstünün kendisini fırlatır diye. Ayrıca otobüslerde internet de var, bağlanmak istersiniz ve yanınıza alırsınız.
Ne var ki, dizüstünü Varan Turizm otobüslerinde yanınıza alıp, arkadaşlarıma “elololooy şu an İzmir’i geçtim, bekle beni İstanboouulyt” şeklinde mesajlar atayım diyorsanız, o bilgisayarın kayışını nöbette uyumaya niyetli bir askerin ciddiyetiyle belinize falan dolamanız gerekir. Zira 14 saaatlik bir yolculukta, o bilgisayar yanınızdayken uyursanız, çalınıyor. Ve tabii ki, bazı kurumsal beyinli (mesailer), plaza önlerinde simit kuyruğu müdavimi arkadaşların hazırladığı yönetmelik gereği, siz hırsızdan daha suçlusunuz. İçerisinde eylemsiz bir şekilde gittiğim otobüs, halis muhlis Varan Turizm otobüsü, duraklanan mola yerleri kanlı canlı Varan Turizm tesisleri. Ama çalınan dizüstü ise, suçlu sahibi.
Bu arada beni tek sanmayın, “şikayet var” sitesi çalınan / kaybolan eşya mezarlığına dönmüş. Artı bagaja verilip de yok olan ve ne hikmetse ondan da sorumluluk kabul etmeyen bir Varan Turizm şikayeti de var. Bu mağdurlara da, “değerli eşyalarınızı bildirmeniz gerekliydi” denmiş. Örnek veriyorum. “Al muavin çocuğum şu çantayı, dikkat! Bildiriyorum, çantanın içinde 2 milyon nakit, 3 külçe altın ve bazı paha biçilemeyen tarihi eserler var.” Bunlara göre en güvenli Varan Turizm seyahatinin şekli bu.
Peki, kanun kanundur. Bulacaksın çözümünü. Mesela otobüsle seyahat edeceksen yanına alma bilgisayarını. Bilgisayarla mı doğdun? Ha illa da alacaksan yanına, sonuçlarına katlanacaksın. Peki paşam, katlanalım da, örneğin benim işyerimde ve ya evimde, bir başkasının bir şeyi çalınsa, şahsen ben bir utanır sıkılırım. Mahçup hissederim, özür dilerim falan. Ancak Varan Turizm isen, şöyle davranırsın:
İneceğim yer olan, Kavacık’da farkettiğim hırsızlık olayını hemen muavine bildirdim. Muavin de hemen bir yerleri aradı ve bana “Çağlayan’a kadar gelin, Müdür bey sizinle ilgilenecek dedi”. İnmedik, devam ettik Çağlayan’a. Bir müddet müdürün işlerinin bitmesini bekledim. Müdür bana, olayı anlatan bir yazı yazmamı söyledi ve bu yazıyı Halkla İlişkiler bölümüne göndereceğini belirtti. Halbuki ne güzel departmanımızdın sen halkla ilişkilerci abla. Uzatmadan, yazdık yazacağımızı ve eve döndük. Ama serde kurtluluk var ya, duramadım yerimde Varan Turizm Halkla İlişkiler departmanını telefon vasıtası ile aradım.
Telefonda “o zaman sizi şu beye bağlayayım” zinciri bana üst düzey biriyle görüşeceğim konusunda umut verdi. Bir kaç kişi sonunda doğru insanı, Varan Turizm Halkla İlişkiler insanını karşımda buldum. Aramızdaki Levent Kırca diyaloğunu montaja girmemiş haliyle sunuyorum:
Varan Turizm Halkla İlişkiler İnsanı: Buyrun Tansu Bey
Ben: Efendim benim bilgisayarım, sizin otobüste çalındı. Beni de Çağlayan’a götürdüler, size bir yazı yazdırdılar konuyla alakalı, şimdi bu gelişmeleri nasıl takip edebilirim?
Varan Turizm Halkla İlişkiler İnsanı: Ne gibi gelişmeler?
Ben: Hani olayı anlattım ya yazı ile, artık her ne yapacaksanız onları nasıl takip edicem?
Varan Turizm Halkla İlişkiler İnsanı: Bir şey yapmayacağız.
Ben: Peki beni iş olsun diye mi Çağlayan’a götürüp yazı yazdırdınız?
