Dün gece Karayılan adlı dizinin, eski bölümlerin özetlerinden oluşan özel bölümünü izledim. Aslında oyunculara baktığımda pek haz etmemiştim ama bir yakınım da bu dizide oynamaya başlayınca bakmak gerek dedim.

Karayılan, yani Molla Mehmet harpten çıkmış yorgun ve bitkin bir şekilde memleketine döner. Görür ki Fransızlar Güneydoğu Anadolu’yu işgal etmişler. Önceleri mırın kırın etse de; babasının, şehir meydanında Türk Bayrağını indirmeye kalkan Fransız askerini vurması sonucu çıkan olaylarda ölmesiyle kendisini direnişin ortasında bulur.

Bir sahnede, Fransız karargahında öldürülen bir direniçinin ardından diğer direnişçilerden bazıları şöyle der. “Fransızlar işi kılıfına uydurmuşlar ve öldürülen direnişçiyi intihar etmiş gibi göstermişler. Bu sebeple bir şey yapamayız. Hesap soramayız.” Karayılan’ın olaya bakış açısı ise şu şekildedir: “Ben hesap sormaya değil, canıma can almaya gidiyorum.” Karayılan’ın kafası ve yetişme şekli başka bir milletin kendi şehrinde karagah kurmasını bile anlayamamışken, orada öldürülen bir direnişçinin “kılıfına uydurularak” intihar etmiş gibi gösterilip hesap sorulamayacığını hiç anlamaz.

Ayrıca dizi, resmi ve gayri resmi tüm işgal öğelerine sürekli atıflarda bulunuyor. Ve bugüne kadar pek haz etmediğim oyuncular gözüme iyi görünmeye başladı bu dizi sayesinde. Velhasıl güzel dizi, seyredin.

Ama bir dakika, bu dizi damadın kanalı ATV’de oynuyor. bu hafta da yeni bölüm yerine eski bölümlerin özetini gösterdiklerine göre tahminimce kaldırılma aşamasında. Faşistçe mi geldi dersiniz vatanını savunanların düşünmek yerine kelle istemeleri?

Karayılan’ı anlatan türkü, Ruhi Su söylüyor, “Vurun Antepliler Vurun, Namus Günüdür.” Tüm işgallere karşı savaşırken düşen direnişçiler için.