Varan Turizm Halkla İlişkiler İnsanı: Biraz öyle olmuş
Şimdi ben normal şartlarda, akıllı uslu bir herif olmadığımdan, benimle böyle konuşanlara cevap verme kabiliyetim yok. En yakındaki sert cismi, olmadı Allah ne verdiyse şamarı suratına yapıştırıyorum. Çevrede suratında Arjantin tip bira bardağı izi gördüğünüz birileri olursa, bilin ki tanışmışızdır. Bir gün boyunca düşündüm, derler ya hani “üzerine uyudum”. Bir iki avukat arkadaşla görüştüm, dava mava abuk subuk paralar harcatacakmış. Zaten de öyle illa Varan bana gitsin bi dizüstü bilgisayar alsın diye bir derdim de yok, da bu “adam”ı nereye koyacan? Halkla ilişkilerci diye, bizim Kanlıca’da eskiden IETT bileti satan bir “Halk Ekmek”çi vardı, onu koymuşlar masaya. Ben dedim bu a”dam”ı anlatan bir mail döşeneyim genel müdürlüğe, yav en azından bir “üzgünüz” falan desin biri. Mailimde uzun uzun, “kanunen bir suçlarının olmaması ile duyarsız olmak arasında bir fark olduğundan, halkla ilişkiler departmanı böyle yaparsa muavin ne yapmaz” arasında bir dert yandım. Avukatların bana dava aç demelerine, Cumhuriyet Başsavcısının “bana göre tazminat alırsın” demesine rağmen hukukla uğraşamayacağımı da söyledim.
Varan Turizm Halkla İlişkiler Sorumlusu Elif Büyükorbay şu cevabı yazdı bana:
SAYIN
BİROL YÜCE
Seyahatiniz esnasında Şirketimize ait otobüsten çalındığını iddia ettiğiniz diz üstü bilgisayarınız ilgili Şirketimizin herhangi bir sorumluğu söz konusu değildir.
Şöyle ki;
Öncelikle ; Genel hüküm kurallarına göre taşıyıcının sorumluluğu kendisine eşyanın TESLİMİNDEN itibaren başlamaktadır (TTK m. 781). Şirketimizin kendisine teslim olunmayan eşyandan sorumlu tutulması mümkün değildir. Kaldı ki, yine TTK’nun 786.maddesinin 2. fıkrasında yer alan açık hüküm gereği “Taşıyıcı, kendisine teslim olunurken beyan edilmemiş olan kıymetli eşya, para, kıymetli evrak ve diğer vesikaların hasar ve ziyaından mesul olmaz”
Bu itibarla Şirketimize teslim edilmemiş ve kendi yed’inizde(beraberinizde) bulunan şahsi eşyalarınız ile ilgili hukuki ve cezai sorumluluğumuzun bulunmadığını bilgilerinize sunarız.
Saygılarımızla..
VARAN TURİZM SEYAHAT A.Ş.
Ah be ablam, köpeğiniz olsun dizüstü bilgisayarlar. Hukuk bürosu musun halkla ilişkilerci misin? Ya bari ismi değiştirmeyi unutmasaydın. Birol Yüce kimdir? Hepimiz, Varan Turizm tarafından dizüstü bilgisayarları çaldırılan herkes sizin için Birol Yüce, değil mi? Belki de Birol Yüce Varan Turizm’de bilgisayarı çalınan ilk kişidir, halkla ilişkiler arasında onun yeri apayrıdır.
İşin halkla ilişkiler olduğundan, ve şu yaşadıklarımdan sonra sana “işini yap” demek abesle iştigal olacağından, bari kopyala yapıştır yaparken biraz daha hassas olun diyeceğim.
Edit: Nihayet Varan Turizm tarafından mağduriyetimle empati kurabilen biriyle görüşebildim. Pazarlama Müdürü Hanımefendi aradı, çok üzgün olduklarını ve halkla ilişkiler konusunda kesinlikle böyle bir durumun bir daha yaşanmayacağını söyledi. Ayrıca çalınma ile ilgili de araştırma yaptıklarını bildirdi.
Bir geçmiş olsun, bir üzgünüz denmesini bekliyor insan. Vatan Turizm’de farklı değilmiş Metro’dan.
Geçmiş olsun Tansu.
Bu sabah haberi senden aldığımdan beri kulaklarını çınlatıyorum Bay Varan’ın.
Kelimenin tam anlamıyla öküz bu herifler.
Hatta sana cevap yazan halkla ilişkilerci bile öküz, yontulamamış inek olamamış bir öküz.
Böyle dangalak şirketlere açılacak olan büyük tazminat davalarını merakla bekliyorum…
Birol Yüce kimdir yahu
Güldürdü beni şu Varan Turizm. Bu arada geçmiş olsun, adli yollara başvurmanı tavsiye ediyorum. Diğer şikayet dilekçelerini de ek yaparsın. Ayrıca başka kurumlara da ek şikayet dilekçeleri yazabilirsin. Bir tanesinden bir tanesi kesin tutar.
Öncelikle geçmiş olsun tansu abi. Ama hangi firmada olursa olsun bagajlar kendi kendine emanet bir şekilde gidiyor bagajda. Sözde verilen bagaj fişlerine bakılmıyor, genellikle birçok firmada gözlemlediğim bagaj kapağını açıp şanslıysak bir görevli bu kimin bu kimin diyerek bagajları veriyor, şanssızsak bagajları indirip hadi alın diye davranıyor.
Tabi değer beyanını nasıl yapacağız o konuda da birşey yok. Gün geliyor çantama sığdıramayıp harddiskimi adaptörlerimi vs bavuluma doldurup gidiyorum. Şimdi değer beyanı yapmak için bavulu teslim ederken bir envanter listesi falan mı imzalatalım yani ilgililere. Yanımıza eşya alırsak da yol boyunca nöbette mi bekleyelim yani?
Hadi her şeyi geçtim (ki geçilmemesi gereken konular bunlar ama) o telefondaki diyalog nedir? Madem hiç bir b*ka yaramayacak bir şeydi onca dilekçe vs doldurmak, ne diye taa ayağına çağırıp dilekçe doldurtursun. Bir de boşu boşuna uğraştırdık sizi dersin? Hadi yine öyle maili okuma nezaketinde bile bulunmayıp kopyala yapıştır maili gönderirsin…
Tekrar geçmiş olsun, hiç sanmıyorum ama umarım bir sonuç alabilirsin birol abi(pardon tansu abi)
Bir gelişme oldu, yazının sonuna ekledim.
Ben bu yazınızı tesadüfen gördüm ,okudum ve çok güldüm Gerçekten ilginç…birol yuce benim …evet ..geçen yıl varan turizmle yaptığım antalya yolculuğum sırasında,hem de farklı bir sırt çantasında olan bilgisayarım çalındı…hemde varan tesislerini kendi mola yerinde…ve ne tesadüftürki tam da işimiz yarayacak olan tesis kamerası kayıtta bile değilmiş…ve tarafıma şu yukarıda yazılan hatta kopyala yapıştır yöntemyle çoğaltılan bu cevap verildi….özür bile dilenmeden…bu arada aynı anda sadece benim değil başka bir yolcununda bilgisayarı otobüste uyurken kucağından çalındı…ne kadar güvenli bir yolculum yaptığımız varın siz taktir edin artık….ne mi yaptım?
Uğraşmakla elime bir şey geçmiyeceğini anlayarak hem madden hem manevi olarak güvenimi yitirdiğim bu firmaya karşı;daha fazla kayıba uğramamak için susup giden bilgisayarımın üzrine bir su içtim…hepimize geçmiş olsun arkadaşlar …
ancak asıl geçmiş olsunu..;”en etkili reklamın ,kulaktan kulağa yapılan reklamdır” kavramından bi haber olan bu PRESTİJLİ FİRMAYA diliyorum…..
GEÇMİŞOLSUN VARAN TURİZM….
Birol Bey,
Varan otobüslerinde notebookları çalınanlar arasında sizin yeriniz apayrı
Elimde kanıt olmamakla birlikte, çok çok ciddi bir şekilde bu hırsızlık olaylarında, Varan çalışanlarının (gerek otobüs, gerek mola yeri) da parmağı olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu kadar fazla vaka var, ve nedense o kameralar hep arızalı. Ve tesadüfen bulunduğum bir Varan mola yerinde dikkat ettim, bu kadar hırsızlık olayı varken, mola yerlerinde otobüs kapıları açık öyle duruyor.
Zaten bundan sonra ancak tesadüf edeceğiz Varan’la
varan truzim ile bulgaristana gidicektim şimdi kararsız kaldım tabi bu sizin başınıza gelen tesadüfler ama yinede bi endişe doğdu içime